17 Nisan 2009 Cuma


Uğurböceği ile Papatyanın Aşkı



Bir uğurböceği kondu bir papatyanın üzerine uzun bir yoldan gelmişti belki de. Soluklanmak için can havliyle kendini papatyanın üzerine atmıştı. Önce üzerine konduğu bu papatyanın bu kadar güzel olduğunu daha önce fark edemediğini anladı uzun uzun papatyayı seyretti. Papatya ise üzerine konan uğurböceğini ilk defa görüyordu. Bu kadar güzel bir yaratığın daha önce misafiri olmadığını fark etti bakışlarını renklerinden alamıyordu. İkisi de uzun uzun birbirlerini seyrettiler sadece.

Sanki bir ses çıksa aralarındaki bu büyü bozulacaktı. Böyle başlamıştı papatya ile uğurböceğinin aşkları. Her gün uğurböceği uzun yollardan papatyasına o küçücük kanatlarını çırparak geliyor papatya ise yolunu gözlüyordu sevdiceğinin heyecanla. Gel zaman git zaman bahar bitti yaz bitti kış geldi. Kar yağmaya başladı doğayı beyaz bir örtü kapladı. Yine yollara düşmüştü bizim uğurböceği yüreğinde o ilk günün heyecanıyla. Yolda rastladığı bütün ağaçlar bütün çiçekler yapraklarını dökmüştü.

Birden içinde bir korku belirdi; "ya benim sevdiceğim beni beklemekten yorgun düşüp kışa yenik düştüyse" diye mırıldandı kendi kendine. Yüreğinde duyduğu korkuyla daha hızlı kanat çırpmaya başlamıştı yetişmek için sevdiceğine. Rüzgar şiddetini artırmaya başlamıştı tipiden yolunu göremiyordu uğurböceği. Çok yorulmuştu nefes almakta güçlük çekiyordu yorgunluktan harap bitap bir haldeydi ama içinde ki biriktirdiği sevgi ona 'biraz daha dayan az kaldı' diyerek ona güç veriyordu.

Artık kanatlarını çırpamaz hale gelmişti ve kendini yukarıdan yavaşça aşağı bıraktı. Havada bilinçsiz bir şekilde aşağı düşen uğurböceği artık kanat çırpmıyor yüreğinde sadece sevdiceğine kavuşabilmek arzusu "hiç olmazsa son bir defa onu görebilsem" diyerek mırıldanıyordu...

Sonra mı ne oldu? Ne oldu dersiniz? Burada bir geçiş yapalım papatyadan anlatmaya devam edelim hikâyemizi.

Papatya sabah uyandığında her tarafı beyaz bir örtünün kapladığını görmüştü. Hayatında ilk defa görüyordu. Havada epey soğuktu beklemeye başladı sevdiceğinin uzaklardan gelişini. Birden bir rüzgar kapladı her tarafı ve giderek şiddetini artırıyordu. Tipi nedeniyle göz gözü görmez olmuştu. Papatyanın içini bir üzüntü kaplamıştı. Sevdiceği kanat çırpmaktan yorulup vazgeçtiyse gelmekten ya da yorgunluktan gözleri ölüme kapandıysa. Papatyacık üzüntüden gözyaşlarına hakim olamıyordu. "Allah'ım ne olur o kapattıysa gözlerini bu dünyaya izin ver bende kapatayım bir daha çiçek açmayayım. Hala kanat çırpıyorsa bana gelmek için izin ver son bir daha onu görebileyim"

Papatyacık başını gökyüzüne çevirmiş gözlerinde yaşlar içinden dua ediyordu. Derken gökyüzünden bir şeyin aşağı doğru düştüğünü gördü papatyacık ve gördüğünün kendi sevdiceği olduğunu fark etti. Ancak sevdiceği yere doğru hızla düşüyordu. Onu kurtarmak için bir şeyler yapmalıydı.

Tüm gücünü toplayarak boynunu eğebildiği kadar eğdi ve uğurböceğimiz papatyacığın yapraklarının üzerine düştü. Papatyacık içinde büyük bir mutluluk hissetti. Ancak uğurböceği yorgunluktan bilinçsizce yatıyordu yapraklarının üzerinde ve çok üşümüştü. Papatyacık onu sımsıkı sararak ısıtmaya çalıştı ama kendide çok yorgundu. Gözlerini kapadı derin bir uykuya daldı. Şimdi her ikisi de derin bir uykudaydı.

Ya sonrası ne oldu dersiniz?

Önce papatyacık uyandı gökyüzüne çevirdi başını güneş açmıştı. Toprağın üstü hala bembeyazdı ama güneş ısıtıyordu içini. Uğurböceğine baktı... Uğurböceği uyandığında birde ne görsün o beyaz örtünün içinde sarıpapatyası ona bakıyordu sevgi dolu gözlerle...


Hayatınızın her anında sevgilerinizi dolu dolu yaşamanız dileğiyle, güzel bir haftasonu dilerim...


2 Yorum Oku / Yorum Yaz :

Bir Mimarın Hobisi   17 Nisan 2009 20:51  

cnm sana da ii hafta sonları hem mail attım sana hem de blogumda istediğin yakın fotoları yayınladım. mailini beklıyorum.sevgiler

Stil Direktörü   17 Nisan 2009 21:03  

Çok zarifsin baktım hemen yazdım maili siparişleri sevgiler.


Bu blogun tema tasarımı Stil Direktörü tarafından yapılmıştır.
Copyright © 2006 - 2015