29 Haziran 2009 Pazartesi


(¸.•*¨`¤~ Kıbrıs Tatilim Bölüm İki ~¤´¨*•.¸)



Çok fazla söyleyecek söz yok. İçimizi yakan insanlık ayıbının fotoğrafları. Dil, din, ırk ayrımının olmadığı, başı açıkmış kapalıymış, zenginmiş fakirmiş endişesinin yaşanmadığı, insanlığa yakışır bir şekilde yaşamak ve gelecek nesillere güzel bir dünya bırabilmek bu kadar zor olmamalı.

Bu arada babamın durumunu sormuşsunuz sağolun, 29'da yani bu Pazartesi denmişti ameliyatı. Bir adet yetmezmiş 2 adet kalp pili takılacakmış :( Kanı sulansın diye ömür boyu aldığı ilaç olan comadini bir haftadır kestiler ki ameliyata hazırlık olsun ama onun yerine günde 4 iğne oluyor başka şekilde sulandırmaya çalışıyorlar. Ama ne yazık ki Cumartesi gittiğimiz kontrolde yeteri kadar sulanmadığını öğrendik, iğnelere ve kontrole devam dediler. Ameliyat olabilecek durumu saptağımız an hemen alacağız, siz de her an tetikte kalın dediler. Bakalım bir an önce sulansında çektiği ağrılar son bulsun. Sizler de eksik olmayın.



Lefkoşa'daki Barbarlık müzesi

21 Aralık 1963, yani “Kanlı Noel” bunun en açık ifadesidir. Noel demek Hırıstiyan inancına göre Hz.İsa’nın Doğumunun kutlanması demektir.

Hırıstiyanlık kan dökmeyi, katliam yapmayı emretmiyor. Ama Rumlar tıpkı bir vampir misali liderleri Papaz Makarios’un öncülüğünde Hz.İsa’nın bile doğum yıldönümünde bile insanlık dışı bir davranışla kan döküyorlar.

Araştırdığımız tarihi kaynaklara göre; “Kıbrıs'ta dinamiti patlatan ilk kıvılcım, 4 Aralık 1963'te Lefkoşe'deki EOKA eylemcisi Markos Dragos'un heykeline konulan bomba oluyor. EOKA bombayı Türkler'in koyduğunu ileri sürüyor. Ardından iki Türk öldürülüyor. Artık ok yaydan çıkmıştır... 24-25 Aralık’taki acı katliama işte böyle başlanıyor.”

Rumlar bu tarihte saldırıya geçerek, Türkler üzerinde müthiş bir soykırıma giriştiler. Sırada Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alay doktoru Elazığlı Binbaşı Nihat İlhan’ın evi de vardı. Eli silahlı gözü dönmüş Rumlar gecenin bir vaktinde evin kapısına dayandılar.

Binbaşı Nihat İlhan, evde yoktu…

18 Aralık günü evden çıkarak Alay’a gitmişti. Günlerce gecelerce eve dönememiş, Gönyeli ve Küçükkaymaklı’daki yaralı Türklerin yaralarını sarıyor, onlara sevgi, şefkat ve şifa dağıtıyordu. Nihat İlhan 6 ay önce Amerika’dan Türkiye’ye dönmüş, Haydarpaşa Askeri Hastanesinde göreve başlamış, çok geçmeden de tayini Kıbrıs’a çıkmıştı. Geldikten 2,5 ay sonra da çocuklarını yanına aldırmış, güvende olsunlar diye Kıbrıslı Türk Ailelerin yanındaki bu evi tutmuştu.

Rumlar kapıya dayandığında, sokaktan gelen yüksek sesteki Rumca konuşmaları duyan Mürüvvet İlhan, çocukları Murat, Kutsi ve Hakan’ı yanına alarak, evin banyosundaki küvetin içine girerler. O sırada evde bulunan ev sahibi Ferdiye Gudum adlı yaşlı kadın da tuvalete saklanır.

Evin sokak kapısı açılmayınca silahlı caniler tarafından kırılır. İçeri giren Rumlar Binbaşı’nın ailesini banyodaki küvetin içerisinde kurşun yağmuruna tutarlar. Ev sahibi kadını da tuvalette tararlar. Bu baskın sırasında Rifle otomatik mavzerlerle 15, Storn otomatik tabanca ile 12, mavzerlerle 6 olmak üzere toplam 33 el ateş edildiği, şehitlerin vücutlarındaki yaralardan ve duvarlarda hala yeri belli olan kurşunların izlerden anlaşılmaktadır.

Eşinin ve çocuklarının şehit edildiğini Binbaşı Nihat İlhan, ancak 4 gün sonra öğrenecektir.

kaynak


24 aralik 1963 gecesi kibris türk kuvvetleri doktoru nihat ilhan'ın evinde yasanan olaydan sonra 1 ocak 1966 tarihinde ziyarete acilan muze. olay gecesi ilhan evinde degildir. evde eşi mürüvvet ilhan, cocuklari murat, kutsi ve hakan, ev sahibi hasan yusuf gudum ve eşi ferdiye hasan gudum, ayrıca moralı ayse cankan, kizi isil cankan ve növber ibrahimoglu bulunmaktadir. gece olunca ev kursun yagmuruna tutulur. ilhan ve cocuklari banyo küvetine, digerleri küvetin cevresine, ferdiye hasan gudum da banyonun yanindaki tuvalete siginir. daha sonra, silahlılar iceri girer ve evi tarar. sonuçta m. ilhan ve cocuklari ile ferdiye hanim ölürler, diğerleri ise agir yaralanir. ev, o günkü haliyle korunuyor, kan izleri var. kursun deliklerini ise saymak mümkün degil.

kaynak

olay esnasında evde bulunan hasan yusuf güdüm’ün ağzından: bu kısım aynen müzede de yazıyordu birebir yani arkadaşlar.

24 aralık 1963 gecesi, eşim feride’yle komşumuz binbaşı nihat ilhan’ın evindeydik. akşam yemeği yiyorduk. ansızın kanlı dere tarafından eve kurşun yağmur gibi yağmaya başladı. bulunduğumuz yemek odası çok tehlikeliydi. çabucak banyoya koştuk. burasının daha güvenli olduğunu düşünmüştük. dokuz kişiydik. eşimden başka herkes banyoya sığınmış, eşim tuvalete saklanmıştı. korku ve dehşet içinde bekledik. binbaşı doktorun hanımı bayan ilhan banyoda, kollarında çocukları olduğu halde ayakta duruyordu. ansızın sokak kapısının büyük bir gürültü ile kırıldığını işittik. makineli tüfeklerle eve giren rumlar, her tarafı taramaya başlamışlardı. bir ara rumca bir sesin “taksim istersiniz ha!” diye bağırdığını işittim. tekrar kurşun yağmuru başlamıştı. bayan ilhan üç çocuğuyla birlikte küvetin içine yığılmıştı. vurulmuşlardı. bu esnada banyoya giren rumlar silahlarındaki kurşunları tekrar üstümüze boşalttı. binbaşının çocuklarından birinin inlemesini işittim ve kendimden geçtim bayılmışım.
iki üç saat sonra ayıldığım zaman bayan ilhan’ın ve çocuklarının küvette ölü yattıklarını gördüm. ben ve diğer komşular ağır yaralıydık. eşime ne olmuştu acaba? derhal tuvalete koştum. yerde yatıyordu en vahşi bir şekilde öldürülmüştü. sokaktan silah sesleriyle karışık “ imdat! yetişin! bizi kurtaracak yok mu?” feryatları geliyordu. çok korkmuştum. yatak odasına geçtim ve karyolanın altına saklandım. bir saat daha geçmişti. uzaktan silah sesleri gelmeye devam ediyordu. ağzım kupkuruydu. karyolanın altından çıkıp biraz su içerek tekrar banyoya geçtim. bir saat önceki gibi, herkes olduğu yerde duruyordu. yaralı olanlara su verdim.

sabah saat beşe kadar banyoda bekledik. hiç sabah olmayacak sanmıştım. hepimiz yaralıydık ve hastaneye gitmemiz gerekiyordu. növber’le ben yürüyebiliyorduk. orada bazı kimselere rastladık. bizi alıp hastaneye götürdüler. yolda giderken evde daha yaralılar bulunduğunu söyledim. hastanede üç gün kaldıktan sonra uçakla ankara’ya tedaviye gönderildim. orada 4 ay tedavi gördüm. fakat bir kolumu hala kullanamam. kıbrıs’a dönüşümde uçak alanında rumlar tarafından tutuklandım. bu anlattıklarımı tutukluluğum esnasında rumlara da anlattım. sonra serbest bırakıldım.”

22 Yorum Oku / Yorum Yaz :

Bilun ŞEN   29 Haziran 2009 04:24  

:( İçim acıdı yine..

birdutmasali   29 Haziran 2009 07:05  

evet canım bende her Kıbrısa gittiğimde,
mutlaka ve mutlaka gördüğüm halde hem şehitliği,
hemde müzemizi ziyaret ederim.
ruhları şad olsun..
savaş ''
hayatımda hiç anlamını çözemediğim tek kelimedir :(
sevgilerimle...

Mavi Bahçe   29 Haziran 2009 09:04  

Nasıl bir insanlık bunları yapan ya anlayamıyorum:(
Çok kötü birşey :(

www.lacheen.org   29 Haziran 2009 10:10  

Canım ben yanlış hatırlıyormuşum adını, o küçükken gittiğimiz yer burasıydı işte. O küveti görünce hatırladım. O zaman camla kapalı değildi ve bu kadar temiz değildi. Ay insanın nasıl aklına yer ediyor küçükken gördükleri...

Keyifli Hobiler   29 Haziran 2009 10:28  

Canım babacıgına yine cok cok geçmiş olsunu umarım biran evvel kanı sulanır..
Birde burada ki konuyu binbaşı Nihat İlhan dan dinlemiştim, ona söylendiği anı anlatırken ağlayışları boğazının düğüm düğüm oluşu bir baba ve eş olarak çok zor bir şey.
Aklımdan çıkmadı onun o hali...
Ayıptanda öte vahşet canilik!!!!
Ruhları şadolsun tüm ölenlerin.

Keyifli Hobiler   29 Haziran 2009 10:28  

Canım babacıgına yine cok cok geçmiş olsunu umarım biran evvel kanı sulanır..
Birde burada ki konuyu binbaşı Nihat İlhan dan dinlemiştim, ona söylendiği anı anlatırken ağlayışları boğazının düğüm düğüm oluşu bir baba ve eş olarak çok zor bir şey.
Aklımdan çıkmadı onun o hali...
Ayıptanda öte vahşet canilik!!!!
Ruhları şadolsun tüm ölenlerin.

esra   29 Haziran 2009 11:11  

Polonyada gitmiş olduğum nazi kamplarını anımsattı bana (http://tr.wikipedia.org/wiki/Auschwitz-Birkenau)

Çok acı

Bir daha böyle acılar yaşanmasın

içimdeki yolculuk   29 Haziran 2009 13:00  

:(( üzülüyo insan üzülmekle beraberinde dakha bi öfkeli oluyor

VOLKAN - KALDERA   29 Haziran 2009 16:49  

Bela okumak günah biliyorum, ama kalbim haykırıyor ne yapayım ://

caramel macchiato   29 Haziran 2009 20:50  

canım ya, umarım herşey çok iyi olucak babacınla!!!

akşam akşam içim bir fena oldu okurken :(

tuğba   29 Haziran 2009 23:03  

tüm gercekleri tüm çıplaklığıyla ögrenmemiz arastırmamız lazım paylaşımın için cok teşekkürler hala bu vahseti kendilerine cevirip biz türkleri ermeni soykırımının sorumlusu tutanlar tarihi arastırmalı kendimizden bile bu soykırıma inananlar var, bunu biliyoruz ben bilinçli bir türk evladı olmak istiyorum benim atalarım insan ve sevgi için yaşadı bizde bunun için yaşayacağız vahşeti sloganlaştıran işte yine biz değiliz...

Cocukla Cocuk   30 Haziran 2009 10:28  

ay çok fena ya, Kıbrıs a gitmedim, gidip görmek lazım bizzat müzeyi, yapılanları unutmamak ve dersler almak için

* ஐ * : ) Stil Direktörü ( : * ஐ *   30 Haziran 2009 10:34  

Kesinlikle fena olmaz olsun bu dünyada savaş denen illet.

Esra sağol canım linke bakıyorum hemen.

Ayşe   30 Haziran 2009 12:21  

Canım bunları eklemen çok iyi olmuş herkesin duyarlı davranması gerek.Ben 3 yıl Kıbrıs'ta yaşadım.Arada bir yine tatil için giderim.Her defasında onların çektiği acıları hatırlarım.Yapılanlar insanlığa sığmaz,affedilecek gibi değil.Ancak ne var ki Kıbrıs gençliği bu konuda anne ve babaları kadar duyarlı değil:(

* ஐ * : ) Stil Direktörü ( : * ஐ *   30 Haziran 2009 12:28  

Ayşe'cim çok haklısın gençleri duyarlı değil kesinlikle çok üzüldüm bende zaten yüzümden düşen bin parça fotoğrafda da :(

Absinthe   30 Haziran 2009 12:59  

Anlamadigim neden banyoya kosuyorlar ki? Zaten evin kapisini acmadiklari zaman iceri girecekleri ve her tarafi talan edicekleri ortada.. Ne bilim bahce mahce falan yokmuydu.

* ஐ * : ) Stil Direktörü ( : * ஐ *   30 Haziran 2009 13:04  

Absinthe ev küçük saklanacak yer yok bahçe silahlarla tarayan rum askeri dolu canım ondan yani.

Fashioncholic Girl   4 Temmuz 2009 20:45  

buraya ben 10 yaşımda gitmiştim // düşünsene bi orda hissettiklerimi =((

* ஐ * : ) Stil Direktörü ( : * ஐ *   7 Temmuz 2009 01:42  

Fashioncholic Girl ben il gittiğimde ortaokuldaydım da seni ve diğer küçük çocukları neden götürürler ki bak ne kadar etkilenmişsin :(

nettebugun   11 Haziran 2012 15:51  

Başkentteki eğlence merkezinde bulunan Barbarlık Müzesi'ni ziyaret edebilme fırsatı yakalamanıza inanın çok memnun kaldım; keşke dahili olan tur Gazimağosa tarafındaki, içinde birkaç aylık çocukların da bulunduğu toplu mezarlara/şehitliklere de götürebilseydi... :(

 Stil Direktörü    11 Haziran 2012 15:52  

Ne yazık ki; baba tarafından da akrabamızdı .( Oralara da gittim lakin yazacak vakit olmadı hele Kapalımaraş bölgesi içler acısı .(


Bu blogun tema tasarımı Stil Direktörü tarafından yapılmıştır.
Copyright © 2006 - 2015