Bir ayı geçmiş yazmayalı. Sadece ev taşınma durumları değil bir sürü olayla karşılaştırdı yaşam bizi... Ama neti açtığımda yüzümde güller, yüreğimde de renk cümbüşüne bürünmüş kelebekler kanat çarptı. Sayenizde....
Onca insan, onca yorum, onca mail, blogu olmayan bir sürü okurdan sevgi ve hasret dolu dizelerle yazılmış sanaldan öte, kalem ve kağıt tadı hissettiren mektuplarınız...
Defalarca yardım etmek için arayan soran siz dostlara can-ı gönülden teşekkür ediyorum. Çıkarsızca sevilmek ruhuma ilaç gibi geldi... Ne diyebilirim ki; müteşekkirim...
Öncelikle hayatımdaki yeri en özel olan varlık
aşkım baboşumdan bahsetmek istiyorum. Beni yeni tanıyanlar belki babamın durumunu anlattığım yazıları okumamıştır diye buraya daha önceki paylaşımlarıma dair linkleri ekliyorum, okursanız babamın sağlık durumunu bu yazılarımda yazmıştım.
İki hafta kadar önce kalbinde ve kulağında pil olan babam (-ki hayatı boyunca içki ve sigara içmemiş biri) nefes darlığı ve kalbinin çok hızlı atması sebebi ile yine Florence Nightingale'e kaldırıldı. Son aylarda sürekli şikayetleri vardı. Ameliyat 6 saat sürdü ve ömrümden ömür gitti. Yapılan işlemi halk dili ile anlatacak olursam; beyninden kalbinin atmasını sağlayan damarı kestiler. Bu sayede kalp sadece pil ile çalışmaya devam etti. Çünkü hem pil hemde damar kalbin normalden fazla atmasına sebep oluyor ve beden bitkin düşüyordu.
Bir gece yoğun bakım dendi şükrettik, akabinde o bir gün oldu bize bir hafta... Ama ne hafta aylar, yıllar sürdü sanki :( Sonrasında düzene alındı dendi, bu seferde Gut oldu. Sözde zengin hastalığı, et yemekten olur derler ama hiç alakası yok. Aç yaşıyor canım resmen :( Zaten bir sürü şey yasak ayrıca en çok içimi acıtan şey babamın ayak ve el bilekleri benimle aynı incelikte. Kapı gibi adam derler ya gözünüzün önünde dal gibi oluşu içimi paramparça ediyor. Hani derler ya etimden et kopuyor diye, onu o şekilde görmek beni mahvediyor...
Onca hastalığa rağmen hala bizim evin durumlarını, neler yaptığımı, "iyileşeyim de eksiklere ben bakarım" demeyi de ihmal etmeyen bebeğim Ömi ile Edi'sine de isim taktı.
Ömi'nin adı minik, Edi'nin adı da iri'ymiş :) Bak sen :)
Ama Allah'ıma şükürler olsun ki şimdi baboşum aşkım, ruhu sebebim herşeyim TAŞ gibi :) Tahtalara vuralım, maşallah diyelim.
Şimdi geleyim diğer habere. Master yapan
melek kardeşim, seramik ve resim kursu açtı. Bilgi almak katılmak isteyen olursa bana yazabilir. İlk öğrencileri ben ve Lalişim olacağız kısmetse. Asıl teşekkürüm eski dostlarım Pars ve Lale'ye. Taşınma süreci boyunca iki evde de elim kolum olan
şeker kadın sizi seviyorum ve sonunda ankastreler bugün takılıyor diyor, pizza dışında benim mamalarımı yemeye en kısa zamanda bekliyoruz.
Kardeşimin kursu açtığı süre boyunca annem babamın yanında hastanede olduğu için, haliyle ben ilgilenmek durumunda kaldım. Nerelere gittik sormayın arkadaşlar. Seramik yapımı için fırınından tutun, çamur yoğurmak için granitine kadar Yakacık tepelerine tırmandım. Arabam zaten ufak içinde granitler, fırın, mobilya vs derken dörtlüler açık deli gibi bir günde 8 defa git gel yapmaktan canım çıktı.
Ev durumuna ve kendimden haberlere gelecek olursam da; demin de yazdığım gibi ankastre bile daha bugün takılıyor. Ay oldu dışarıda yemekten Ömi hasta oldu, pardon babamın tabiri ile minik :) Beni soracak olursanız yok şekerler yok kesin kurt var bende, kumpir, lahmacun, mantı onca yemeğe abandım daha beteri oldu kilo durumları 46 :( Artık yüzüm iyice içeri göçtü. İşin kötü yanı insanın eli ayağı titriyor zayıflayınca. Sanırım koşturmacalar ve baboşuma üzüldüğüm için bu duruma geldim. En kısa zamanda toparlanmayı ve baboşumun dediği gibi iri lakabının hakkını vermeyi umuyorum :)
Bu ev mevzusu da şu şekilde çıktı ortaya. Benim kolejden çok sevdiğim bir erkek arkadaşım yurt dışındaydı neyse geldi ve aradı beni ona gittim. Ev almış falan derken, eski günleri yad ettik, komşu olsak süper olur dedi ve en sevdiğim ve en çok güldüğüm bir sürü anı biriktirdiğimiz arkadaşlarımdan biri olduğu için, hayalini kurduk o gün!
Ve bingo! Sürekli dediğim gibi "imgeleme" yaptım Ömi ile baktık o da beğenince aldık evi. Ama öncesinde uzunca bir süreç olmadığı için, yeni eve göre mobilyalar çizdim, banyoları, mutfakları değişti derken ev sıfır olunca hali ile ankastresinden su tesisatına kadar herşeyle birebir ilgilenmem gerekti.
Bu zaman sürecinde bunca işin arasında Ömi 2 defa iş için yurt dışına gidince olan bana oldu :) Ayrıca ofisin işleri, toplantılar derken geceleri yatağa resmen sürünerek giriyordum. Hatta işin komiği tak çıkar lambalar ile idare ediyorduk, lambalar bile daha dün takıldı. Bu arada aklınızda olsun mobilya yaptıracak olursanız süper bir usta ile tanıştım hem uygun hem de çok temiz işçilik çıkarttı.
Yeni eve dair görselleri sormuşsunuz zamanı gelince belki paylaşırım şimdilik eski evimize dair anılardan bir kaç kolajla yazmayı noktalayım. Özlemişim ya çenem düştü :) Bu arada sürpriz demiştim ama o oldu sürprizler :) En kısa zamanda yazacağım hepsini ama yine sormuşsunuz bebek değil.
Unutmadan bir sürü mim gelmiş hepsini en kısa zamanda yazarım şekerler. Şimdilik bana müsade duşakabinler takılacak ustalar birazdan burada olur. Öpüyorum en gerçeğinden :)
EKLEME: Bu ev eski ev arkadaşlar yeni evimiz değil :) Okursanız yukarıda yazdım zaten.