30 Haziran 2009 Salı


Kendini Tencere Kapaklığı Sanan Dergiliğim



Bu altta gördüğünüz aslında tencere kapakları düzenli dursun diye Ikea'da satılan bir ürün. Hasır sepetlerin dergilik olarak kullanılmasından sıkıldım ben de bu şekilde balkonuma dergilik yaptım.

Burada da; karıştırıcılar tencere içine düşmesin diye güzel bir fikir yazmıştım.

►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

Sallantılı İncili Yüzük Yapmıştım



İki senesi var bu yüzüğün ve hala kararmadı. Aslında yüzük aparatı olarak satılan bu halkalar hemen kararıyor aklınızda olsun. Bu halka kolye birleştirme aparatıydı, bijuteriden iki adet almıştım. Birini kurdeladan sallantılı bir kemer yapmıştım onda kullandım bir ara onu da yazarım. Biraz büyük olduğu için baş parmağıma takıyorum. Takı yapmayı sevenlere fikir olsun.

Bakmak isterseniz daha önce yaptığım başka bir yüzük olan, Lehim Aletiyle Döverek Yaptığım Yüzük

►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

Yastık Boyama Seti ve Boyadığım Yastık



Bu yastığı geçen sene doğum günümde dostum Cafe Fernando / Cenk hediye etmişti. Ancak boyayabildim. Şükriye Dikmen'in Aliye Berger portresi.

Fotoğraflarda da gördüğünüz üzere farklı tonlarda boyanmışı var. Ben ekindeki boyalar haricinde tahta boyamada kullandığım altın rengini saçlarına uyguladım. Dudağına ben yaptım :) Kolyesinde de bakır, altın ve gümüş tonlar kullanarak ışıltı kattım. Siyah kontürleri olduğundan sadece boyama kısmında emeğim var.

Kuruduğu zaman tersten ütülüyorsunuz. Şu anda balkonumu süslüyor, ama kimsenin üstüne yaslanmasına izin vermedim, koskoca Aliye Berger yani :)

Yastık boyama setini beğendiyseniz İstanbul Museum of Modern Art'a bakabilirsiniz.

►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

Crocs Terliklerim



Erkek versiyonumdan burada Calou istiyorum demiştim ya; Calou bulamamış ama Crocs bulmuş. Daha da iyi olmuş. Ayağımda var mı, yok mu belli değil. Tüy gibi hafif hele en sevdiğim renklerden biri olan bebek mavisi olması da cabası. Ben düz tabanım ama hangi dükkana girsem dolar nasıl iştir anlamadım ve sinir olurum rahat rahat gezemiyorum diye :)

Evde yaprak falan sararken yada uzun süre ayakta kalacağım bir iş yaparken giydiğim terlik çok önemli çünkü bacaklarım gece yatınca çok ağrıyor kızlar. Aslında en sık giydiğim terlik bu ortepedik olan Birkenstock'larım. Size de tavsiyem olsun ikisini de denersiniz.

►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

29 Haziran 2009 Pazartesi


Gülben mi, Ayşe mi?



Yaklaşık dört senedir saçlarım sarı ve modeli boynumda ama önleri biraz daha uzun. Victoria Beckham modeli diyorlar ama ben ondan önce kestirdim biliyorsunuz ki :)

Arada Gülben gibi boyatsam mı diyorum. Sonra iç sesim azıyor Ayşe gibi de kestir diyor. Aman ne bileyim ne dersiniz yapsam mı bir değişiklik. Yoksa ellemesem mi :)

Saçlardan konu açılmışken sizin de saçlarınız fön çektirdiğiniz günün ertesi günü yağlanıyorsa bu sırrımı bilmeyenlere tavsiye ediyorum. Sephora'nın yağlı saçları temzileyen spreyini kullanıyorum fotoğrafını çekmiş, ürünü tanıtmıştım. Buradan bakma şansınız var.

Fotoğraf kaynakları bana aittir dergiden çektim.

►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

(¸.•*¨`¤~ Kıbrıs Tatilim Bölüm İki ~¤´¨*•.¸)



Çok fazla söyleyecek söz yok. İçimizi yakan insanlık ayıbının fotoğrafları. Dil, din, ırk ayrımının olmadığı, başı açıkmış kapalıymış, zenginmiş fakirmiş endişesinin yaşanmadığı, insanlığa yakışır bir şekilde yaşamak ve gelecek nesillere güzel bir dünya bırabilmek bu kadar zor olmamalı.

Bu arada babamın durumunu sormuşsunuz sağolun, 29'da yani bu Pazartesi denmişti ameliyatı. Bir adet yetmezmiş 2 adet kalp pili takılacakmış :( Kanı sulansın diye ömür boyu aldığı ilaç olan comadini bir haftadır kestiler ki ameliyata hazırlık olsun ama onun yerine günde 4 iğne oluyor başka şekilde sulandırmaya çalışıyorlar. Ama ne yazık ki Cumartesi gittiğimiz kontrolde yeteri kadar sulanmadığını öğrendik, iğnelere ve kontrole devam dediler. Ameliyat olabilecek durumu saptağımız an hemen alacağız, siz de her an tetikte kalın dediler. Bakalım bir an önce sulansında çektiği ağrılar son bulsun. Sizler de eksik olmayın.



Lefkoşa'daki Barbarlık müzesi

21 Aralık 1963, yani “Kanlı Noel” bunun en açık ifadesidir. Noel demek Hırıstiyan inancına göre Hz.İsa’nın Doğumunun kutlanması demektir.

Hırıstiyanlık kan dökmeyi, katliam yapmayı emretmiyor. Ama Rumlar tıpkı bir vampir misali liderleri Papaz Makarios’un öncülüğünde Hz.İsa’nın bile doğum yıldönümünde bile insanlık dışı bir davranışla kan döküyorlar.

Araştırdığımız tarihi kaynaklara göre; “Kıbrıs'ta dinamiti patlatan ilk kıvılcım, 4 Aralık 1963'te Lefkoşe'deki EOKA eylemcisi Markos Dragos'un heykeline konulan bomba oluyor. EOKA bombayı Türkler'in koyduğunu ileri sürüyor. Ardından iki Türk öldürülüyor. Artık ok yaydan çıkmıştır... 24-25 Aralık’taki acı katliama işte böyle başlanıyor.”

Rumlar bu tarihte saldırıya geçerek, Türkler üzerinde müthiş bir soykırıma giriştiler. Sırada Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alay doktoru Elazığlı Binbaşı Nihat İlhan’ın evi de vardı. Eli silahlı gözü dönmüş Rumlar gecenin bir vaktinde evin kapısına dayandılar.

Binbaşı Nihat İlhan, evde yoktu…

18 Aralık günü evden çıkarak Alay’a gitmişti. Günlerce gecelerce eve dönememiş, Gönyeli ve Küçükkaymaklı’daki yaralı Türklerin yaralarını sarıyor, onlara sevgi, şefkat ve şifa dağıtıyordu. Nihat İlhan 6 ay önce Amerika’dan Türkiye’ye dönmüş, Haydarpaşa Askeri Hastanesinde göreve başlamış, çok geçmeden de tayini Kıbrıs’a çıkmıştı. Geldikten 2,5 ay sonra da çocuklarını yanına aldırmış, güvende olsunlar diye Kıbrıslı Türk Ailelerin yanındaki bu evi tutmuştu.

Rumlar kapıya dayandığında, sokaktan gelen yüksek sesteki Rumca konuşmaları duyan Mürüvvet İlhan, çocukları Murat, Kutsi ve Hakan’ı yanına alarak, evin banyosundaki küvetin içine girerler. O sırada evde bulunan ev sahibi Ferdiye Gudum adlı yaşlı kadın da tuvalete saklanır.

Evin sokak kapısı açılmayınca silahlı caniler tarafından kırılır. İçeri giren Rumlar Binbaşı’nın ailesini banyodaki küvetin içerisinde kurşun yağmuruna tutarlar. Ev sahibi kadını da tuvalette tararlar. Bu baskın sırasında Rifle otomatik mavzerlerle 15, Storn otomatik tabanca ile 12, mavzerlerle 6 olmak üzere toplam 33 el ateş edildiği, şehitlerin vücutlarındaki yaralardan ve duvarlarda hala yeri belli olan kurşunların izlerden anlaşılmaktadır.

Eşinin ve çocuklarının şehit edildiğini Binbaşı Nihat İlhan, ancak 4 gün sonra öğrenecektir.

kaynak


24 aralik 1963 gecesi kibris türk kuvvetleri doktoru nihat ilhan'ın evinde yasanan olaydan sonra 1 ocak 1966 tarihinde ziyarete acilan muze. olay gecesi ilhan evinde degildir. evde eşi mürüvvet ilhan, cocuklari murat, kutsi ve hakan, ev sahibi hasan yusuf gudum ve eşi ferdiye hasan gudum, ayrıca moralı ayse cankan, kizi isil cankan ve növber ibrahimoglu bulunmaktadir. gece olunca ev kursun yagmuruna tutulur. ilhan ve cocuklari banyo küvetine, digerleri küvetin cevresine, ferdiye hasan gudum da banyonun yanindaki tuvalete siginir. daha sonra, silahlılar iceri girer ve evi tarar. sonuçta m. ilhan ve cocuklari ile ferdiye hanim ölürler, diğerleri ise agir yaralanir. ev, o günkü haliyle korunuyor, kan izleri var. kursun deliklerini ise saymak mümkün degil.

kaynak

olay esnasında evde bulunan hasan yusuf güdüm’ün ağzından: bu kısım aynen müzede de yazıyordu birebir yani arkadaşlar.

24 aralık 1963 gecesi, eşim feride’yle komşumuz binbaşı nihat ilhan’ın evindeydik. akşam yemeği yiyorduk. ansızın kanlı dere tarafından eve kurşun yağmur gibi yağmaya başladı. bulunduğumuz yemek odası çok tehlikeliydi. çabucak banyoya koştuk. burasının daha güvenli olduğunu düşünmüştük. dokuz kişiydik. eşimden başka herkes banyoya sığınmış, eşim tuvalete saklanmıştı. korku ve dehşet içinde bekledik. binbaşı doktorun hanımı bayan ilhan banyoda, kollarında çocukları olduğu halde ayakta duruyordu. ansızın sokak kapısının büyük bir gürültü ile kırıldığını işittik. makineli tüfeklerle eve giren rumlar, her tarafı taramaya başlamışlardı. bir ara rumca bir sesin “taksim istersiniz ha!” diye bağırdığını işittim. tekrar kurşun yağmuru başlamıştı. bayan ilhan üç çocuğuyla birlikte küvetin içine yığılmıştı. vurulmuşlardı. bu esnada banyoya giren rumlar silahlarındaki kurşunları tekrar üstümüze boşalttı. binbaşının çocuklarından birinin inlemesini işittim ve kendimden geçtim bayılmışım.
iki üç saat sonra ayıldığım zaman bayan ilhan’ın ve çocuklarının küvette ölü yattıklarını gördüm. ben ve diğer komşular ağır yaralıydık. eşime ne olmuştu acaba? derhal tuvalete koştum. yerde yatıyordu en vahşi bir şekilde öldürülmüştü. sokaktan silah sesleriyle karışık “ imdat! yetişin! bizi kurtaracak yok mu?” feryatları geliyordu. çok korkmuştum. yatak odasına geçtim ve karyolanın altına saklandım. bir saat daha geçmişti. uzaktan silah sesleri gelmeye devam ediyordu. ağzım kupkuruydu. karyolanın altından çıkıp biraz su içerek tekrar banyoya geçtim. bir saat önceki gibi, herkes olduğu yerde duruyordu. yaralı olanlara su verdim.

sabah saat beşe kadar banyoda bekledik. hiç sabah olmayacak sanmıştım. hepimiz yaralıydık ve hastaneye gitmemiz gerekiyordu. növber’le ben yürüyebiliyorduk. orada bazı kimselere rastladık. bizi alıp hastaneye götürdüler. yolda giderken evde daha yaralılar bulunduğunu söyledim. hastanede üç gün kaldıktan sonra uçakla ankara’ya tedaviye gönderildim. orada 4 ay tedavi gördüm. fakat bir kolumu hala kullanamam. kıbrıs’a dönüşümde uçak alanında rumlar tarafından tutuklandım. bu anlattıklarımı tutukluluğum esnasında rumlara da anlattım. sonra serbest bırakıldım.”
►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

27 Haziran 2009 Cumartesi


60'ları Anımsatan Bir Kombinle Stil Direktörü




Hediye inci kolyemi çok seviyorum, takılarda kat kat şeyleri çok severim. Kurdeladan yaptığım kemere de 3 sıra zincir eklemiştim anımsarsanız.

Gözümdeki gibi gözlükler süsledim onları da bir ara yazacağım.

Bu arada devamlı soran arkadaşlar oluyor merakınızı gidereyim.

Kilom 48, boyum 1,65, Ekim 1978 doğumluyum Terazi kadınıyım.

Kilo demişken itiraf.com'da okuduğum matrak bir itirafı da paylaşayım.

Kilolu bir kadınım, e haliyle sık sık diyete, rejime başlıyorum. Yine böyle rejim kararı aldığım bir gece, yatak odamdaki tuvalet aynama sabah uyanınca göreyim ve uygulayayım diye rujla "Yağ, tuz, şeker yok!" yazdım. Sabah uyandığımda benim notumun altında kocamın bıraktığı notu gördüm ve gülmekten rejimi bile unuttum. "E daha dün aldım ya!"

* * : ) Stil Direktörü Kombin ( : * *

İnci kolye hediye
Vintage yıldızlı parlak taşlı gözlük anneannemin
Gri tahta bilezikler ydışından
Beyaz bilezik Agatha'dan siyahı da burada
Gina Tricot elbise pazardan hem de elli kuruşa almıştım geçen sene .)
Diğer Gina Tricot'larımda burada
Hello Kitty saat pazardan
Çanta annemin nereden bilmiyorum
Terlikler Bangkok Floating Market : Damnoen Saduak nam-ı diğer yüzen çarşıdan

EKLEME: 2010 Mayıs ayında, bu kombinimle İpekyol'dan All Dergisi'ne Seçtiğim Kombinler röportajım çıkmıştı.


Bu ara buralarda değilim baboşuma 29'da olacağı ameliyat öncesi enerji vermeye gidiyorum. Sağlıcakla kalın.

►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

26 Haziran 2009 Cuma


Fotoğraflarıyla Üç Ayrı Konuda Altı Mim Cevaplıyorum



Son aldığım 3 ürün; şeker bu perşembe Bilun ve Laçin'le çıktığımız alışveriş merkezinden Top Shop ganimetleri. Aslında son aldıklarım sadece bu kadar değil :) Süper bir çanta ve ayakkabı takım aldım ayrıca dolmalık biber ve semizotu aldım. Ürün sayılmaz mı bunlar da :)

Saks rengi elbiseye bittim, keşke bir davet olsa da giysem. Nasıl duruyor inanamazsınız, Biluş'la bayıldık resmen bitmeden bakın kızlar.

Ekoseli etek hem plajda, hem dışarda giyebileceğim tarz. Kalpli şort etek ipeksi bir kumaştan yapılmış ve minik cebi var çok sevdim.


Kullandığım krem; Eucerin Omega destekli. Arap bol bulmuş misali omega var diye ailecenek her yerimize sürüyoruz anacım. Bizim ailenin hanımları yüzüne gözüne krem sürmez. Anneannem bile daha yeni kırışmaya başladı şok olursunuz bir ara çekeyim de görün. 75 yaşında alnında çizgisi yok bre!

Benim cildim çok yağlı dengeleyicileri falan da sevmiyorum. Sadece tonik yetiyor yani bana. Ama krem dediğin için; alttaki 4 ürün de krem statüsünde benim için. El peelingi Sally Hansen, çilek kokulu ve ferahlatıcı etki veren vücut losyonu Miss Milkie Pupa ve tabii ki olmazsa olmazım pudramsı fındık yağı Neutrogena.

Kullandığım parfümler; Dolce & Gabbana / The One, Gianni Versace / Crystal Noir ( yedeği de her zaman bulunur çünkü özdeşleştim bu parfümle), Sarah Jessica Parker / Covet, Bvlgari / Petit Et Mamans alkosüz çocuk kolonyası diye de geçiyor ama çok kalıcı mis gibi bir kokuya sahip, Emporio Armani / City Glam ve Moschino / Couture.


Okuduğum kitap; Dünya'nın Gizli Tarihi / Turgut Gürsan,
kıyafet etiketinden yaptığım melekli kitap ayracının detaylı fotoğrafları da burada.

Sevdiğim dizi film; tabii ki Dexter!


╬╬─╬╬─╬╬─╬╬─╬╬─╬╬─╬╬─╬╬─╬╬─╬╬─╬╬─╬╬─╬╬─╬╬─╬╬

Hayatınızdaki en önemli 3 erkek; ben bilmem beyim bilir, baboşum ve geçenlerde güzel sanatlar seramik bölümünden başarıyla mezun olan melek kardeşim.

Üç gün üç gece bıkmadan uğraşabileceğiniz hobiniz tek bir cevap; sanat adına olsun olmasın yemek bile yapsam üretmeden duraram. Takı yapımı, evimin devamlı dekorasyonunu değiştirmek durmadan üretmek.

Yaşadığınız şehir dışında sevdiğiniz üç il; Ankara hatta İstanbul'umuzu kıskandıracak Park Caddesinin kocaman fotoğraflarını çekmiştim.

Çocukluğumdan beri kopmadığım yazlığımızın olduğu yer Ayvalık Altınova / Altınova ve Cunda favorim ama. Ankara'lı çok olur bizim orada ve en sıkı dostlarımı ben orada kazanmışımdır hala da görüşürüz.

Ve tabii ki; İzmir... Orada da çok güzel dostlarım var.

En önemli fobiniz; genelde insanlar sevdiklerini kaybetmek der ama allahın emri bir gün hepimiz göçüp gideceğiz bu dünya denen yuvarlaktan :) Fobi olarak benim fobim böcek ve türevleri ve tabii ki küvetteki saçlar... ıykk yazarken bile midem bulandı.

Giyim konusunda en çok kullandığınız beş renk; siyah beyaz kırmızı carmen tadında, çingiş pembe ve favorim camel bej tonları.

╬╬─╬╬─╬╬─╬╬─╬╬─╬╬─╬╬─╬╬─╬╬─╬╬─╬╬─╬╬─╬╬─╬╬─╬╬

1. İlk kez makyaj yapmaya kaç yaşındayken başladın?

Orta okul 2. sınıfta.

2. Aldığın ilk makyaj malzemesi neydi ve hangi markaydı?

Aa ne bileyim ayol :) Ben çok boyanmam. Ama bana alınan ilk parfümü anımsıyorum. Baboşum almıştı mırrr :) Hatta bakın burada buldum Le De by Givency. Şaşırdım kaldım 1957'den 2007'ye diyor. Üşenmezseniz okursunuz. Bak sen baboşuma ne parfüm bulmuş taaa o zamanlar.

3. Makyaj senin için günlük basit bir rutin mi yoksa hastalık mı?

İkisi de değil. Ama olmazsa olmazım; kaşımın altına sürdüğüm toz beyaz kendinden parlak pastel marka far ve yerli olarak yüzüme sadece bunu kullanırım.

4. Karşılaştığın her güzel makyaj malzemesini çılgınca arzuluyor musun?

Ayakkabı dışında hiçbir ürünü arzulamam ben.

5. Hiç MAC kullandın mı? Kullandıysan, "işte bu en harika ürünü!" diyebileceğin tek bir ürün söyle bana.

Farları süper, 2 sene önce yurtdışından almıştım ama sanırım üretimden kalktı artık bir farı var kristal porselen bebek efekti veriyor göze ve yüze ama azıcık kaldı. Netde de mağazasında da bulamıyorum :(

6. Her genç kızın favori bir göz kalemi vardır. Senin favori göz kaleminin markası ve rengi?

Lancome'cuyum kızlar ben. Lancome Le Crayon Khol siyah senelerdir vazgeçmem ve Kryolan Kajal toz pembe beyaz arası pudra rengi olanı. Size tam sır verecek olursam benim makyaj sırrım dediğim ne renk kalem sürersem süreyim altına Kryolan Kajal toz pembe beyaz arası pudra rengi olanı sürerim bu sayede sürdüğüm kalemin rengi de açık görünür. İkisi birleşince yansıma yapar. Deneyin mutlaka.

7.Vazgeçemediğin, elinin altında en az üç-dört tane bulundurduğun favori rimelinin markası?

Dört marka değil sadece Lancome virtuose. Benim kirpiklerim inanılmaz uzundur. Beni tanıyanlar bilir. Annem evlenmeden önce altı ayda bir keserdi. Kaşıma değiyor böcek gibi duruyor.

Geçen gün olan bir anımızı anlatayım. Bilun gözümde kirpik var diye çıkarmaya çalışıyordu garibim; nerden bilsin göz yaşı deliğimde bile kirpik çıktığını düşünün yani :)

Bir ara boyanayım da göz makyajı yazayım görün takma gibi mübarek :)

8. Makyaj alışverişini en çok hangi mağazadan (tekin acar v.b.) /web sitesinden (strawberry v.b.) yapıyorsun?

Ben buradan yapmıyorum. Eşim çok sık yurtdışına gidiyor sağolsun free shop takılıyoruz. Aklınızda olsun dünyada ki en ucuz free shop Dubai'de.

9. Makyaj malzemelerini nerede saklıyorsun?

Alttaki fotoya bakarsınız, cinsine göre kutularına ayırırım. Diyorum ya düzen manyağıyım diye.

Bu arada havluların arasında duran Hello Kitty'li şey aslında fişe takılan ışık. 2 sene oldu değil mi Enerjim sen bana bunu alalı. Hey gidi hey :) İzmir'de de dostlarım var dedim ya birisi bu hatun işte :)

10. Makyaj alışverişine aylık ne kadarlık bir bütçe ayırıyorsun?

Aylık diyemem çünkü buradan sadece oje alıyorum onlar da Sally Hansen'ler yazmıştım hatta.

11. Severek takip ettiğin bir yerli ve bir yabancı makyaj blogunu yazar mısın?

Yerli bir site Itisbeauty var. Yabancılardan da kaboodle'da ki muhabbetlerden bir ürün almadan önce sıkı bilgiler alabiliyorum.

12. Yerli makyaj markalarından favorin hangisi?

Sadece pastelin farını seviyorum. Hunca'nın sahibi Tuncer Hunca tanıdık olmasına rağmen denedim ama sevemedim. Tüm yerli firmaların ambalajları ne alsam erken zamanda kırılıyor deforme oluyor ne yazık ki.

13. Hangi goz makyaji temizleyiciyi kullaniyorsun?

Lancome Bi-Facil. Muhteşem ötesi göz makyajı çıkarıcısıdır. Çıkmayan rimelleri bile defalarca uğraşmadan çıkarır.

14. Hangi makyaj çıkarıcıyı kullanıyorsun?

Lancome pure focus yağ kontrollü temizleyici jel.

15. Ten ve goz rengin?

Açık buğday ve koyu kahve.

16."Onsuz yapamam!" dedigin kozmetik markasi?

Lancôme tabii ki :)

17. Klasik bir soru: makyaj cantana sadece uc sey koymaya hakkin olsa neler alirdin?

Daha önce yazmıştım;

Teint Idole Ultra Lancome Fondöten'im
Lancome Virtuose rimelim, bunu da yazayım bir ara.

18. Bu mim dalgasini hangi bloglara gondereceksin?

İmanın gevrildi yazana kadar anacım kaşınan varsa yazsın :)

╬╬─╬╬─╬╬─╬╬─╬╬─╬╬─╬╬─╬╬─╬╬─╬╬─╬╬─╬╬─╬╬─╬╬─╬╬
►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

Michael Jackson Ölmüş



Çocuklarla ilgili olayları ne kadar doğrudur bilinmez ama iyi insanmış kandilde vefat etti. Seneler önce konserinde kırmızı pantalonumla sahnede kendisiyle şarkı söylemişliğimiz var. Hala konser biletini saklarım. Hey gidi hey.

Michael Jackson'ın sitesi yasta bakın.


►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

24 Haziran 2009 Çarşamba


Sarı Kombinim



Ankara dönüşünde çekilmiş bir kolaj daha. WC'den çekilen aynadan anca bu kadarı!

Stil Kombin

Puf kol, altı yuvarlak kesim New York fotoğraflı t-shirt Ankara sosyete pazarından.

Sedef bilezikler ve küpe Nişantaşı'nda hint ürünleri satan bir dükkandan.
Ama artık pazarlar da bile var.

Çapraz rugan gri çanta Kadıköy'den bir çantacıdan.

Jean skinny Levis

Parmak arası terlikler Melissa Plastic Dreams

Gözlük Ray-Ban

Yüzük Clarie's

Şimdi farkettiğim ise 2 sene falan önce Laçin'le aldığımız bu yüzüğün iri taşlı oluşu ve yan yana iri taşların birleşmesiyle oluşan takıların daha bu sene moda olduğu. Ben yeşil tonlarında olanı aldım onun da parmağına turuncusu olduğundan o da onu almıştı sanırım. Vay be ne zevk varmış bizde taa o zaman beğenmiş almışız :)

►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

Pisicikli Çanta Süsledim



Daha önce yaptıklarımı da yazmamı istemişsiniz, aradım taradım daha önce paylaştığım fotoğrafların back uplarını external hard diskden küflenmesinler diye çıkardım. Görmeyen arkadaşlara fikir olur belki.

Çanta en az 10 senelik Afrodit'den almıştım. Manyaklık derecesinde titiz olduğum için, çanta ve ayakkabılarımı bir leke olsa cifle silerim o yüzden de senelerce dayanır. Aklınızda olsun Converse'ler özellikle cifle süper temizleniyor.

Gelelim yapılışına. Eski bir t-shirtümde kedi figürleri vardı, alttaki hatta (H&M'miş çocuk reyonundan almıştım) ince makasla dikkatlice kestim ve Scotch'un kuvvetli uhusuyla yapıştırdım.

Bunu geçen sene yapmıştım ilk kare geçen sene ki hali, altta ki kare ise az evvel çektim yani bir seneyi devirdi hala sağlam ve temiz :)

►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

23 Haziran 2009 Salı


80'lerin Modasından Skinny Bleached Jeans ve Dantel Bluz



Ankara'dan geriye kombinler için çektiğim kareler ve güzel anılar kaldı... 80'lerin modasınından yeniden gardroplarımıza giren bleached jeans yani taşlanmış kot ve dantel bluz kombiniyle karşınızdayım.

Stil Kombin

Skinny Miss Sixty
Kolye Urart
Gözlük Guess

Daha önce delikli babeti Dantelli Atlet Pazardan Kolye Tiffany'den yazımda da kombinlemiştim.

►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

Kurdeladan Cameo'lu Kemer Yaptım



Bundan üç sene önce perdeden kemer, deri kemeri süsleme, kurdeleden sallantılı kemer ve babetle takım deri kemer süsleme yapmıştım. Onları görmeyenler için çekince yazarım. Şimdi de cameolu kemer yaptım.

Hocam Cameo nedir acep derseniz; zıplayın, birdaha zıplayın :)

Flaşın patladığı toz zerreciklerinin ışıltı gibi dağıldığı kareyi çok sevdim.

Stil Kombin

Şort Vero Moda
Terlik ortepedik Birkenstock

►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

22 Haziran 2009 Pazartesi


Para Peşin'in Ruh Hastası Sunucusu



Facebook'da da paylaştım hatun delirmiş nasıl anırıyor pes diyorum, izlemediyseniz allah aşkına bir izleyiniz :) Cevabı bilecekmisiniz ayrıca merak ediyorum.

►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

Önemli Blogcu Arkadaşların Bilgisine



Arkadaşlar temada düzeltme yapıyordum ziyaret edilesi bloglar silinmiş back up almadım kimler varsa haber verin de ekleyeceğim yeniden.
►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

Ucuz Atlattım



Pazartesi temizlik günüm olduğundan sabah erken kalktım. Bayanla beraber malum arkalarını toplamak için bir o oda, bir bu oda dolanıp duruyorum. Simetri ve düzen takıntım var.

Objeleri nasıl koyduysam öyle kalmalı. Milim oynasa anlarım :) Eşim de çakal carlos diye takılır bana.

Neyse evi topladım, ev tam takırdı. Bir türlü vakit bulup alışverişe çıkamadım. Pazara gitmeyi biliyorum ama dolabı fareler basmış gibiydi :)

Alışverişe yardım eden çocuk erzakları yükledi bagaja, kontağı çalıştırmamla güm diye bir ses. İlk başta bağajı mı sert kapadı dedim ama o kadar garip bir ses ki anlamıyorsunuz ne olduğunu. Feci irkildim ki size anlatamam. Daha camları açmamıştım düşünün, park ettiğim dükkandakiler çıktı ne oluyor diye.

Meğer el freninin oradaki boşlukta çakmak varmış ve sıcakta patlamış. Her yere parçaları dağıldı neyseki alev almadı. Ucuz atlattım yani.

Nazar mı var nedir anlamadım gitti...

Siz siz olun sıcakta çakmak bırakmayın.

Bu arada Google Readera yada bloglarınıza benim eski yazılarım görünüyor biliyorum. Bloggerın azizliği değil benim domaini aldığım yerde godadyde dns güncellemesi var ticket yarattım ex ayarlarını değiştirmişler haber verdim. Dedim bir sürü blogger altyapısını kullanan insan var biz mi size ileteceğiz yani değil mi ama ?

48 saaat beklemek gerekiyor. IExplorar'da benim blog açılmıyor bile Chrome, Firefox ve Opera'dan girince yönlendirme çıkıyor. Ticket yarattım bakalım bekleyelim görelim sanırım 48 saate düzelir dns güncellemeleri.

Oh be olmuş şimdi Explorer, Firefox, Chrome ve Operadan sorunsuz açılıyor sevindim buna :)

görsel kaynak:istock

►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

Pazar Tezgahına Çıkan Stil Direktörü :)



Blogu ilk açtığımda yüzümü gizliyordum, sonrasında saçma geldi o yüzden yüzümde hem logom var, hem de yüzüm apaçık ortada ;)

Babamın durumu bizlerin yüreklerine su serpince sizlerin de motivasyonuyla ağzımızın tadı yerine geldi çok şükür. Hastane koridorların da bile beni yalnız bırakmayan fındık kurdum keyfimi yerine getirmek için haydi pazara dedi. Bilun'cuğumla pazara gittik.

Beğendiğimiz kurdelalara uzanamadığımızdan, ben parmak arası terlik giymiştim daldım tezgaha ve Bilun'cuğum almadığı için, onun sayesinde keyfimi sizlerle paylaşma şansım oldu. Birdaha sen dalacaksın tezgaha ben seni yakalayacağım fındık kurdum ona göre!

Takı yapımından ahşap ve obje süslemeye kadar her yerde kullandığım kurdelelarımı pazarda ki bu teyzeden alırım. Dünya şekeri sevgi dolu biri. O kadar da bonkör ve tatlı dili ki; "insan insan" dediklerimizden. O yaşta gocunmadan, sıcağın altında çalışıyor ve müşterilerine kibar sevgi dolu yaklaşıyor. Bence tüm esnaflar sıcak ve sevgi dolu olmalı. Bırakın sizi gayri samimi bulsunlar. Siz sıcak olun, soğuk olmaktan bin kat iyidir.

pazar2

Salı pazarına giden yol üzerindeki reklam. Ne kadar sinir bozucu ama değil mi? Gerçi amaç bu! Hırsızı gerçek mankenden ve gerçek giyisilerle yaptıklarından, (ki ayakkabısına kadar dikkat ederseniz) insan rahatsız oluyor. Mesaj yerine ulaşıyor!

Ayılıp bayıldığım cameolardan aldık. Geçenlerde cameo küpemi kırıp kemer yapmıştım bilseydim bulacağımızı yapmazdım ama o cameo da farklı zaten daha küçük olduğundan kemere daha bir güzel durdu bence. Ekleyince fikrinizi alırım. Bunları da başka yerde kullanırım. Bilun'cuğum benim için cameolu 2 güzel ürün tasarladı fotoğraflarını çekince onları da ekleriz.

Ve günün finali. Toz toprak pislik içinde kurdela didiklersen olacağı bu :) Canım frenchlerim yerini gri frenche bırakıyor :) Moda olurmuş düşünsenize heheh.

Kombin Olayına Gelelim:

Boyundan atlet Mango
Bilezikler siyah olan Agatha burada da yazmıştım, griler pazardan
Tayt ve penye Gina Tricot - İkisi de pazardan
Saat vintage Casio- Eşimin gençliğinden ilk kol saatiymiş
Saat ve gözlüğün burada detaylı fotoğrafları var.
Gözlük Guess

Çok keyiflendim ilaç gibi birgün geçirdim sayende teşekkürler dostum! Çamaşır makinam cumadan beri kurdela yıkıyor. Leş gibi kokuyorlar malum. Artık bakalım bunlardan neler yaparız.

Cameo Nedir? 1 ve 2
►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

20 Haziran 2009 Cumartesi


Baboşlara...



Sağlığına kavuşacağına yürekten inandığım baboşumun ve tüm babacıkların babalar günü kutlu olsun!

►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

19 Haziran 2009 Cuma


(¸.•*¨`¤~ Kıbrıs Tatilim Bölüm Bir ~¤´¨*•.¸)



27 Mayıs'da çıktığım Kıbrıs tatilini ilk yazdığım da otelin fotoğraflarını görünce acaba dedim gidince farklı bir sahneyle karşılaşırmıyız. Ama bakın buradaki ve altta benim çektiğim fotoğraflar tamamen örtüşmekte.

Tatile giderken en çok buna dikkat ederim. Ballandıra ballandıra yazarlar, görselleri de muhteşem olur ama otele bir gidersiniz ki hayal kırıklığı. Neyse ki bu konuda şanslıydık.

Daha önce de dediğim gibi kumar maksatlı Kıbrıs tatili düşünmüyorsanız benim gibi butik otelde kalmak ve tarihini öğrenmekse niyetiniz Girne'de ki TopSet Hotel'i önerebilirim.

Özellikle çalışanlar türk ve çok yardımsever güzel gençlerdi. Kıbrıs türkü değiller T.C vatandaşları hepsi bu sayede ne nereden alınır, ne yenilir, ne gezilmeli yardımcı oluyorlar.

Yani rehber edası peşinde sırayla şunu bunu gez demiyorlar.

Biz turla gittik ama tur sadece bize özeldi :) Tarih olarak bir öncekine yetişemedik ve söz verildiği için iki kişiye bile tur ayarladılar. En keyifli kısmı buydu!

Kıbrıs'da araçlar ucuz olduğundan herkesin altında son model Mercedes ve bize de o düştü haliyle. O sıcakta klimasız eski bir araçla gezmek zor olurdu sanırım.

Odalar bungalov tarzında ve iki katlıydı. Ama ilk gece ödümüz patladı. Merdivenli karede çatıya dikkat ederseniz; eski Kıbrıs mimarisiyle yapılmış ve hasır kaplı. Rüzgarda feci ayak sesleri gibi hışırtılar çıkarıyordu.

Gece zifiri karanlıkta çatıda biri yürüyor gibi sesler delirtti beni. Neyseki sabah çalışanlardan bu bilgiyi alınca içimiz rahatladı :)

İlk gün havuz sefası, kitap & dergi okumacayla geçti. Orada üretilen mandalina suyuna bayıldım. Giderseniz içmeden gelmeyin. Portakal olanı denemeyin bile feci acıydı midemi kaynattı.

Hücrelerimde C vitamini tavan yapmış durumda :)



Başka ne diyebilirim, klasik havuz deniz görselleri işte dostlar. Haa bir de en sevdiğim bikinim Navy-Denizci tarzını da araya sıkıştırayım da Stillik birşey olsun.

Bikini nereden derseniz Nişantaşı'ndan bir butikten almıştım ama adını inanın anımsamıyorum üç senelik bikini çok kaliteli çıktı.

Minik bir tio: Kumar da oynadım ve kazandım :) Kumar parası üstümde kalmasın diye de evime çok cici bir şey aldım. Onu da çekince eklerim.

Bir sonraki postta tarihi detaylarla görüşmek üzere... Darısı tüm tatilim geldiiiiiiiiiiiiiiiiii diyenlere.
►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

Chakra Çerçevem ve Güzel Tacım



Ayshecan Ayşe'ciğe geç kalmış bir teşekkür bu. Haliyle kafamı kaşıyacak vaktim olmadığından ancak sizlerle paylaşacak vakit bulabildim.

Ayşe'cim el yapımı taçlar yapıyor ve bana da kendi yaptığı tacı ve eşimle hayranı olduğumuz Chakra'dan bu çerçeveyi yollamış.

Evlenirken bornoz takımı ve havlu konusunda çok titiz davrandım. Pazardan da Tepe'den Casa Club ürünleri olan havlulardan da aldım ama bornozlarımız Chakra'dan almıştık. Özelliği bambu lifiyle yapılmış olması. Göz atmak isterseniz burada katalogu var.

Ayşe'cim bu romantik çerçeve de çok sevdiğimiz bir fotoğrafımız var artık. Onu da bir ara ekleyeceğim. Ayrıca sizler hani hastaneye babana şık git dediniz ya; birgün bej mavi giydiğimde tacın başımı şahlandırdı :) Çok zarifsin ikimizde teşekkür ederiz.

►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

18 Haziran 2009 Perşembe


Gökkuşağım Gelmiş!



Ve Tanrı sesimizi duydu! Hastane koridorlarında geçen günler çok şükür sona erdi.

Babama teay yöntemi denen bir operasyon ve anjiyo ile damar kontrolü yapıldı.

Daha önce demiştim ama bazı dostlar yanlış anlamış sanırım. Babam by-pass olmadı keşke by pass olsa. Seneler önce by pass da oldu, ayrıca kalbindeki aort kapağı değişti, pil de takıldı ve hatta bir sürü de damarı açıldı yani bu kez ki durum hepsinden de zordu.

Çünkü kalbin işlevini yerine getirmesi için tüm çareler denenmiş ve yine de yeterli verim alınamamıştı.

Son durum itibariyle dün teay denen yöntem ve anjiyo ile ağızdan girip kalbin durumu ve damarlar kontrol edildi.

Babamın sol kulağında pil var ve sol tarafında da kalp pili vardı. Ama kulak pili ve kalp pili aynı yerde olduğu için sorun teşkil etmiş. Tıbbi anlamlarla izah edemiyorum ama bizlere söylenenden çıkardığım durum bu.

Kalp pillerini sağa takmak zordur dediler ama bu yöntemle ona bakıldı ve kısmet olursa allah bir mani vermezse ayın 29'da ameliyatla solda ki pil çıkartılacak sağa yeni pil takılacak.

Kalbin yetmediği durumlarda pil devreye girdiğinden tek ve son çare bu durumda budur dendi. Dualarımız bundan sonrası için.

Kalbinde pil olan insanların cep telefonu ve titreşimli elektrikli cihazlar yüksek voltajlar gibi durumlardan en az 15 cm. mesefa uzakta kalmaları gerekiyor.

Adamcağızın zaten sol kulağında pil var cep telefonu ile sağ kulakla konuşuyor, sağda da kalp pili olunca bu durumda daima cep telefonu vs cihazlardan uzak durması gerekiyor.

Aman canım dert mi diyebilirsiniz ama babam üniversitede hoca olduğundan haliyle her daim evde değil ve yanında bizler yokuz. Yani cep telefonu kullanmak zorunda ki biz gün içinde ondan haberdar olabilelim. Kulaklık da olmaz dediler sadece diafonla konuşma şansı var.

İnsan başına gelmeden anlamıyor. Sokakta diafon açık bangır bangır konuşanları kınamayacağım artık. Elbette ki görgüsüzlük durumları hariç.... Kulağı duymayan biri bağıra bağıra konuşucak ve diafon da açık olacak. Umarım toplumda baboşumu kınamaz ve alay etmezler. Zor duruma düşmesine içim elvermez.

Hastane günleri boyunca siz dostların dediklerini yaptım, bakımlı oldum, rengarenk giyindim ve sizleri dinlediğim için çok mutlu oldum.

Operasyon günü; odadan içeri girdiğimde babam beni gördü ve "Gökkuşağım gelmiş!" dedi....

O an sizleri anımsadım a dostlar.

Şu fani dünyada kimileriniz beni bizzat tanıyorsunuz kimileriniz sadece bu blog aracılığıyla biliyorsunuz. Ama o güzel desteğiniz, verdiğiniz umut olmasa iç hesaplaşmamda karamsarlığa düşecektim.

Tekrar tekrar minnettarım.

Babama da bahsettim ve sizler için dedi ki; "Allah evlatlarına sağlık acısı yaşatmasın, benim için teşekkür et."

Bu durumda olan bir babanın sanırım en güzel duası da budur.

Ben de babama katılıyorum, ve sizlerin de sayesinde dostlar Tanrı sesimizi duydu. İlginizi, sevginizi ve güzel dualarınızı esirgemediğiniz için yürekten teşekkürler.

Dayıma gelecek olursak onu alkol ve sigara tedavisi için terapiye başlattık. Dilerim ki; o da bu illetten en kısa zamanda kurtulur.

Sizlere sevginin en gerçeği, sağlığın en verimlisi, huzurun dolu dolu olanı, aşkın ömrünün tükenmediği ve bereketin yuvanızdan eksik olmadığı bir ömür diliyorum....
►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

14 Haziran 2009 Pazar


Ruhum Yorgun Ama Değer!



Günlerdir bir ev bir hastane bir annemlerin evidir heryere yetmeye çalışmaktan bitkin düştüm. Koşturmaca esnasında yemek yemeye bile fırsat bulamadığım için bugün saat iki sularında bayılmışım. 48 kiloya kadar inmişim sinirlerim ve bedenim bitap düştü. Ama değer!

Babamın yanında refaketçi kalıyoruz annemle. Kardeşim de üniversiteden mezun olmaya çalışıyor proje ödevini bu moralle nasıl bitirecek ona da ayrı dertleniyorum.

Son durumları izah edecek olursam, dayımın içki ve sigarası yüzünden ayağının kesilme durumu söz konusu :( Gizli gizli wcde sigara içmiş birde tam dayaklık. Lafdan da anlamıyor koca adam... Allah islah etsin! Olan bize, ailesine ve anneanneme oluyor.

Babamın durumları heryerden kıskac altında. Bir doktor haftada 75 adet by-pass yapabiliyorsa 1 adet aort kapağı ameliyatı yapabiliyormuş ki babam bu ameliyatı bundan 10 sene önce oldu zaten. Az çok bilirsiniz kalp ameliyatı olan her insan ömrü byunca kanı sulanması için comadin denen ilacı almak durumunda. 3 ayda bir de kan sayımı değerleri yapılmalı ki kan pıhtılanıyorsa ilaç adedi değişsin.

Durum itibariyle aldığı ilaçların etken maddeleri düşük olduğundan istenen kadar sulanmıyor kanı ve pıhtılaşma oluyor. Ayağı davul gibi şiş ve mosmor.

Bundan 4 ay önce aldığı ilaçlar gut yapmış dendi, gut ilacı kullandı geçmedi. Meğer comadinin etken maddesi az olduğundan pıhtılaşma yapmış ve ayağı şişmiş. Günlerdir buz konuyor. Tam indi diye sevinirken diğer ayağı da şişmeye ve morarmaya başladı.

Allah kimselere yatalak hastalık vermesin. Ayağa kalkamamak kadar zor birşey yok. Gözünüzün önünde kıvranıyor buna rağmen de kimseye yük olmamak için çırpınıyor.

Kapı gibi adamın bacakları kürdan gibi olmuş, o kadar üzülüyorsunuz ki anlatamam.

Yıllarca dimdik gördüğünüz arkanızı dayandığınız duvarın sarsılması ne kadar da zormuş.

Biz iki kardeş alıştık senelerce hep hastaydı babamız ama bu kez çok başka çok...

Sonuç itibariyle ben bugün bayılınca eve yolladılar beni yarın da dinleneceğim, babama söz verdim bol bol gıdalarıma dikkat edeceğim ki bir de bana üzülmesin baboşum :(

Doktorlar ne yapsak da düzeltsek diye bakıyorlar haliyle. Aort kapağı değişmiş, kalbinde pili var, 17 adet damar açılmış ve şimdi de üstüne üstlük ayak damarları tıkanıp ciğerleri su topluyor.

Vadem bu kadar zorlamayın dediği an mahvoldum arkadaşlar. Allahdan ümit kesilmez. Dua ediyoruz, reiki yapıyoruz umud ediyoruz işte....

16sı Salı günü 8. kez anjiyo olacak. Ayak damarlarına nasıl bir yöntemle tıkanmayı engelleyeceklerine bakacaklar sonrasında ameliyatına karar verilecek.

An itibariyle bize denen şey, ayak damarları ameliyatı ve kalpdeki pilin değişimi. Doktorların ağzına bakıyoruz yüreğimiz tetikte.

Sizlerin acısı olanların acılarını anımsatmışım çok ama çok özür dilerim. Hani insan bir an konuşacak kimseyi bulamaz ya, o anı yaşadım...

Öğrendiğimde yalnızdım eşim de yurtdışı seyahetindeydi, buradan haykırdım. Üzmek değildi niyetim özür dilerim.

Sizler sesimi duydunuz destek oldunuz. Defalarca yurtdışından ve şehirlerarası bile arayan sizlere minnettarım. Yalnız olmadığınızı bilmek kadar güzel birşey yok!

Hepinizin yüreğinden öpüyorum ve minibüslerde yazan bu yazının aslında sadece minibüs yazısı olmadığını ne çok anlam yüklediğini yaşayarak öğrendiğimi de belirtmek istiyorum. " Benim için ne düşünüyorsanız Allah size bin katını versin..."

Dualarınızı ve pozitif enerjilerinizi esirgememeniz dileğiyle. Tüm hastalara ve yakınlarına allah sabır ve şifa versin.

Sonsuz kere sonsuz teşekkürlerimle...
►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

8 Haziran 2009 Pazartesi


İçim Acıyor



Şu an ellerim titriyor acıdan ne yazacağımı bilmeden yazıyorum. Makyajmış, giyimmiş dünyam durdu! Hayatın olumsuzlukları hastalık gibi şeyleri bloglarda yazma taraftarı olmadığımdan sırf sizlere verilmiş tema yapma sözüm var diye yazıyorum. Uzunca bir süre yokum dedirtmesin allah. Bir an önce sağlıklarına kavuşsunlar.

Ben Kıbrıs'dayken babam ve dayım ikisi birden hastaneye kaldırılmışlar ve ailem ben uzaktayım diye benden saklamış, eşime bile söylememişler. İkiside kalp sebebiyle yatırılmışlar. Dayım içki de sigarada içiyor dayanmaz tabii kalp. Canım dayım ne olur iyileş söz kilo alıcam senin için.

Ama ya babam o hayatında ağzına içki sürmemiş sigara içmemiş dünya tatlısı insan insan bir akademisyen. Kelimelerin kifayetsiz kaldığı şu an tek aşkım yaşama sebebim orada bir başına hastanenin renksiz gri duvarıyla baş başa... Beni mazur görün içimi dökmeye ihtiyacım var.

Kalbinde pil var, aort kapağı değişti ki bu by-passdan bin kat zor bir ameliyat, günde 22 adet hap alan canım baboşum yaşam savaşı veriyor bir damla oksijen için...

Ciğerlerine su dolmuş kalbini sıkıştırıyormuş, onun kalbi çok güçsüz dayanamaz ki yüreciği. Tek isteği bir torun, ben ne yapıyorum daha hazır değilim diye hep erteliyorum. Baboşum sana birşey olmasın bak daha çok güzel günlerimiz de seveceksin torununu...

Canımı veren canım, söz baboşum sana söz seveceksin torununu. Ne olur dayan kızın daha çok küçük, ellerimi bırakma baba...babam...

Ne olur dua edin ne olur tek isteğim bu arkadaşlar.
►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

7 Haziran 2009 Pazar


Sally Hansen Oje Tavsiyelerim



Sally Hansen ojelerinin sevdiğim yanı uzun süre kalıcı olması. Ah birde kozmetik sektörü bordo ojelerin beyaz eşya, duvar yada defter boyamasına engel olacak bir çözüm bulsa!

Tek derdimiz bu ya memlekette, bayan işte ne yaparsın :)

Aura olanı ten rengi ama flormar ojelerin ten rengi gibi durmuyor. Diğer ojelere göre biraz tuzlu ama bir adet alacaksanız kesinlikle aura olanı alın kızlar. O kadar kibar duruyor ki, frenchden sonra en sık kullandığım renk diyebilirim.

Tırnağımda auranın sürülmüş halini görmek için buraya bakabilirsiniz.
Bu arada offical web sitesi dışında tr adres açmışlar bakmak isterseniz Sally Hansen.
►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

6 Haziran 2009 Cumartesi


Yolcudur Abbas, Bağlasan Durmaz!



Sonunda yola çıkma vakti geldi çattı. Kıbrıs fotolarını evden yazarım artık. Gezmek iyi güzel de, insan evini ve eşini çok özlüyor yahu!

Kendine iyi bak Ankara :) İstanbul'um beni bekler...

►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

Günün Kombini Yeşil ve Bej Tonları



Gina Tricot şort favorim. Ancak pazarlardan çok ucuza alınca Net-A-Porter'daki fiyatlar garip geliyor haliyle.

Kolaj kaynakları: net-a-porter, ginatricot, matchesfashion, brownsfashion, dollydagger
►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

Calou




Bu post sessizce takip eden erkek versiyonuma!

2 gözüm Slovakya'dan Calou almadan gelme ne oluyyy :)
►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

5 Haziran 2009 Cuma


DIY Projects/ Nikah Masa Düzenleme Önerileri



Kır düğünleri, nikah masaları için güzel öneriler, scrapbook tekniğiyle yapılmış el emeği ürünler, mumluk yapımı, gerçek düğünlere ait fotoğraflar ve bir sürü farklı proje. Hepsi burada...
►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

Günün Kombini Deniz Köpüğü, Mor ve Kum Renkleri



Kolaj kaynakları: gucci, shop.nordstrom, balenciaga, shopkitson, lagarconne, ae, forever21, h&m, michaelkors
►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

4 Haziran 2009 Perşembe


Kıbrıs Tatili Sonunda Bitti




Blogu ilk açtığımda yüzümü gizliyordum, sonrasında saçma geldi o yüzden yüzümde hem logom var, hem de yüzüm apaçık ortada ;)

Bugün Ankara'ya ayak basmış bulunuyoruz. İnsanın ülkesi gibisi yok! Her ne kadar yavru vatan desek bile İstanbul'da yaşamama rağmen Ankara'ya geldiğime bile şükrettim. Tatil süper geçti ama ne varsa yurdumda var. Kısmetse haftasonu evime döneceğim.

Bu arada şöyle bir maillere göz gezdirdim ŞANSLI'cım sana kocaman sevgilerimi yolluyorum :)

Giderken Esenboğa'dan bir iki kareyle sizlere merhaba demek istedim. Umarım tüm arkadaşların keyifleri de, sağlıkları da yerindedir.

Kombin mevzusuna gelince ne giydim, ne nereden daha sonra yazacağım. Malumunuz hava 36 dereceydi çikolatalar erimeden valizi boşaltsam iyi olacak.

Kısacası gezdiriverdim gendimi şeklinde Kıbrıs lehçesiyle sizleri selamlarım gardaşlar :)

►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

Selilit Avratları Dehşete Düşirir...



Ben yokken arada uğrarsınız belki diye yazıları önceden yazdım bu sebeple yorumlarınızı onaylayamıyor olacağım. Kıbrıs'dan sevgiler...
Bana maille gelen Azerbeycan reklamları yüzümü güldürdü, bakalım sizin en çok hangisi hoşunuza gidecek.

SELULIT KREMI REKLAMI
Kadın Manken:
Kepınızın Melumıdır. Selilit Avratları Dehsete Düşirir...


ETİ'NİN AZERBAYCAN'DAKİ REKLAMİ
Bir Sormacam Var Balalar / Gaydi Gaptır Gaptır /
Çaya Gaamaltıya Gatar / Dimeli Nedir Nedir /
Miskimit Denince Ahla / Tamam Şindi Gaptım /
Heman Onun Adı Düşer / Eti Eti Eti :))

ARADIGINIZ KİSİ KAPSAMA ALANİ DİSİNDA İSE:
"Aradiginiz Nümreye Zeng Çatmir. Tilifon Ya Söndürülür Ya Da Eat Dairesi Haricindedir. Hayis Edirik Biraz Sonra Zengeyleyesiniz."

HABERLER
Spıker:
-Gardas Ölke Türkıye'nın Alı Prezıdentı Ahmet Necdet Sezer, Tütün Icımlıgı Yasasını Gerı Deptı...

İPANA REKLAMI
Dıs Ses:
-Yenı Yetmelerınızın, Körpelerınızın Dıslerını Ipana Ile Dıdıkleyın...

REJOİCE SLOGANI "Yika Ve Çik!" Ya, Azerbeycan'da Söyleymis: "Çimirem Çikirem!"
►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

Sıcak Havalara Kesin Çözüm



Eşimden gelen mailde bu boğum boğum meleğe ağzımın suları aktı. Maşallah!

►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

Yerli Malı Sokak Modası



Ben yokken arada uğrarsınız belki diye yazıları önceden yazdım bu sebeple yorumlarınızı onaylayamıyor olacağım. Kıbrıs'dan sevgiler...
Hep yabancıları konu ediyoruz.
Bizim insanımızdan canlı canlı İstanbul sokak modası seçmeleri.

►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

Çorabın Eğlenceli ve İşlevsel Dönüşümü :)



Ben yokken arada uğrarsınız belki diye yazıları önceden yazdım bu sebeple yorumlarınızı onaylayamıyor olacağım. Kıbrıs'dan sevgiler...
►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

3 Haziran 2009 Çarşamba


Günün Kombini Bej Tonları



Ben yokken arada uğrarsınız belki diye yazıları önceden yazdım bu sebeple yorumlarınızı onaylayamıyor olacağım. Kıbrıs'dan sevgiler...

Kolaj kaynakları: lagarconne, net-a-porter, topshop, barneys
►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

Atelier Swarovski'den İri Taşlı Keçe Takılar



Ben yokken arada uğrarsınız belki diye yazıları önceden yazdım bu sebeple yorumlarınızı onaylayamıyor olacağım. Kıbrıs'dan sevgiler...
Atelier Swarovski trendlere uyum sağlayarak metal objeler ve iri taşları bir arada kullanmış. Bence bu sayede keçeler günlük kullanım dışına çıkarak abiye gece elbiseleriyle de kombinlenebilir.
►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

Salatalık ve Cherry Dometesli Makarna Tarifim



Ben yokken arada uğrarsınız belki diye yazıları önceden yazdım bu sebeple yorumlarınızı onaylayamıyor olacağım. Kıbrıs'dan sevgiler...
Salatalık ne alaka demeyin inanın güzel oluyor. Ben bu makarnayı Pattaya'da yemiştim hatta üç gün üst üste aynı şeyi sipariş verince usta başı içinden gelerek tarifi vermişti :)

Fiyonk makarnayı haşladım, göz kararı cherry domates ve salatalığı minikce soyarak, wogda çok çok az amoy marka soya sosu ekledim {ama salatalıklar en son eklenecek ki diri kalsın!} Tencerede bekleyen makarnaya YAĞ koymadan bir paket sek kremayı döküp, wogdaki karışımı da ekledim. Şipşak ve farklı bir tarifdir. Umarım dener ve beğenirsiniz.

Unutmadan ne tembel kız makarna tarifi veriyor diyenleri elde açtığım çiğbörek tarifime alabilirim :)
►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

2 Haziran 2009 Salı


Pudingli Kruvasan Tarifim



Ben yokken arada uğrarsınız belki diye yazıları önceden yazdım bu sebeple yorumlarınızı onaylayamıyor olacağım. Kıbrıs'dan sevgiler...
Kruvasan tarifini hem evdeki tatlı kitabından hemde annemin verdiği tarifden karıştırarak yapmıştım. Çok isteyen olursa tarifi ya yazarım yada scan ederim. Şimdi anımsamıyorum ama ilk denemem de hata ettiğim yaş maya yerine kuru maya koymuştum olmamıştı aman sizde aynı hataya düşmeyin.

Kruvasan tarifi kitaptan dedim ya, annemden olan kısım ise puding kısmı. Vanilyalı hazır pudingi tarifine göre değilde, 2 su bardağı daha süt ilave ederek pişirip soğuyunca üzerine döktüm. Ama yeteri kadar dökün geri kalan pudingi kaselere boşaltın. Bir paket puding çok geliyor.
►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

Craftologia Begüm'den El Yapımı Hediye Tokalar



Ben yokken arada uğrarsınız belki diye yazıları önceden yazdım bu sebeple yorumlarınızı onaylayamıyor olacağım. Kıbrıs'dan sevgiler...
Crafftlogia Begüm İzmir'de ben İstanbul'da yaşamamıza rağmen Ankara'ya gelişimde tanışma şansımız olmuş hatta buradaki yazımda bahsetmiştim. Gelirken yanında kesesinden tokasına kendi yaptığı tokaları da hediye etmişti. Gecikmiş bir teşekkür oldu kusura bakmazsın umarım. Tekrar teşekkürler.
►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

1 Haziran 2009 Pazartesi


Ankara Park Caddesi



Ben yokken arada uğrarsınız belki diye yazıları önceden yazdım bu sebeple yorumlarınızı onaylayamıyor olacağım. Kıbrıs'dan sevgiler...
İstanbul'lu olarak Ankara'yı en az İstanbul kadar seven bir ben varım benden öte! Gerek arkadaş çevremde gerek ailemde benim kadar sevenini görmedim. Denizsiz yaşayamam ben diye kestirip atanlara göl var diye savunsam da nafile.

Hele bizim jenerasyon gece alemiyle olsun, tiki giyimiyle olsun Ankara'yı hep küçümser. Yalan mı arkadaşlar? Gıcık oluyorum bu sonradan görmelere hatta tiki lafına illet oluyorum.

Konu konuyu açmışken içimi dökeyim bari, birde bazı muşmulalar var gece aleme akıcaz diyen! Bunlara "fazla akma kurursun" diyorum :)

Oh dedim rahatladım...

Neyse cıvıtmadan diyeceğimi diyeyim. Mayıs ayında Ankara'daydım biliyorsunuz. Teyzemin evinin olduğu semtte Çayyolunda Park Caddesi diye bir cadde açıldı. Hatta kışın açılmıştı ama o zaman inşaat halindeydi. Yaz gelince coşmuş mekanlar cıvıl cıvıldı her yer.

Park Caddesinde Taps'i görünce çok sevindim. İstanbul'da çok sevdiğim bir mekandır Taps. Nişantaşından sonra Bağdat caddesi Cafe Marmara'nın yerine açıldı. Alman birası gibi mayalı özel bir birası vardır. Sevmeseniz bile yolunuz düşerse beni anımsayın için bir tane.

Taps hakkında eksi sözlükden birkaç alıntı:

her garsonu biranın nasıl yapıldıgını her müşteriye sıkılmadan anlatıcak egitimi almıştır

ozellikle tadimlik biralari sunus sekilleri super olan, wheat ale ile kendimizden gectigimiz ve bira soslu tavuk parcalarinin afiyetle mideye indirilmesi gereken super mekan. yanliz o kadar pub havasi verilmis olmasina ragmen tv lerde fashion tv gostermesi ve gereginden fazla volumlu muzik calmasi fazlaca oturulmaya imkan vermiyor.

yemekleri son derece kaliteli ve oglen saatlerinde pek bi ekonomik olan, son derece komik yari avusturyali yari alman bir brewmaster a sahip ve en sevdigim bira turu olan "pale ale" i utanmadan arlanmadan harmanlayan nisantasindaki guzel yemek/pub mekanı

pastorize edilmedigi icin su gibi icilen, cok guzel tadi olan biralari satan mekan

müziğe rağmen insanlar konuşabilsin diye üst katlarına akustik düzenleme yaptıran mekan. ayrıca alt katta bir barmaid hanım var ki, allah sahibine bağışlasın.

Ayrıca Ankara'yı küçümseyen alem maymunlarına inat Sortie'de açılmış. Eee artık hor görmezler umarım.

Fotoğraflarımda gördüğünüz Kıtır'da Pink'le yemek yemiştik hatta sağınak yağmura tutulmuştuk. Ama ıslanmadan dinmesini beklemiş bu baheneyle double shot espressoları hüpletmiştim. Pink kim acaba diyen yeni okur arkadaşlarıma, bir başka cafe maceramız olan Cafe LinS buluşmamıza alayım.

{Klasik americanları seven bar sahibinin mekan önüne diktiği americanda gözüm kaldı.}
►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

Behlül Takmadı Bana Yar Oldu



Ben yokken arada uğrarsınız belki diye yazıları önceden yazdım bu sebeple yorumlarınızı onaylayamıyor olacağım. Kıbrıs'dan sevgiler...
Behlül beyimiz tasma işini sevmedi. Çan sesine sinir oldu devamlı tasmasını çıkartmak için patisiyle boynu arasındaki mücadeleye gönlüm razı olmadı. Tasmada zaten ilk günden beri gözüm vardı, işime geldi. Behlüş'ün tasma benim bilekliğim oldu! Çan sesi sayesinde de kaybolmam sanırım :)
►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

Teint Idole Ultra Lancome Fondötenimi Şiddetle Öneriyorum



Ben yokken arada uğrarsınız belki diye yazıları önceden yazdım bu sebeple yorumlarınızı onaylayamıyor olacağım. Kıbrıs'dan sevgiler...

Günlük hayatta fondöteni pek sık kullanmam, Bourjois allığımı sürerim ki cildim hava alsın. Ancak yıllardır Teint Idole Ultra Lancome fondötenin bağımlısı oldum diyebilirim. Bence en büyük özelliği, sürdükten sonra hemen pudralaşması ve diğer fondötenlere göre cildimin hava alması.

Bunun yanında en beğendiğim özelliği ise; diğer fondötenleri ne zaman sürsem beyaz giydiğimde leke yapıyor. Ama bu fondöten nasıl bir yapıya sahip anlamıyorum leke yapmıyor.

Acaba az sürüyorum ya da iyice kuruyor da o yüzden mi leke yapmıyor ona emin değilim. Sadece fondöten seçimi yapmak isteyenlere önerim olsun.

Webde özelliklerini aradığımda da, karşıma şunlar çıktı. Sadece 14 saat boyunca dayanıklı ve kalıcı özel bir fondötendir. Yağsız olduğu için, özel pigmentler sayesinde 14 saat boyunca kalıcıdır. Yani kısacası arkadaşlar Jennifer Lopez makyajı gibi porselen bebek yüzüne sahip olmak isteyenlere şiddetle tavsiye ederim.

Altuğ Parfümeri'de Fiyat: 109,00 TL

Diğer fondöten önerim ise; daha uygun bütçelere ve günlük kullanım da fondöten kullanmadan sokağa çıkmayanlara yönelik. Max Factor Colour Adapt ama Lancome'un yerini asla tutmaz ve gün içinde yağlı cildiniz varsa parlama yapıyor.

Kozmetik'cim de Fiyat: 50,00 TL
►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

Kurabiye Kalıbı ve Keçe Kullanılarak Yapılan Scrap Pano



Ben yokken arada uğrarsınız belki diye yazıları önceden yazdım bu sebeple yorumlarınızı onaylayamıyor olacağım. Kıbrıs'dan sevgiler...
Anat Dvir keçe ve kurabiye kalıbını kullanarak scrapbooking tekniğine bir yenisini daha ekledi bence. Her daim desenli delgeç, şekilli zımba kullanarak yapılacak değil ya! Zaten adı üzerinde scrap çer çöpü değerlendirerek görsel anlamda sevimli şeyler üretmek yada bizim albümlere gelişigüzel tıktığımız fotoğraflarımızı anı defteri şeklinde hazırlamak.
►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

Bu blogun tema tasarımı Stil Direktörü tarafından yapılmıştır.
Copyright © 2006 - 2015