1 Şubat 2012 Çarşamba

Dereotu Kombinim .O


Şaka nan şaka .) 5 Nisan 2010'da yazdığım Karnıbahar Kombinim başlıklı yazımı anımsaranız; o dönem plastik saksılarda satılan dereotundan almıştım ve daha sonra paylaşırım demişim ama olmuş 2 sene!

Baktım fotoğrafları kolajlamak çok vakit alıyor bari dedim az kadınsal hareketler olsun, Güzin Abla tadında ufak bir bilgi paylaşayım. Malum bu yazıyı da yazalı koca bir sene olmuş blogger taslaklarımda bekleye bekleye gözüme batıyor bari dedim yayına sokalım az farklılık olsun.

Hoş dereotu dereyi boyladı ama olsun .)
Bu foto o zamandan kalma şimdi biri çıkar yine sarışın mı oldun der valla içim şişti .O


Dereotcuğumuzun gelişimi boyunca bir sürü fotoğraf çekmiştim ama kimbilir nerede ./ Kısaca bu saksıları alıyorsunuz yetişince löp löp mideye. Kokusunu pek sevmesem de; biz bayanlar için dereotu çok faydalıymış.


Konu dışı ama aklınızda olsun, sebzeliğimde uzun süre taze kalması için plastik bir malzeme olmasına rağmen (hani şu sebzelerin ömrünü uzatan zamazingodan bahsediyorum), annemden kalan faydalı bir alışkanlığımı da sizlere önermiş olayım. Bu şekilde bardak, vazo içinde saklarsanız hem taze kalıyor hem de topraklarını rahatça bırakıyor.

Zaten bizim gibi minyatür aileler sanırım on demet almadığı için iki günde bitmiş oluyor. Jamie Oliver hesabı, benim de her zaman uyguladığım Sebze Doğrama Yöntemim gibi.


instagram'dan beni takip edenler anımsar, bunlarda yazdan kalma günlük sağlıklı yemeklerimiz. Haşlama sebzeler, kaparili, taze kekikli ızgara tavuk, salata, dereotu salatası vs.


Hahah bu tam bombaydı yav!

Amsterdam'dan malum Cemoş gelmişti, canı mangal çekmiş kırmadık ama asıl kıroluk kebap yanında fisky! .)



ancak verdiğim linklere tıkladığınız zaman sayfa altlarında sağ kısımda önceki kayıtlara basarak devam edebilirsiniz.

►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

Evimizden Dekorasyona Dair


2010'da çekilmiş ve taslaklarımda bekleyen yazılardan biri daha. Malum sürekli gezi vs yazmak uzun ve yorucu oluyor arada değişiklik iyi gelir.

Normalde renkleri seviyor olmama rağmen; evde sürekli yaşadığım ortamda daha ağır objelerin olmasından yanayım, ama alaturka değil, klasik asla değil.

Bir ara yabancı bloglardan görüp bizimkilerin heves edip birbirinin aynı tarz objelerle evlerini doldurduğu Amsterdam'da sevilen markalardan biri olan Cath Kidston ürünlerini de sevmiş gibi oldum ama sadece mutfak eşyalarından, çantasından aldım. Diyorum ya; English Home tarzı çiçek, puantiye vs çok cici ama evimde milyon tane renk beni yoruyor.

Unutmadan Cath Kidston TR'de de açılacak ve ekibe dahil olan arkadaşlarım TR'ye ye yerleşirse buradan da ürünlerine rahatça sahip olabileceksiniz.
Evimize ilk defa gelenler; benden çok renkli şeyler bekler ve her zaman şaşırırlar. Hoş ilk evlendiğimizden bu yana bir sürü eşya, obje değişti ama tarz olarak değişim istemedim. Bir ara gaza gelip beyaz, akça ağaç tonlarına kaysam mı dedim ama; annem "Hastane değil ev burası!" şeklinde dominant ve gayet net bir yaklaşım sergilediği için kadın haklı dedim. Tarz ve zevk meselesi ama benim için annem ne derse çıkar .)

Şimdi evde üst kata çıkınca merdiven önünde boş duran duvara dair dekoru ne şekilde yaptığımı izah edeyim. Bu sayede de aylardır yazmadığım Do It Yourself (DIY) yazılarıma ekleme yapmış olayım.

Görsele dair ilk kare üst kata ait, diğer kare ise; alt kat koridordan.


Ömer malum iş için sık sık Kore'ye gidiyor. Hello Kitty dışında farklı isteklerim olduğu bir dönem; alta eklediğim papirüslerden getirmişti. Net anlaşılmıyor ama mat siyah, füme, dore yaldızlı birbirinden farklı papirüsler ambalaj olarak ziyan edilmeyecek bir malzeme ve edere sahip olduğundan en iyi nerede ve ne şekilde kullanırım diye düşünürken; paspartu olarak kullanmaya karar verdim.


Ikea'nın çerçevelerine paspartu yaptığım görseller.


1- Sırasıyla annemin 97 yılında yaptığı duvar tabağı dekoru. Eskiler bilir, yeni okurlar için belirteyim; babam GS'da hoca annem de öğrencisiymiş. "Hocamdı, kocam oldu." der .)

Seramik bizim aile mesleği. Malum kardeşim de seramik mezunu, dayılarımdan biri Goethe Üniversitesi mezunu olmasına rağmen O'da seramikçi. Aslında doğrusu seramik sanatçısı demek ama ha Hasan kel, ha kel Hasan .P

Dedem emekli edebiyat öğretmeni ve Köy Enstitüleri dönemi sonrası bir dönem Milli Eğitim Bakanlığı yapmış olmasına rağmen yıllardır dayımla, anneannem desen 80 yaşına geldi hala dekor yapar, çıkartmalar konusunda da asla fire vermez.

Babam Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nden emekli. Ayrıca İstanbul Ünv. ve Mimar Sinan Üniversite'sinde 6 yıl kimya dersi vermişti. Son 5 senedir Haliç Üniversite'sine plastik sanatları kurmuş ve ara ara ders vermeye devam ederdi ama biliyorsunuz sağlık durumları yüzünden şimdilerde sadece İznik Çini Vakfı'nın baş danışmanı. İznik'i de ne çok severim. Bakalım kısmet yaza belki bir İznik çıkartması da yaparım.

Güzel oluyor değil mi?
Arada böyle özelden bahsedince daha yakından tanımış oluyorsunuz .)


2- Bu ortancalı tablo Paşabahçe'den, sanırım alalı kafadan 6 sene olmuştur.

Beğenip yapmak isterseniz; ahşap boyama ile tanışmam annemin bir arkadaşı sayesinde olmuştu. Yaş 12... O zamanlar kim yurt dışına gitse; stencil siparişi verirdim .) Sonra baktım baş edilecek gibi değil; babamın eski röntgenlerinin üzerine yine desenler çizip, maket bıçağı ile oyarak kendime stencil yapmıştım. Son aşama olarak; eski röntgen filmlerini çamaşır suyuna sokunca oluyor sana 1/1 stencil.

O dönem kimse peçete tutkalı, scrap kağıdı nedir bilmez ne paralar kırmıştım beah .O Bilenler bilir; özellikle Swissotel sosyetik kermesleriyle meşhurdur. Benim yaş 13- 15 deli gibi sipariş alıyorum, gece gündüz tepsi, pano, çerçeve boyamaktan sarhoş geziyordum. Malum boya, tiner kokusu habire kafam güzel oluyordu .O

Marangozlara ekmek sepeti, çerçeve siparişi vermekten her yerim talaş oluyordu. O zaman nerede şimdi ki gibi; ahşap boyama kurslarıymış, malzeme satanlarmış...

Lafı uzatmadan bu ortancalı tablonun yapılışını anlatayım.

Her hangi bir tablo, çerçeve artık neyse alıyorsunuz. Bildiğiniz beyaz duvar boyasıyla boyuyorsunuz. Eğer ahşap boyama işini severseniz ve daha önce hiç denemediyseniz en ucuzundan, battal boy beyaz boya alın, çünkü her boyamada beyaz kullanılıyor.

Bir kat gelişi güzel boyayın. Sonra zımpara kağıdı olur, -ki nalburlarda farklı mm.lerde bir sürü kağıt var, (veya eskiden evlerde olurdu şimdi satılıyor mu bilmiyorum ama sanırım üretimden kalktı, metal bulaşık süngeri gibi böyle leke yemek artığı çıkaran şeyden de alırsanız onunla da zımpara güzel oluyor) zımparalıyorsunuz. Kısaca bakın alta eskitme dokusu yaratmış oluyorsunuz.

Sonra beğendiğiniz bir peçete deseni seçip; peçetenin en üst katını çıkartıyorsunuz. Dikkat edin zar gibi incedir, yandan bir köşeden ayırın hemen ayrılır zaten. Bu tabloda ortanca bir peçete seçmişler.

Ben genelde ince deteylar için; et kesme makası kullanırdım. Bakın bu tabloda da; peçete olduğu belli değil. Ortanca olan kısımı kesip çıkarmışlar. Şimdi elimizde kaldı incecik ortanca desenli bir peçete katmanı.

Tabloda düzgünce ortalayıp; üzerine peçete tutkalı sürüyorsunuz ve zaten hemen kuruyor. Burada dikkat edilmesi gereken şey; peçeteyi yırtmamak, tutkalı sürerken kat izi yapmamak ve elbette ki fırça olarak sadece peçete fırçası kullanmak. Onlar diğer saman rengi fırçalar gibi değil beyaz tüylü ve yumuşaktır.

İnanın bu işlerde markası hiç önemli değil. Olay sizin el becerinizde. Plaid ürünlerine deli gibi para verip evi doldurmanıza gerek yok. Son yıllarda bu olay moda olunca, yerli firmalar piyasaya bir sürü güzel ürün sundu.

Sonra bırakın zaten iki saate kurur. İsterseniz üzerine yien nalburdan bile bulabileceğiniz; mat vernik sıkın. Fikslemesi açısından ben hep sıkardım. Öyle elli kat cam vernikmiş, parlak dokuymuş pek sevmem.

Tablonuz hazır .)

Bir ara evde yıllardır bekleyen malzemelerden vakit bulur üretime geçersem, transfer tekniği vs bir sürü tekniği de anlatırım.

3- Ikea'nın çerçevesi. İçine koyduğum resimler ise; Kore'li sanatçıların reprodüksiyonları, kısaca Samsung Kore'nin takvim sayfalarından.

4- Paşabahçe, Cafe Fernando Cengo'muzun hediyesi.



5 ve 6- Yine Ikea'nın çerçevesi, paspartuları yukarıda bahsettiğim Kore'den gelen papirüsler. İçine koyduğum resimler ise; Kore'li sanatçıların reprodüksiyonları, kısaca Samsung Kore'nin takvim sayfalarından.

7- Yine Ikea, al as hesabı. İçinde ki desenleri sevdim ve ellemedim.


8 ve 10 Ikea'nın çerçevesi, içine koyduğum resimler ise; Kore'li sanatçıların reprodüksiyonları, kısaca Samsung Kore'nin takvim sayfalarından. Ben içine Ikea taşları ve gece olunca fosforlu yeşile dönen taşlardan ekledim. Hani gece merdivenden çıkınca enstantene hesabı .)

9- Yine Ikea'nın çerçevesi, paspartuları yukarıda bahsettiğim Kore'den gelen papirüsler. İçine koyduğum resimler ise; Kore'li sanatçıların reprodüksiyonları, kısaca Samsung Kore'nin takvim sayfalarından.

Ve numaralandırmadığım; Ikea'dan 5'li paketler halinde satılan, kendinden yapıştırması olan kare aynaların ikisini verev olarak duvara yapıştırdım.


Geldik alt katta ki koridora...
Görsele dair 2. kolaj...


Bunlar Kore'de çok meşhur bir sanatçının papirüs reprodüksiyonlarıymış. Sağolsun Ömi görünce severim diye almış.

Reprodüksiyonların tonlarına uygun acı kahve, venge ve akça ağaç tonlarında Ikea'dan üç çerçeve alıp, yine yukarıda bahsettiğim Kore harfleri olan papirüsleri paspartu olarak kullandım.


Bir ara tablo,mask ve water globe koleksiyonumuzu da paylaşacağım.

Madem yazının başında Cath Kidston dedik; benim de en çok sevdiğim, Amsterdam'ın en meşhur dükkanlarından biri olan Kitsch Kitchen'a dair yazılarımın linklerini de ekleyelim tam olsun.

►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

31 Ocak 2012 Salı

Venedik + Paris = Eskişehir Gezimiz II. Bölüm


Venedik + Paris = Eskişehir Gezimiz I. Bölüm başlıklı yazımdan sonra; Yeşo'mla tatilimize kaldığımız yerden devam edelim.

Venedik ve Paris tatillerimize dair fotoğrafları I. bölüme eklemiş ne kadar benzediğini paylaşmıştım. Bu yazıma da Venedik'e dair başka fotoğraflar ekledim, dikkat ederseniz Eskişehir çok daha temiz!


Venedik kanal sularında lağım akıyor, Eskişehir'de böyle bir durum söz konusu bile değil! Keşke her belediye bu kadar özenli olsa...


Eskişehir köprüleri Venedik + Paris = Eskişehir Gezimiz I. Bölüm yazımda eklediğim III. Pont Alexandre köprüsüne ne kadar benziyor. Prag tatiline dair fotoğrafları yazdığım zaman oradaki köprülere de ne kadar benzediğini göreceksiniz.


Üzerine tünediğim banka kuşların mıçması dışında .) park gördüğünüz gibi tertemiz ve yemyeşil... * ஐ * : ) Stil Direktörü Kombin ( : * ஐ *'e dair detayları Venedik + Paris = Eskişehir Gezimiz I. Bölüm yazımda paylaşmıştım.



Gondol görevlileri, yurdum insanları, ve detaylar...


Ve yine Eskişehir & Venedik karşılaştırması...


2008'den beri Eskişehir bu düzende, umarım asla bozulmaz...
Yurdumun hanım teyzelerinden suretler...


Kahv6'da mantarlı sebzeli omlet enfesti aklınızda olsun tavsiye edilir.


Eskişehir'i bilenler Papağan'ı da bilir. Hoş çiğbörek için Eskişehir'de başka yerler de var ama benim için sadece Papağan.

İstanbul'da ise; aile dostumuz olan Ulus Aşkana ve kendi yaptığım çiğbörek! 2009'da benim açtığım çiğböreği merak edenler varsa; Bir Kadeh Şarabım Olmadan Çiğbörek Açmam!


Barlar sokağı gecenin kaçında giderseniz gidin cıvıl cıvıl. Malum öğrenci şehri ve sokaklarda gençleri görmek insana keyif veriyor!

Gezerken dikkatimizi çeken bir başka dükkan adı ise; EDİ - KOOP .) oldu!

Madem Edi kop dedi; biz de kopmak için barlar sokağına uğradık önce Haarika Batıyakası'na uğradık bizi pek sarmadı sonra en iyi yer neresiyse oraya gidelim dedik. 222 Park One Night'ı önerdiler ve mekan gerçekten çok iyiydi. Şaşırdığımız bir diğer konu ise; Eskişehir öğrenci şehri derler ama 222 Park One Night'ta bir kadeh whisky Reina'dan daha pahalıydı!!


Alta eklediğim fotoğrafın kolaj sırasına göre;

1. görsele dair; bomba yurdumun ince zekasına kurban olduğum pazarlamacı tükkan sahiplerine .) Manken abiye elektrik bantıyla sakal tasarlamak ancak benim insanımın aklına gelir .)))

2. görsele dair; tükkan önünde bulunan koşu bandında spor yapan abla dükkan çalışanı değil. Bildiğin halktan bir bayan hazır bulmuşken spor yapıyor .)

3. görsele dair; iskeletor hesabı kovboy mankenin yurtdışında görmüştüm ama Eskişehir'de görünce gerçekten şaşırdım. Kısaca Eskişehir diyip geçmeyin usta!



Alta eklediğim fotoğrafın kolaj sırasına göre 1. görsele dair; yeniden belediyeye helal dediğim bir başka kare: ÇÖPTE AÇAN ÇİÇEKLER

2. görsele dair; parayı vermeden kazıyan çok olmuş ki; milli piyangocu abimizin canına tak etmiş: ÖNCE PARA SONRA KAZI

3. görsele dair; sosyetik bir mekan olmasa bile; imkanları dahilinde rengarenk masa ve kumaşlarıyla farkındalık yaratan bir çay bahçesi...


2 günlük Eskişehir gezimizde gittiğimiz yerler; Papağan Çiğbörek, Haarika Batıyakası, Adalar, Kahv6, Waffle Es Cafe, Odunpazarı Evleri, Kurşunlu Külliyesi, Lüle Taşı Müzesi, Hafiz Ahmet Efendi Konağı, Şelale Park, Kentpark, Espark AVM, 222 Park One Night.

Şimdilik yine turumuzun sonuna geldik devamı gelecek esen kalın yavrular!
►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

30 Ocak 2012 Pazartesi

Champs Elysees Vitrinleri & Arc de Triomphe


Şu an göz gözü görmüyor, yine kırmızı alarm verilmiş. Havalar içimizi bunaltsa bile bizim havamız yerinde olsun gerisi zaten çok ta fifi .)

Temmuz 2011'e dair Paris gezimize kaldığım yerden devam.
Yine belirteyim; ben bu Paris'i sevemedim usta!
Bu aralar olaylar karışık ama siyasi konulara değinmek istemiyorum!

Sanat adına binlerce kez eyvallah ama fazla klasik, fazla şatafat!
Benim için varsa yoksa Amsterdam .) ah bir de soğuk olmasa!

2010 ve 2011 Paris ziyaretlerine dair şimdiye kadar paylaştığım tüm yazılarım için; Paris.

Arc de Triomphe de l'Etoile


Arc de Triomphe de l'Etoile:

Charles de Gaulle Meydanı'nın tam ortasında bulunan Arc de Triomphe (Zafer Anıtı), Napolyon Savaşları döneminde Fransa adına savaşan askerler anısına yapılmıştır. Bundan önce Champs-Elysées'nin batı kısmındaki Etoile Meydanı'nda bulunan anıtın hemen yan tarafında meçhul asker mezarı bulunmaktadır.

Champs Elysees'nin bir ucunun bittiği sınırda yükselen anıttır. Buraya girebilmek için alt geçitten geçmek gerekiyor. Yine alt geçidin içinde yer alan gişeden bilet alıp, anıtın olduğu zemine çıkıp yaklaşık 150-200 metre uzunluğunda bir silindirin içine sığdırılmış merdivenlerden geçmek zorundasınız. İlk katı sergi salonu ve satış mağazası olarak çalışmakta. İkinci katı ise; açık bir teras görünümünde olup, en az Eiffel kulesi kadar Paris'i ayaklarınızın altına serer. Dikkat çekici bir diğer husus ise Arc de Triomphe de l'Etoile'a aynı zamanda L'étoile du centre ( merkezin yıldızı ) denmesidir. Bunun sebebi Champs Elysees gibi bir çok uzun ve düz caddenin Arc de Triomphe da kesişmesidir. Ayrıca burası sadece Eiffel'le fotoğraf çektirmek isteyenlerin de uğraması gereken bir yerdir.

Dizaynı 1806 yılında Jean Chalgrin tarafından yapılan anıt 51 metre yüksekliğindeki sütunlar üzerinde durmaktadır ve 45 metre genişliğindedir. Üzerine çıkılıp Paris ve özellikle Champs Elysees seyredilebilir. Roma'nın Titus Anıtı'ndan esinlenilerek oluşturulan anıt en geniş ikinci taktır. İç duvarlarının üzerinde 558 Fransız generalinin isimleri yazmaktadır. Bunlardan savaşta ölenlerinin adlarının altı çizilmiştir. Dört ana sütunun kısa taraflarında Napolyon savaşları boyunca yaşanan en büyük muharebelerin adları yazmaktadır. Fakat bunların arasında Elba ve Waterloo yoktur.

Anıtı ziyaret etmek için metroyu kullananlar en yakın istasyon olan Charles de Gaulle – Étoile istasyonunda inmelidir. Anıtın tepesinden bir alttaki manzara izlemek için yapılan kata giden tek bir asansör bulunmaktadır. Ziyaretçiler 284 basamaklı merdiveni çıkarak anıtın tepesine ulaşabilirler ya da asansörü kullandıktan sonra kalan 46 basamağı çıkmaları gerekmektedir. Ziyaretçiler anıtın üstüne çıktıklarında Paris'in mükemmel manzarasını yüksekten görme fırsatı bulurlar.



O an dibimizin düştüğü, beş para etmez otomofiller .)



Champs Elysees caddesi üzerinde bulunan Abercrombie & Fitch. Bildiğiniz gibi AB menşeli bir firma. Yurt dışında lüks markaların önünde genelde kuyruk olur. İzdiham olmasın girenler rahatça gezsin diye genelde 10'ar gruplar halinde içeri alınırlar. Champs Elysees Louis Vuitton & Disney Shop ve Bendeniz! başlıklı yazımda fotoğraflarıyla paylaşmıştım.

Ancak malum Abercrombie & Fitch öyle ahım şahım bir marka değil. O ara yoldan geçen birine sordum; Abercrombie & Fitch o gün deli indirime girmiş önünde bulunan kuyruğun geneli yerel halk.

Onca saat kuyruğa gir bekle bu nasıl bir kafa anlamıyorum ekmek sanki!


Bu bina ne binasıydı artık anımsamıyorum onca yer iç içe girdi .)


Bizim yurdum insanının; "Ah Ladurée'dan macaron aldım pek coolum canım.." havasına büründüğü Ladurée | Sweets & Gourmandises'in Champs Elysees üzerindeki şubelerinden biri.

Yıllardır derim yine diyorum; bizim acıbadem kurabiyemiz ve bezemiz macarona bin basar! Ama bizim Türk kafası ambalajımız patlak! Az cilala el gibi, boya süsle, dekoru pompala bak gör bakalım o zaman neler oluyor!


Agatha'ya laf etmem mesela. Adamlar harbi işi biliyor. Orta okul yıllarında aldığım toka hala taş gibi ki o zamanlar şimdiki gibi nerdeee Agatha bulacaksın da alacaksın. Sadece İstanbul'da Nişantaşı'nda bir eczane Agatha tokalar satıyordu, oradan da almak için adını sıraya yazdırırdın. Hey gidi hey .)


En ünlü bankalardan biri olan; Societe Generale, H&M şubelerinden biri ve bir zamanlar burada da moda olan, Fransız markaları arasında patlayan firmalardan biri NAF NAF.


Champs Elysees sokaklarından...


Champs Elysees HUGO BOSS. O an İstanbul'da saat kaç? .)


Modaya dair uzak - yakın atraksiyonları.

Ne zaman bu tarz tasarımlar karşıma çıksa; aklıma 90's Türkiye'sinin Türk Gençliği Bendeniz'in abajur kız halleri geliyor.



Champs Elysees'de bulunan en büyük Sephora. Çalışanlar kapı önünde tavan yapmış müzik sesleri eşliğinde içeri müşteri çekmeye çalışırken ve işe yaradı malum girdim .)


O ara aldığım Sephora ojeler.


Ve plak delisi Ömi'nin mekanı.


Sözüm ona Megastore ama Beyoğlu'nda bulunan şubesinden küçüktü.


Virgin Store içinde bulunan devasa Samsung standı orada da karşımıza çıktı.


Tam biz çıkarken içeri giren bu çiftin evde besledikleri gelinciği görünce kendimden geçtim.

Küçük bir anı: Yazlıkta (Ayvalık) biz küçükken arkadaşlarımızla toplanıp denize gitmeye üşendiğimiz zamanlar kız kıza terasta güneşlenirdik. Yaş 12-15 arası neyse bikininin üst takımı fora. Etrafta gelincikler deli gibi cirit atıyor ve kim bikinisini çıkarsa ortaya bir yere bıraksa gelincikler çalıp saklıyordu. Sonra bir gün nereye saklıyorlar acaba diye takip ettik. Bir de ne görelim; resmen çukur kazıp içine ne var ne yoksa, kimden ne çalmışlarsa saklamışlar .) Hala ne zaman gelincik konusu açılsa aklıma gelir.


Ve eRişte bu fotolar sana gelsin hacı .)
Champs Elysees üzerindeki Mercedes-Benz & Peugeot Avenue





Bir yayınımızın daha sonuna geldik.
Keyif aldıysanız ne ala!
◕ ‿ ◕

►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

Westwing Türkiye'den 5 Kişiye 50'şer TL'lik Hediye Çeki


Yarışma detaylarına geçmeden önce firmayı tanıtmak istiyorum. Westwing Türkiye ile tanışmam geçen seneye dayanır hatta ilk üyelerinden olduğumu da dile getirmekten keyif duyarım. Eminim ki; bir çok yerde görmüşsünüzdür çünkü Westwing Türkiye bildiğiniz e-ticaret yapan sitelerden kalite bakımından hemen ayırt ediliyor. Eğer tanımıyorsanız bahsedeceğim detaylara ve ürünlere bakarsanız zaten ne denli niş ürünler sattığını anlayacaksınız.

WESTWING HOME & LIVING TÜRKİYE

Almanya'da başlayarak İngiltere, Fransa, Rusya, Avustralya ve Brezilya gibi ülkelerde faaliyete geçen Westwing Home & Living özel alışveriş kulübü Türkiye'de www.westwing.com.tr adresinden faaliyetlerine başladı. Yakında, Hindistan ve Arap ülkelerinde de faaliyetlerine geçerek 20 ülkeyi kapsayan, ev ve yaşam konseptli en büyük global girişim olacak.

Westwing Türkiye'ye ürün tedarik eden yerel markaların ürünleri Westwing’in bulunduğu 20 ülkede de satışa sunulacak. Seçkin markaların ev ve yaşam konseptli ürünlerinin %70'e varan indirimlerle bulunabileceği Westwing Türkiye, stil sahibi evlerin yeni adresi olmayı hedefliyor.

Westwing Türkiye'de yer alan özel markalar, yoğun bir ön çalışma sürecinin ardından stil editörleri tarafından özel konseptler belirlenerek bir araya toplanıyor.

Westwing, dünyanın en çok satan dergisi ELLE ve ELLE DECORATION'da uzun yıllar editörlük yapan Delia Fisher tarafından Almanya'da kurulmuştur. Delia'nın internet üzerinden birinci sınıf ev ve yaşam konseptli ürünleri uygun fiyatlarla almak için yaptığı çalışmalar, onun Westwing Home & Living'i kurma sürecini başlattı. Sonucunda deneyimli bir ekip ile Westwing Home & Living, tasarım tutkunlarının yeni fikirler bulabileceği özel bir alışveriş kulübüne dönüştü. Ayrıca yine Westwing Türkiye'nin Stil editörlüğünü Elle Decoration Türkiye'de yıllarca çalışmış, Elle geleneğinden gelen Yonca Karatoprak yapmaktadır.


Westwing Türkiye'ye bu şık gazetelik için teşekkürler .)



WESTWING ONLİNE DERGİ

Westwing Türkiye'nin ürün satışı dışında online dergisi de var. Stil sahibi ünlü kişilerin evlerinin ve dekorasyon trendlerinin yer aldığı Westwing online dergi, dünyadan farklı yaşam kültürlerini aktaran ilham verici bir rota olacak. Westwing online dergi, ev dekorasyonunu sizin için keyifli bir tecrübeye dönüştürecek. Ev yaşamına yönelik ilham veren hikayeler ve pratik dekorasyon önerileriyle Westwing online dergi, Westwing üyelerine yepyeni fikirlerle ilham verici bir kaynak olacak.



Yarışmaya katılmak için yapılması gerekenler:



- Öncelikle daha önce siteye üyeyseniz başka bir mail adresi ile Westwing Türkiye'ye alta eklediğim linkten üye olmanız gerekiyor.


(Link stildirektoru.com için özel olarak hazırlandı yani bu sayede buraya katılıyorum vs şeklinde yorum yazsanız bile verdiğim linkten üye olmadığınız firma tarafından tespit edilirse elenme durumu var.)

Ayrıca yarışma dışı bir bilgi; verdiğim linkten üye olanlar, otomatik olarak, 100 TL ve üzeri alışverişlerinde kullanabilcekleri 35 TL'lik indirim kuponu kazanıyorlar. Kupon kullanımları 29 Şubat'a kadar geçerli.

- Facebook sayfasını beğenmeniz ( Firma yoruma beyan ettiğiniz linkleri kontrol ediyor.)

- Bu yazımı Facebook duvarınızda paylaşmanız. (Her yazımın üst kısmında Facebook beğen butonu var, ona bastığınız durumda Facebook duvarınızda otomatikman paylaşmış olursunuz.)

- Westwing Türkiye sitesinden beğendiğiniz bir kampanyayı sitenin içindeki "Beğen" butonuyla beğenmek.

- Blogu olanlar; bu yazımı hediye ettiğimiz ürün görseliyle ve yazımın linkiyle bloglarında paylaşmalı. Blogu olup yazmamış olanlar elenecek. Blogunuzun yan kolonlarına yazımın bannerını koymanız değil yazıyı yazmanız gerek...


Tüm bunlar bittikten sonra;

Bu yazıma paylaştığınız linkleri de ibraz ederek, yani paylaştım, katılmak istiyorum şeklinde değil; kontrol edebilmemiz için sizin linkleriniz olmalı. Özellikle belirtiyorum ibraz ettiğiniz linkler; fan sayfalarının kendi linkleri değil sizin paylaşımlarınıza dair linkler olmalı... (Diğer yarışmalara bakın doğru yazanlar nasıl yorum bırakıyor...) bu şekilde yorum yazmanız.


Yarışmamız; 7 Şubat 2012 günü sona erecek. Şartları 1/1 yerine getirenler ve belirttiğim gibi yorumları eksiksiz bırakanlar arasından; random.org sitesi aracılığıyla çekiliş sonrası kazananları yeni bir yazı olarak sizlere beyan edeceğim.

Yeniden diyelim hepinize bol şans!
Sevgi ve neşe ile kalın .)
►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

Bu blogun tema tasarımı Stil Direktörü tarafından yapılmıştır.

 ou