15 Ekim 2010 Cuma


Van Gogh Museum - Illusie en werkelijkheid



Yeniden selam arkadaşlar. Sonunda Temmuz ayında gittiğim müze yazılarını paylaşma, kafamı toplayarak güzelce yazma vaktim oldu. Ben yazarken o kadar huzur doldum ki, umarım okurken sizler de aynı tadı alırsınız :)

Van Gogh Museum ile ilgili bilgilere geçmeden önce, 1. görsele dair Van Gogh Museum Cafe'nin reklamını acaba kaç kişi anlayacak çok merak ediyorum ;)

"Türk halkı bunu anlamaz!" derler ancak sanat ve mantığınızı harmanlarsanız eminim bilgi birikiminiz olmasa bile tahmin edebilirsiniz ;)

Ne olduğunu yorumlarda daha sonra yazacağım.

Kısacası Van Gogh Museum ilanıyla bir reklam daha ne söylesin dedirten müzedir!

Müze ile igili bilgilere geçmeden önce şunu belirteyim: Fotoğraf çekmek yasak olduğu için, boynumda asılı duran fotoğraf makinem hangi açıya denk geldiyse çaktırmadan çektim. Malum Türküz, gösterdik Türklüğümüzü ama tamamen iyi niyetle :)
Bunları yazarken aklıma geldi; 2006 senesinde; Singapur Ulusal Orkide Bahçesi'ni gezerken rehber anlatıyordu. O arada 50 kişilik tur kafilemize; "Ohaha şuna bakın, dumur olun." demiştim! Koskoca Singapur Ulusal Orkide Bahçesi'nde yere düşen orkide yapraklarını görevliler cımbızla toplayıp onları özel bir suya batırıp kolye yaparken, bizim bir Beşiktaş taraftarı Türk arkadaşımız ağaca ÇARŞI yazıp şeklini çizmişti! Bundan sebep adımız çıkmış dokuza, inmez sekize :O
Van Gogh Müzesi Amsterdam, Hollanda'da bulunan Hollandalı ressam Van Gogh'un çalışmalarının sergilendiği müzedir. Müze dünyada Van Gogh'un resim ve çizimlerinin sergilendiği en büyük müzedir. Müzeyi 2005 yılında 1.417.000 kişi ziyaret etmiştir. Müze ulusal bir müze özelliği taşımaktadır. Müze binası Gerrit Rietveld tarafından yapılmış ve 1973 yılında açılmıştır. 7 Aralık 2002 tarihinde bazı resimler müzeden çalınmış, ancak çalınan tablolar yerine bir daha konulamamıştır :(

Şehrin merkezindeki kargaşadan uzaklaşıp Rijksmuseum'un altından geçtiğinizde karşınıza çıkan modern mimarisi ile size mest ediyor. Bu arada Rijksmuseum'u daha sonra başka bir yazımda paylaşacağım.

Girişi diğer müzelere göre biraz tuzlu olmasına rağmen, ciddi anlamda kalabalıktı. Bu kalabalık bakımından anımsarsanız sizlere daha önce yazdığım ve hala ruhumun orada kaldığı musee d'orsay'den, louvre'dan eksik yanı yoktur. Alt katındaki fotoğraf sergisi ise ayrı güzel!


Daha çok Vincent Van Gogh eseri içerseydi daha zengin olabilirdi ama onun dışında pek çok eskiz, mektup, deneme vs ve dönemin diger önemli ressamlarının da eserleri bulunuyor. Van Gogh'un resimleri ve mektupları haricinde Sisley, Caillebotte, Cezanne, Monet, Toulouse Lautrec, Paul Gauguin'in de eserleri var. Müze, Cuma günleri 22:00'ye kadar açık arkadaşlar. Ayrıca 19:00'dan sonra piyano ve kontrbas eşliğinde caz dinletisi var, şaraplar da şirketten :)

Vincent Van Gogh eserlerinin kronolojik sıraya konmuş olması çok güzeldi arkadaşlar. Bu sayede gelişimi gözlemleyip hayran kalıyor insan. Müzede 5 euro verip kulaklık alıyorsunuz ama bu müze giriş ücretinin içinde değil. Her eseri anlama şansınız oluyor. O zaman hayranlığınız daha da artıyor! Ancak ne yazık ki; her dil olmasına rağmen Türkçe yok, İngilizce şart yani. Kulaklık alın arkadaşlar, yoksa müzeyi gezerken "Avrupalı ama hale bak boş boş iki dakikada gezdi insancıklar" dediğim gibi mal mal bakar çıkarsınız :)

Giriş holünde arkadaşlarınıza video mail atabileceğiniz makineler var, ayrıca yazımın en üst kısmında linkini verdiğim internet sitesinden Van Gogh ürünleri alabiliyorsunuz. (Ülkemize gelir mi bilemiyorum, bakarsınız!)

Müzede Van Gogh'un eserlerinin fincan üstüne çalışılmış versiyonları dışında, alıneybıl bir sürü ganimet var!

En üst katta ise Rembrandt’ın, Van Gogh üzerindeki etkisini işleyen bir bölüm var. Karşılastırmalı tablolar dışında Van Gogh'un Gauguin'e yazdığı mektuplar ve bunların köşelerindeki eskizler, Rembrandt'ın üzerindeki etkisini açık sekilde ortaya koyuyor.

Üstadın el yazısını görmenin verdiği heyacan muhteşemdi!

Van Gogh'un taşmış spatula izlerini, neo empresyonizmi, puantalizmi ve tabi ki o tonları yakından görmek bambaşka bir duygu!

Babam Güzel Sanatlar'da hoca, annem de onun öğrencisi olduğu için ;) , bizimkiler lise yıllarında "Sanat Tarihi'ni oku kızım." demişlerdi. İçimden; "İyi ki onları dinledim, tablolara bön bön bakmadım." demiştim.

* Yine aşık olmama bir diğer sebep 19yy eserlerinin oluşuydu. Ne olurdu o dönemde doğmuş olsaydım! 19yy konulu kostümden, sanata yazdığım tüm yazılara buradan bakabilirsiniz.

Vikiden aldığım bilgiyi ekliyorum:


Van Gogh Müzesi, Amsterdam'ın görülmesi gereken müzelerinden bir tanesidir. Vincent Van Gogh'un eserlerinden oluşan dünyadaki en geniş koleksiyon bu müzede sergilenmektedir. Van Gogh'un müzedeki eserleri, kronolojik olarak hayatının ve işlerinin farklı dönemlerini yansıtan beş döneme ayrılmıştır: Netherlands, Paris, Arles, Saint-Remy ve Auvers-sur-Oise. Bu müzeye yapacağınız geziyle sanatçının bu dönemlerdeki değişimine ve gelişimine tanık olabilir ya da çalışmalarını 19. yüzyıldaki diğer sanatçılarla karşılaştırma şansı bulabilirsiniz. Müzede, Vincent Van Gogh eserlerinin yanısıra 19. yüzyıl sanatına ait birçok obje sergilenmektedir. Van Gogh Müzesi, Amsterdam Museum Quarter denilen mevkide Rijksmuseum ve Stedelijk Müzesiarasında yer alır. Müzeye, Merkez İstasyonundan 2 ve 5 numaralı trenlerle gidilebilmektedir. Müzenin girişi ise Paulus Potterstraat 7'dedir.

Van Gogh'un hit eserlerinden biri Potato Eaters (1885) tablosu arkadaşlar. Vereceğim sitede okurken insanın gözü yoruluyor ama buna değer mutlaka burayı okuyun arkadaşlar.

Eserler dışında beni en çok etkileyen olay kadın!
Johanna Van Gogh Bonger


Kulaklıkla dinlediklerim; "Ne varsa bayanlarda var, bu yüzden her başarılı erkeğin arkasında bir kadın var." lafının ispatı arkadaşlar.

Theodore Van Gogh'un da abisi Van Gogh gibi önemli bir insan ve tabii ki eşi de! Theo'nun da Vincent'in arkasından 6 ay sonra ölümüyle birlikte Theo'nun eşi Johanna Van Gogh Bonger'in bütün hayatını sonsuz bir inançla Vincent Van Gogh'un tanınmasına adamış olması ve bu konuda da ne kadar başarılı olmuş olduğunu da buradan okuyabilirsiniz arkadaşlar!

Johanna Van Gogh Bonger, kendi isteğiyle hep iki kardeşin arka planında kalmayı tercih etmiş ama sonuçta bu müze onun eseridir!!!

Böylesi eserler yaratmış bir ressamın yaşarken sanat dünyasında neredeyse hiç bir saygı görememiş olmasına, sonunda da hiç haketmediği bir şekilde ölmüş olmasına lanet ediyor insan! Tüm bu zorluklara rağmen içindeki sanat sevdasıyla, bizlere böyle eserler bıraktığı için Vincent Van Gogh'a minnet duydum!

Hayatını, onu taklit edenlere rağmen, aykırılığı ve farklılığı ile kimse ona benzeyemeyince bir an duraksıyor insan. Ve ben onda kendimi buldum!

Sergi bittiğinde mezar taşına takılı kalıyor gözleriniz, onunla beraber siz de ölüyorsunuz sanki...

O yoğunluğu hissetmek için yolunuz Amsterdam'a düşerse ne yapın ne edin gidin. Fazla söze ne hacet...

Umarım ilgisini çekmeyen insanlar bile yazdıklarımı okumuş, biraz olsun farklı bir anın büyüsüne kapılmışlardır!

Müze gezisi sonrası ne yemişiz, ne yapmışız, ne giymişiz merak edenleri buraya alalım.

57 Yorum Oku / Yorum Yaz :

Aslı   15 Ekim 2010 16:30  

kulaksız fincan, anlamlı olmuş mekan ile :))

reyhane   15 Ekim 2010 16:38  

Büyü de ne kelime.Vay anasını be falan oldum..Bu arada yukarıda yazdığın bir gümleye atıfen=Benzemez kimse sana, Tavrına hayran olayım. Bakışından süzülen İşvene kurban olayım.Bu şarkı benden sana gelsin, Van Gogh' una kurban olduğum..Reklam tarihi yudumlayın mı diyor looo?

derya öz   15 Ekim 2010 17:01  

Ediiimmm, bizim Van Gogh amca eski kulağı kesiklerden deeerrmişim:)) şaka bi yana kulağını kestiği için fincan ööle olsa gerek:) öpenzi, kaçanzi ama benden kaçmayanziiii:)))

Modafobik   15 Ekim 2010 17:23  

Sayende görmediğim yer kalmıcak Eda Ablacım valla, yakında istek yer yazmaya başlıcaz sen gidip gezip görüp post hazırlıcaksın hehe ((:

! POSH BUTİK !   15 Ekim 2010 17:36  

Aşkım hoşgeldin yine söylüyorum blog dünyası sensiz çok boşşş!!!! Eksikliğin hissediliyor herkes bir durağan yahu:) Yine çok güzel ve bilgi dolu bir post olmuş! Bayılıyorum bu tarz yazılarına! Reklam için ise "kırık kulp=kesik kulak" diyorum ;)anlayan anlar... Singapurdaki ağaca Çarşı yazısını kazıyan kişiye yuh diyooorumm:)) alem milletiz yahu! öperim canımı!

touch the sky   15 Ekim 2010 18:06  

Edacım çok şanslısın bu güzellikleri görebildiğin için ve bizde çok şanslıyız sayende bunlara tanık oluyoruz, sanırım bu kesik kulak göndermesi :)
sevgiler, öpücükler...

atolye nott   15 Ekim 2010 18:10  

görmeyi çok istediğim yerleri sayende gezmiş gibi oluyorum, sağolasın. fincanada takıldım acaba sanat hırsızları mı çalmış kulbu :))gülme sakın banada saçma geldi :p

Unicorn   15 Ekim 2010 18:14  

Kulağını kesen Vincent abimizin kulağı kesik fincanlarda kahve servisi yapılan cafesi:)çok güzel bi düşünce.
ah yaa keşke Türkiye'de de böyle orijinallikler görebilsek her yerde...

Muhteşem bi müzeymiş :) inşallah bana da gitmek nasip olur bir gün :)

tarih84   15 Ekim 2010 18:31  

eşsiz bir anı eklemişsin hanene, kesinlikle anılar&geziler adlı dergi kağıdı lezzetinde kitap tadında bir eser koymalısın.senin gözünden bilinen sanat ve tarih yeniden bakılmalı.o tablolarda bir fırça darbesi olmak isterdim.

kedicibasi   15 Ekim 2010 18:37  

van Gogh kendinin kulağı kesik halini resmetmiş ya işte ona bir atıf var galiba:)İyi gezmeler..

nihalasli   15 Ekim 2010 18:44  

Canim fincanin kulagini fazla almislar sanki.Benim bildigim gong un kulagindaki kesik kucuk bir miktar.
Cok guzel bir yazi olmus.Gidip gormus gibi oluyor insan.
Arkada kalanlari, basarilari boyle ogreniyor insan yoksa gezmeyince tek ogrendigimiz van gogh u kisaca tanimak.
Amsterdam a gitme sansim var 2-3 saat yakininda akrabam var:)
O turk arkadasin icindeki carsi sevgisini anlaybilmis degilim, nedir bu ya allah icin.
Senin fotograf cekmen hayirli bir ise vesile oldu ee giden var gidemeyen var dimi:)
en cok uzuldugum konu Turkceyi sanki sadcee Turkler konusuyormus gibi her yerden boyle tecrit edilmis havasinda olmasi,inan cok uzuluyorumbuna.buradaki kurslarda her dilde hosgeldiniz yazisi var ama turkce yok.Ya allah icin bi bizmi konusyoruz bu kadar mi cahilsiniz ya da bu kadar mi isbirlikci.
opuyorum cok

ZarpandiT   15 Ekim 2010 18:54  

bebişim kankisyle arası bozulan Üstad kulağını kesmiş sanırım soldu onla alekesi vardır diyorum ben reklamın..

stuven   15 Ekim 2010 19:14  

dolu dolu bir post olmuş. harikaydı.

reklamın gogh'un kulağını kesmiş olmasıyla yakından alakası var.

neduk   15 Ekim 2010 19:30  

Ene!!!Bende de var bu fincandan. Tabii ki kendim yaptım. Yere düşürdüm, ayni böyle oldu. Şimdi sanata hizmet ediyor. Fırça ıslatma fincanım oldu:)) Bilmediğim bir kafeyi reklam eder dururmuşum meğer kendi kendime:)))
Eee ne de olsa biz de eski kulağı kesiklerdeniz:)))

Nihan SARI   15 Ekim 2010 20:00  

Edacığım,bu fincancık da van gogh gibi çok hisliymiş ve kulağını mı kesmiş yoksa.harika bir paylaşım teşekkürler ve sevgiler

Biblio   15 Ekim 2010 20:10  

İlk yorumu yazmak nasipmiş. Reklam afişini çok beğendiğimi söylemem lazım, Van Gogh'un hayatını, çılgın işlerini, eksiltmelerini(!) biraz bilen herkesin anlayabileceği, incelikli bir anlatım hakikaten.

Böyle bir yazı için ayrıca teşekkür ediyorum Eda'cım.

morinek   15 Ekim 2010 21:29  

dur yazıyı okumadan şu kahve fincanının kulpunun kopuk olduğunu van Gogh kulağını kesmesine ithafen yapıldığını düşündüğümü söyleyeyim yazıya geri döneyim :)))nası bi yorum oldu bu yaow :)))

Biblio   15 Ekim 2010 22:00  

Yorumların kıpır kıpır sırada biriktiğini düşünmemişim. :) Böyle bir yazıyı bu şekilde aktif kılman da çok hoş, ayrıca tebrik ediyorum..

gülçin   15 Ekim 2010 22:18  

bebemmmm benimm seni çoookkk seviyoreeee benn..:) sayende gene birsürü bilgi sahibi oldum iyiki varsın edimmm benim yokum sanma her girdiğim de seni gözetliyorumm hehee mucukkss

pembe fiyonk   15 Ekim 2010 22:48  

çok ama çok sağol şu canım tabloları kendim görmüş kadar oldum.
o fırça darbelerini yakında görmek kimbilir ne güzeldir:)

yasemen k.   15 Ekim 2010 23:14  

gerçekten çok güzel bi latife olmus, yaratıcı..kesik kulak (: hihi.. canımm valla bölee okudukca kabıma sıgmıyorum oralara gdesim geliyor... :) çok gzel anlatmıssın.. mucxx

ÖRGÜÇANTAM   16 Ekim 2010 01:45  

Güzelcim canımsın ya beni yıllarrr öncesine liseli yıllarıma götürdün.
öncelikle tanıtım afişi çok anlamlı olmuş.
müze duvarındaki odasına ait resmi ben karakalem çalışmıştım resim dersinde ve van gogh tablolarında sarı çok kullanması ve yaşamı ilginç gelirdi bana.

Müzeyi seninle gezmek harikaydı rehberim güzelcimi kocaman öpüyorum.

Joey Potter   16 Ekim 2010 01:48  

Çok keyifli bir yazı olmuş Eda'cım keşeke bende gidip görebilsem oraları. Gördüklerini bizimle de paylaştığın için çok teşekkürler. Müzenin tanıtımı ise dahiane :D

ஐ : ) STİL DİREKTÖRÜ ( : ஐ   16 Ekim 2010 02:31  

Aslı mailden de yazmıştım seni gigi akıllı bıdık hemen bildin :)

reyhane haha koca patili, bebek yürekli hatunum. Esta piti güzelcim :) Yok kuzu kesik kulağa atıftır reklam öperim.

♥pemb€sinti♥ aynen yavrum anladım ben :)

derya öz haha aynen aynen hayatta kaçmaz senden sultan!

Modafobik haha hemen yaz yolla wish listini Tuna'cım :) Darısı sana diyorum öperim.

! POSH BUTİK ! hadi canım :) Aman efenim çook merci balım. Tşk ederim canım, emek verip yazıp izah edince sizlerden anlamlı yorumlar ve beğeniler gelince mutlu oluyor insan. "kırık kulp=kesik kulak" yes dude, helal sana :) Sorma yavrum ya resmen dumur olmuştuk :) Argoda bir laf vardır Türk'lükle ilgili sana mailden yazıyorum haha anlarsın okuyunca. Mucx pamuk.

touch the sky kesinlikle tatlım, darısı sanatın değerini bilenlere sizlere canım. Yes canım kesik kulak, öperim.

atolye nott darısı başına tatlım, yok yok tebessüm ettim gülmedim. Yok bebek VG kulağını kestiği için gönderme var fincan kulbunda.

ஐ : ) STİL DİREKTÖRÜ ( : ஐ   16 Ekim 2010 02:42  

Unicorn aynen öyle Amsterdam Türkiye'ye 10 puan verdi :) Olur canım iste yeter ki!

tarih84 çok güzel bir yorum olmuş kesinkilke öyle oldu tatlım. Çok tşkler canım, bakış açımız keyif verdiyse ne ala! "o tablolarda bir fırça darbesi olmak isterdim." bende bende bende bendeee :)

kedicibasi yes canım, sağolasın.

nihalasli haha evet canım ustura kullanmışlar sanki :) Aynen canım hele klasik kitaplardan öğretilenler dışında birebir yaşamak ve yaşayan ağızlardan dinlemek daha gzel oluyor. O zaman durma git sakın es geçme canım. Sorma kuzum ben fanatik FB'liyim ama asil taraftarızdır evelallah :) Çarşı'nın yüz karası bir taraftar işte :O "bu kadar mi cahilsiniz ya da bu kadar mi isbirlikci." en derin mevzu bu! Bu derece zengin bir dilin değerinin bilinmeyişi! AB'ye alınamayışımızda cabası :/ Öperim canım.

ZarpandiT yes canımcım kulak sizlere ömür :/

stuven teşkler Stuşcum :) Aynen öyle şerefine canım!

neduk Nedret abla, haha koptum yorumuna! Bak boşuna kırılmamış fincanın kulbu. Sanata hizmet için elbette :) Eski kulağıkesiklerden kadın öperim çokca!

Nihan SARI olaya böyle matrak yaklaşmışsın yavrum, aynen öyle. Ben tşk ederim sevgiler bolcana!

ஐ : ) STİL DİREKTÖRÜ ( : ஐ   16 Ekim 2010 02:49  

Biblio ben tşk ederim tatlım, 2. yorumuna da ilgine de ekstra tşkler, öperim kocaman :)

morinek haha olsun olsun heyecan yapmışsın ve doğru canım :)

gülçin çinçinim aynen kuzum, sen işlerine bak, arada göz kırpıyoruz zaten. Öperim kuzu!

pembe fiyonk ben tşk canım ne demek. Darısı başına, sorma muhteşemdi!

yasemen k. bilmişsin kuzum, sığma gel rehberlik hizmetim bedava :) mucxx

ÖRGÜÇANTAM ablacım yapma ya? Fransa’nın güneyinde bir sarı ev. Sarı evin, sarı odalarında yan yana çalışan iki erkek yani Vincent & Theodere kardeşler. Sarı tonu bu denli yoğun kullanmasının nedeni bu ablacım :) O çalışman varsa yayınlasana ablacım. Ben tşk ederim öperim çokca!

Joey Potter sağolasın tatlım, keşke deme olacak de ve olacak inan her daim imgeleme diyoruz ok şeker :) En doğru kelime,"dahiyane" öperim!

nihalasli   16 Ekim 2010 08:10  

senin su huyunu cok seviyorum edi sallamasyon cevap yazmiosun;)
ben ne dediysem karsiligini buluyorum yorumunda..haa sekerim valla haklisin diye de kesebilirdin ama kesmedin hem de en cok yorum alanlardan olmana ragmen..iste bi kac blogcu bole gonlumde.Bu cok hosuma gittigi icin bende dikkat ediyorum;)

ENERJİ   16 Ekim 2010 09:12  

Fincan anlamlı olmuş:)

Sevil   16 Ekim 2010 10:52  

edacım sabah sabah içimi aydınlattın inan bana gercekten bunu içtren söylüyorum huzur doldu içim yazını ookurken önce şu fincan olayına gelelim bence kahve o kadar güğzel ve kokusu ile cezbediyorki kulbu bile dayanamıyor :))
saçmamı oldu ne ne bilem ben böyle anladım türküm dogruyum hehehe

müze ise şahane ben gidemiyorum sayende görüyorum daha çok gez balım daha çok
ama bizleri unutma sensiz olmuyor burası ina bana
kocaman öperim
sevgiler

zeynep bayram   16 Ekim 2010 13:44  

cidden reklam çok yalın ve anlamlı,resim bölümü mezunuyum sanat tarihi derside aldım,sayende çok özlediğimi anladım.keşke bende gidebilsem,günlerce müzede kalıp inceleyebilirim

Yeşim   16 Ekim 2010 23:35  

Ediii'mmm ben geldim, ev işlerinden ancak sıra geldi pc'ye :) Dönüşün muhteşem olmuş balım. Cuma gününden beri defalarca okudum yazını. Van Gogh'u kulağını kesen ressam olarak bilirdim. Sayende hakkında daha fazla bilgiye sahip oldum :) (Evet gözümü çıkarırcasına da olsa siyah zemine beyazla yazılan herşeyi okudum) Kulağını Gouguin"le yaptığı kavga sonrası kestiğini bilmiyordum. Daha önce Yaşamdan Dakikalar programında Sunay Akın gezmişti bu müzeyi ve oradan Gough'un fincan üzerine çalışılmış versiyonlarından hediye getirmişti. Çok beğenmiştim. Harika bir fikir. Gough'un kesik kulağına atfen yapılan reklam da çok yaratıcı. Nerelerden yakalıyorlar insanları. Benim kayınpederim de ismi duyulmamış ressamlardandır :) Sayesinde ressamlar ve resimle ilgili pek çok şey öğrendim. O yüzden benim için bu post yeme de yanında yat tadında :) O resimlere yakından bakmayı çok isterdim. Çıkamazdım ordan. Gerçi öyle güzel fotoğraflar çekmişsin ki gitmiş kadar oldum ben de. Post gibi yorum yazdım yaws. Özlemişim sana yorum yazmayı ne edem ;) öperün balımı. Bizi öksüz bırakma he mi yaz yine :) Ω

Ayshenur   17 Ekim 2010 00:03  

hepimzde hemen cakmışız durumu :p kesik kulagı sembolize etmiş diiiimii ilk resim,güzeeeel!!
Ayrıca sanatla doldum be bidenemmm gitmiş kdr oldumm vlla saol:)

ozgur   17 Ekim 2010 00:12  

Eski kulağı kesiklerden kim kaldıı;)

twin   17 Ekim 2010 11:17  

bu eserlerin arasında tasarımlarımı fotograflamak çok isterdim!

ஐ : ) STİL DİREKTÖRÜ ( : ஐ   17 Ekim 2010 14:17  

nihalasli canım benim inan vaktim oldukça tek tek dönmeye çalışıyorum. Zaten yorumuma cevap yazmayan bir bloggera yeniden yazmak kimin içinden gelir? Gönüller bir, ayrıca bunu farkedip yazman ayrı incelik sağol tatlım öperim

ENERJi :)

Sevil tşkler canım, olsun ne saçması fikir sonuçta :) Unutmam canım benim neden unutayım, şahsen tanımasam da kaç senedir yazıştığım arkadaşlarımsınız öperim kocaman ve darısı başına canım.

zeynep bayram o süper canım, umarım gidersin. Ne şanslısın bak eğitimini alman ve hala sevmen ne güzel.

Yeşim ben tşk ederim dostum :) Sunay Akın'ı sevmeyen yoktur sanırım. Hele "Çukur" şiirine bayılırım. Aaa süper amcanın resimlerini yayınlasana blogda teşvik edersin hem okurlarını tatlım. Tolga abime de, babasına da sevgilerimi ilet lütfen. Canımsın yaz yaz, istediğin kadar uzun yaz. Okumak bu gurbet ellerde, aynı dili konuşan dostların varlığını anımsatıyor. Umarım en yakın zamanda gezme şansın olur ve umarım rehberiniz ben olurum hihi :) Öperim dostumu.

Ayshenur resmen :) Türk'ler anlamaz diyenler utansın. Ben tşk ederim tatlım mucx.

ozgur ablalarım sizler varsınız hah :)

twin umarım olur :)

Sena   17 Ekim 2010 16:32  

o potatos eaters i biliyorum derste islemistik... keske bende görebilsem oralari... arada böyle yazilar okumak iyi geliyo insana =)

ஐ : ) STİL DİREKTÖRÜ ( : ஐ   17 Ekim 2010 16:35  

Sena ah o dersler ülkemde de olsa keşke kuzum, çok merci :)

reyhane   17 Ekim 2010 16:36  

Ühü de ühüüü.Demek kesik kulak haaa.Vallahi duymadımdı, cahal ben..Sosyeteye rezil olduğuma mı yanayım,rezil olacak bir sosyetem var diye şükür mü edeyim, bikarar bennn..Yeşim' de bak anında görüntü yapmış bilmiş, bi de ben sizin kadar değilim falan fistan diyooo..Yeşoooooooo..

ஐ : ) STİL DİREKTÖRÜ ( : ஐ   17 Ekim 2010 16:41  

reyhane ha haytt! Yemişim sosyetesini dostum, boşversene sen :) Sorma Yeşom resmen en ince ayrıntısına kadar döktürmüş valla :)

Judy Abbott   17 Ekim 2010 19:02  

şu anda yeryüzünde ziyaret etmeyi en çok istediğim müze, Vincent aşkına! Yaşasın ayçiçekleri :)

ஐ : ) STİL DİREKTÖRÜ ( : ஐ   17 Ekim 2010 21:21  

Judy Abbott bu kadar seven insansın madem, inşallah olur be tatlım :)

Moda Çıkmazı   17 Ekim 2010 23:08  

ellerine sağlık bu güzel post için. Bir solukta okuyup, Van Gogh'un hayatını daha detaylı araştıracak kadar etkilendim. Ne yazık ki güzel şeyler yitirilince değerleniyor!

ஐ : ) STİL DİREKTÖRÜ ( : ஐ   17 Ekim 2010 23:12  

Moda Çıkmazı ben tşk canım evet keşke öyle olmasa :(

SvGLove   17 Ekim 2010 23:29  

Ben de bildim ben de bildim:)Fincanın sapına neden kulak dediğimi bilmesem de serbest çağrışım yaptı sanırım:)
Edacım ya daha öncede dediğim gibi bu kadar insan boş yere bu dolu dolu kadını izlemeye almıyor.Bir şeyden bahsediyorsan hakkını vererek bahsediyorsun.Her şeyinle takdir ediyorum seni,şirin kişi;))
Senin gezilerinden ciddi ciddi not tutuyoruz,kullanmak üzere.Buradan aldığımız not;müzeye cuma 19'dan sonra gideceğimiz;)
Öptüm seni güzellik;)

ஐ : ) STİL DİREKTÖRÜ ( : ஐ   18 Ekim 2010 02:23  

SvGLove tatlım çok tşk ederim, şimdiye kadar en sevdiğim yorumlar arasına eklendi yazdıkların. Güzellik ve eline sağlıktan öte, sanat adına emek vererek yazdığım yazıların okunarak akıllıca yorumlar yazılması benim için onurdur. Tekrar tşkler canım öperim :)

Your style is your signature   18 Ekim 2010 11:56  

Merhabalar :)
Reklam çok akıllıca düşünülmüş , paylaştığınız için teşekkürler(Daha sonra belirticeğinizi yazdığınız için daha açık yorum yapıp bozmak istemiyorum:) )

Ben Hollandaya gittiğimde Amsterdama uğrama fırsatım olmamıstı ,çok şey kaçırdııgmı postunuzla birlikte tekrar farkettim :)

İyi gezmeler & iyi eğlenceler :)

Peri Tozu Fotograf   18 Ekim 2010 14:08  

Ne guzel yapmissin Eda resimleri caktirmadan fotograflamakla :)Nedir bizim bu eziyetimiz yahu,hele prof. makinayla gittigimde o tam komedi oluyor Cakirrrt diye cikan ses ve yuzumdeki olaydan habersiz ebelek ifade :)
Van Gogh un bir kac bas yapitida Madridteki Thyssen Muzesinde gormustum.Hayranim bu kulaksiz adam...

ஐ : ) STİL DİREKTÖRÜ ( : ஐ   18 Ekim 2010 22:05  

Your style is your signature selam ben tşk ederim, yazdım cevaplarda arkadaşlar bilmiş zaten ;) Umarım yeniden gider ve gezme şansı elde edersiniz. Çok tşkler.

Peri Tozu Fotograf tatlım ayarlardan sesi kapat bende de prf makine var Canon :) aklında olsun o sayede bunları çektim zaten. Kesinlikle hayran olunmayacak gibi değil canım.

Peri Tozu Fotograf   19 Ekim 2010 10:10  

Sesini kapatiyorum Stil direktorum,cikardigi o mekanik sese cagre yok valla.Sony TX9 aldim cozum olarak :)Tek kelimeyle harika isler cikariyor kucuk canavarim :)

Yeşim   19 Ekim 2010 11:49  

Yettimmm :) Reyhane deme kız öyle. Aman arada bildiklerim çıkıyo işte ;) Edi'mmm keşke rehberimiz sen olsan keyfime keyif katarsın balım :) Bak Çukur şiirini bilmiyodum yeni bişey daha öğrendim, öğrenmekle kalmadım, buldum, okudum ve öldüm.

Bilerek mi yanına
almadın giderken
başının yastıkta
bıraktığı
çukuru
Güveniyordum
oysa ben sevgimize
vapur iskelesi
ya da tren istasyonundaki
saatin doğruluğu kadar
Beni senin gibi
bir de annem terketmişti
ki göbeğimde durur
onun yokluğundan
bana kalan
çukur

Benim gibi bilmeyenler varsa okusun balım. Benden de sana hediye olsun gurbet ellerde yüreğini ısıtan :)

francesca mckennitt   19 Ekim 2010 17:42  

Keşke bizim müzelerimizin üzerine bu kadar düşülse, belki müzeseverler olarak müzedeki tek Türk olmaktan kurtulurum! Gerçi haklarını yememek lazım özel müzeler çok iyi sergiler hazırlıyor ama devlet çoktan kopmuş durumda.

Ayrıca mezar taşının orada olması da çok anlamlı olmuş... Amsterdam'a gidersem ilk uğrayacağım yer burası olur heralde :)

ஐ : ) STİL DİREKTÖRÜ ( : ஐ   19 Ekim 2010 19:13  

Peri Tozu Fotograf kuzucanım, yıllarca Sony Cybershot kullandım malum Canon'u taşımak bela olunca yanımdan eksik etmiyorum. Hele macrosu süper tatlım. Bak zevklerimiz bir şeker. Yalnız tatlım ben sesi tamamen kısabiliyorum, mekanik bir ses bile gelmiyor acaba son model diye mi anlamadım şeker.

Yeşom hahah yettim demiş yardın beni. Aklıma geldi babamı çok sık hastaneye götürdüğümüz için hasta bakıcıları tanırım hep. Bir kız var adı Yetiş, kardeşi ise; Feryat haha :)) Yazık ya insan böyle ad koyar mı? :) Isıtmak ne kelime, bin defa görsem bin defa okurum... Bir garip oldum sorma gitsin... Kimsenin yastığında çukur kalmasın, sevenler ayrılmasın balım. Öperim.

francesca mckennitt ahha kıyamam sana. "müzedeki tek Türk olmaktan kurtulurum!" demiş, dönüşümde beraber gezeriz 2 Türk oluruz :) Çeker, öğrenir, yazarız :) Taşın sadece fotosu var kuzum öperim.

Yeşim   19 Ekim 2010 19:57  

Amin balım o çukurlar hayatımıza girmesin. İsim mevzusu ciddi boyutlarda komik. Ben dava açar değiştirirdim ismimi kesin. O isimlerle insan bir ömür nasıl yaşar yahu :)

ஐ : ) STİL DİREKTÖRÜ ( : ஐ   20 Ekim 2010 13:38  

Yeşom kesinlikle canım. Ya sorma fena ötesi bak aklıma ne geldi ben TEB'de teftişken bir adam vardı hesaplarını kontrol ettiğim, iyi bir müşteri, Rafet Çubuğukısa :)) Ömer'le ne gülerdik, gelde saygı duy adama. Rafet Çubuğuuzun olsa neyse de haha :) Çok yazık ya inan aynen mahkemeye başvurdum.

Yeşim   20 Ekim 2010 14:11  

:D puhaaaahaaahaha ben böyle soyadı olan biriyle evlenmezdim :D

ஐ : ) STİL DİREKTÖRÜ ( : ஐ   20 Ekim 2010 14:13  

Yeşim haha yazık adama aynen aynen :)


Bu blogun tema tasarımı Stil Direktörü tarafından yapılmıştır.
Copyright © 2006 - 2015