22 Temmuz 2010 Perşembe


Belçika Namur 2 / Guy Delforge, Gökkuşağı ve Kombinim



Tam tamına 25 gün olmuş evimden ve eşimden uzak... Ay başı gelirim diyordum ama dayanamadım :) Sağ sağlim geldim, şimdi evimle, eşimle ve işimle ilgilenmem gerek. Bana biraz müsade, tüm e-postalarınıza daha sonra döneceğim. O zamana kadar bu yazımı paylaşmış olayım, sevgi ve neşe ile kalın arkadaşlar...

Belçika Namur 1 / İnsan Burada Ölse de Gam Yemez başlıklı yazımda; Namur'u tanıtmış sonrasında ise; Guy Delforge'u tanıtacağım demiştim. İlk yazımda link çalışıyordu ama sanırım ben yazdıktan sonra merak edenler olmuş olacak ki; site arada patlıyor.


İçerisi çok sessiz olduğundan ayıp olmasın diye fotoğraf çekmedim, altta olan iki görsel googledan alınma. Görsel kaynakları, fotoğrafın urlsindedir, ayıp olmasın KAYNAK belirtelim.

Demiştim ya; mevsim bir garip diye, yağmur yağıp güneş açınca, size gökkuşağı getirdim :)

Yolda ihtiyaç molası verdiğimiz bir anda ise; bonusu kelebekte getirdim :)

Guy Delforge kalesine doğru yol alırken manzara ve yine o kara binaları güzelleştiren çiçekler...

Altta 1. karede olan fotoğraf; Guy Delforge kalesinin uzaktan görünümü arkadaşlar. 2. ise; çıktığımız zaman tepeden çektiğim fotoğraf, manzara...

Ve yine anımsadım ruhum orada kaldı!

Blogumun headerında da gördüğünüz, klasik Edi pozları...
Etekler tutulur, en sıcağından selam edilir :)

Çeşitli kokuları keşfetmek için, parfüm ve eğitim setleri olan muhteşem, Guy Delforge'un dışarıdan görünümü.

"Guy Delforge'a gelen ziyaretçiler, mekanın mistikliğine, ışık, ses ve kokuların büyüsüne, kapılıp hayatı unutuyorlar." diye yazıyordu , test edildi onaylandı...

Gelelim kombine; üzerimde hırkada olan halini, Paris'e Doğru yola Çıkış, Hollanda / Maastricht ve Kombinim başlıklı yazımda yazmıştım ama soran olmasın diye yeniden belirtelim.

Elbise Amsterdam H&M çocuk reyonu :)
Çanta, çiçekli gözlük ve bileklikler Amsterdam H&M
Saat Bvlgari, parmak arası sandaletler İnci
İçi böcüklü yüzüğüm, Amsterdam'da keşfettiğim vintage shop Zipper'dan. Sitesinden pictures yazan kısımdan bakabilirsiniz.

Hayalini kurduğunuz bir sürü yer vardır gitmek istediğiniz...
Mesela benim Vietnam :)
Umarım hayelleriniz gerçek olur ve gidersiniz.
Namur'u da hayal defterinize eklemeyi sakın unutmayın!
Edi demişti, dersiniz ;)


Evet efenim, tekrar selam eder, bir sonraki durağımız, "Fransa'ya Giriş" diye, ufaktan haber ederiz :)
►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

20 Temmuz 2010 Salı


Belçika Namur 1 / İnsan Burada Ölse de Gam Yemez



Bu kış Belçika'yı görmüş hatta Belçika tatiline dair tüm yazılarımı burada paylaşmıştım. Bu kez yolumuz üstünde Namur vardı, ve namını googledan okumuştum.

Belçika, "Asıl Avrupa" olarak nitelendirilen çok kültürlü ve çok dilli bir ülkedir. Flamanca'nın konuşulduğu Flanders kuzey bölgesi, çarpraz bir şekilde birbirine bağlanan kanalların bulunduğu düz alanlardan oluşmakta ve Ortaçağ sanatına ev sahipliği yapan Antwerp, Bruges ve Ghent -ki yukarıda verdiğim linklerde kışın bu üç güzel yeri de gezmiş ve yazmıştım, gibi kentlere ev sahipliği yapmaktadır.

Ülkenin güney bölgesi Wallonia, Fransızca'nın konuşulduğu bir coğrafyadır. Ardenes'in inişli yokuşlu tepeleri, sayısız tarihi kale, Liege, Namur ve Tournai gibi kentleri kapsar.

Avrupa Birliği ve NATO'nun genel merkezlerine ev sahipliği yapan Brüksel, "Avrupa'nın Başkenti" olarak adlandırılmaktadır.

Rotamız Paris; Edith Piaf dinlemeden olmaz... Aylar önce severek aldığım defterde Eyfel baskısı olması da güzel bir tesadüf oldu :)

Namur nasıl ama? İnsan burada yaşasa ne derdi kalır, ne sağlık problemi!

Namur (Valonca'nde Nameur, Felemenkçe'de Namen, Latince'de Namurcum) Güney Belçika'da, Valonya bölgesinde bir şehirdir. Şehir, hem Namur eyaletinin hem de Valonya'nın başkentidir. Şehir, Sambre ve Meuse ırmaklarının akarsu birleşminde, üç farklı bölgeye ayrılır. Her bir bölgeye farklı isim verilmektedir. Şehirde Fransızca konuşulmaktadır.

Belçika, kapladığı alan itibariyle Avrupa'nın en fazla kale bulunduran coğrafyasıdır. Tarihi kaleler ile dolup taşan Namur'da, en güzel örnek arkadaşlar.

Kentte ilk yerleşimler Keltler zamanında olmuştur. Bölge Ardenler'e kadar, doğu-batı ve kuzey-güney yönünde ticari bir rotaya sahiptir. Bölge bir süre Romalılar'ın eline geçmiştir. Nehirlerin birleştiği bir konum olan Namur, Orta Çağ'da bir ticaret kentinden yavaş sıyrılıp, köy konumuna erişmiştir. 10. yüzyılda ise kendi başına bir yönetim haline gelmiştir. Bu tarihten sonra Namur, devamlı olarak kapışılan ve ele geçirilmek istenen bir kent olmuştur. I. Dünya Savaşı sıralarında cephelerden birine sahne olmuştur. Sonrasında ise Belçika için ticari ve endüstriyel değerini korumuştur.



Namur önemli bir ticari ve endüstriyel merkezdir. Özellikle Valonya'nın omurgasında yer alması, onu Valonya'nın en önemli ve en stratejik merkezi haline getirmiştir. Bölgede makine, deri işleme, demir-çelik ve porselen üretimi yapılır. Namur, ayrıca Brüksel ve Lüksemburg arasında yer alan önemli bir demiryolu birleşim merkezidir.

Belçika Namur 2 yazımda; çeşitli kokuları keşfetmek için, parfüm ve eğitim setleri olan muhteşem, Guy Delforge'u tanıtacağım.

"Guy Delforge'a gelen ziyaretçiler, mekanın mistikliğine, ışık, ses ve kokuların büyüsüne, kapılıp hayatı unutuyorlar." diye yazıyordu , test edildi onaylandı...
►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

Hollanda / Maastricht'den, Belçika / Namur'a Doğru Gidiş



Paris dönüşü Belçika Namur'a aşık olduk demiştim ya, Cemal'in de benim de ruhumuz hala orada kaldı. Maastricht'den, Namur'a doğru yol alırken, çektiklerim.

/(,") ♥ (¨.)
./♥\.♥./█\.
_||_ ♥ _||_ Ömi'ciğimle de Namur'a gelmemiz gerek. Doğa harikası, dingin, huzur dolu bir yer. Namur'a vardığımız zamana dair görselleri, daha sonra paylaşacağım.

Aynadan yansıma... En sevdiğim pozlardan biri bu oldu!

Diğeri ise, bize, "vay anasını ya.." dedirtti. Kilise ama içi kitapçı! Hollanda'nın Maastricht kentinde, 13. yüzyıldan kalma bir kilise, hatta en son bisiklet parkı olarak kullanılıyorken şimdi kitapçıya dönüşmüş. 2008'de The Guardian mekanı "dünyanın en iyi kitapçısı" olarak seçmiş.

Geri dönüşüm projeleri içerisinde insanı mest ediyor. Biz olsak otel, yada alışveriş merkezi inşaa ederiz :/ Başka ruhların gezindiği bu mistik mekanda, tarihe ve sanata dair kitapları, - her ne kadar çoğu Hollanda dili, Dutch olsa da- yine de ortamın cazibesi, atmosfer insanı hayran bırakıyor.

Bu tatilde paramı, kokoşluktan çok, sanata harcadığım için, yanağımdan bir makas aldım :P

Dipçik Not 1: Aklınızda olsun, yurt dışı seyahetlerinizde, eğer bir tur şirketi ile gitmediyseniz, müze kartı alın. Bu sayede birçok müzeye çok uygun gezme şansına sahip olursunuz. ben İstanbul'da da, gittiğim birçok müzede de bu şekilde yapıyorum. Özel müzelerde geçmiyor ama oralarda da, müze kartınızı gösterince indirim yapıyorlar.

Kilise kitapçının dışı ve Ömi için çektiğim; muhteşem Spyder

Hollanda / Maastricht meydanında, gece verilecek klasik müzik konseri hazırlığı ve yemek molasında ucu çıkmış, H&M gözlüklerimle uyumlu ojelerim :)

Ve cennete doğru yol alırken, Belçika civarı Namur'a doğru giderken, Ömi'ciğim için çektiğim bir başka motorsikletli.

İlk iki görsel benim çektiklerim diğerleri ise ben yokken Ömi'ciğim yeni motor almış, Honda CBR 600RR, artık İtalyan Ömer lakabını bırakmış, kasasını kırmış :)

Duydum ki, "Gel artık hanım, süzülelim rüzgarda..." demişsin kocişim. Elmalı ponçiğin geliyor, süzülmeye az kaldı!

Dipçik Not 2: Yine bu kış gittiğimiz, Belçika tatiline dair tüm yazılarım için buraya; Edi & Ömi motor keyfi ve motorla ilgili tüm yazılarım, -hatta videomuz bile var- için buraya bakabilirsiniz.

Ömi'cim kiloda vermişsin, gözümden kaçmadı :)
►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

19 Temmuz 2010 Pazartesi


Hollanda / Maastricht, Sint Servaas Kilisesi 2




ve Sint Servaas kilisesine dair son yani bu yazımda, Hollanda / Maastricht, Sint Servaas Kilisesi 1'de bahsettiğim gibi kilisenin altında bulunan lahitler yani mezarlar vardı. Nem ve koku biraz rahatsız etti, hatta ürktüm de ama görmeye değer dedim.

Dipçik Not 1: Fransa hariç genelde her yerin tarihine dair ingilizce broşürler vardı, Fransa'da ise, bilseler bile, siz "English please...!" deseniz bile, inadına Fransızca konuşuyorlar!

Burada; kiliseye dair detayları okurken...

Dipçik Not 2: Burada duvarda gördüğünüz daireler içinde, sanırım rahiplerin adları yazıyordu. Aynı duvar Roma / Vatikan'da da vardı. Ama orada papaların adları yazıyordu. Hatta "Cennetin Kapısı" adı verilen duvar, her papa seçilişinde yıkılıp yeniden örülüyordu.

Ayrıca resmettikleri mezarın aynısı yine Roma / Vatikan'da da vardı, ancak orada papaların mumyalanmış halleri gayet belirgin bir şekilde yatıyordu!

Dipçik Not 3: Benim çok şaşırdığım diğer bir bilgi ise; İtalya tarihinde ilk papanın bayan olmasıydı!!! Hatta rehberimizin anlattığı ve aklımda kaldığına göre iletecek olursam; bu olay sonrası papa seçimlerinde, altı olmayan bir sandalyeye papa oturur ve erkek olup olmadığı test edilirmiş :P

Gördüğünüz üzere; yine ihtişam, işçilik ve onca yıldan sonra zarar verilmemiş oluşu....

İşte bahsettiğim 1384'lü yıllardan kalma lahit mezarlar.



Fotoğrafa bakıp takılma emi yurdum insanı!


En Bomba Dipçik Not 4: Evet çömeldim, evet dua ettim. Babama ve tüm hastalara sağlıktan başka birşey dilemedim... Sonuçta ha kilise, ha camii hepsi Allah'ın evi!

Araç değil, amaca odaklanır, güzel görürsen şayet; inan ki o zaman, toz pembe dünyana sahip olacaksın :)

►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

Hollanda / Maastricht, Sint Servaas Kilisesi 1



Baştan belirteyim, görselleri net görebilesiniz diye iri halleri ile yüklüyorum. Yüklenirken bağlantınız yavaşsa, biraz beklemeniz gerekebilir. 11 Temmuz'a dair fotoğraflar ve detayları...

Bir önceki yazım olan; Paris'e Doğru yola Çıkış, Hollanda / Maastricht ve Kombinim'de kilisenin dışı ve bahçesini paylaşmış, hatta 1900'lü yıllardan kalma demiştim. Ama düzelttim, 1384 yılından kalma bir kilise arkadaşlar! Yerde tarihe dair detayı da çektim, tarihine dair detayları ayrıca merak edenler varsa, googledan Basiliek van Sint Servaas diye aratabilirler.

Cemoş sağolsun, "vay bee" diye incelerken, habersiz birçok fotoğrafımı çekmiş :)

Altta gördüğünüz; günah çıkartırken, kuru kafaların kötü ruhlardan koruduğuna inanılması.

Buram buram ihtişam mı aradınız? İşte ta kendisi.. Haç'ın işlemesine, taşlara ve detaylara fokus!

Mezarları bile süslü.... Canına yandığım ülkemde, insana değer verilmezken, ölüye verilen değer!


Yukarıda bahsettiğim 1384 yılına dair yapılmış olduğunun detayı...
Pençelerin işçiliği mükemmel!
Heykellerin detayları, varaklar, boyaların hala solmamış olması da cabası.

Dipçik Not: Onca kilise, tarihi eser gördüm, Roma Vatikan'ı tek geçerim. Hele Vatikan'a girince, yerde Ayasofya yazdığını görünce, o kadar gurur duymuştum ki anlatamam.

Gitmemiş olanların da gidebilmesini ve görmesini dilerim...

Bu kilisenin altında mezar var demiştim ya, bir sonraki yazımda 2. katı paylaşacağım.

►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

18 Temmuz 2010 Pazar


Paris'e Doğru yola Çıkış, Hollanda / Maastricht ve Kombinim



11 Temmuz'da Cemal'le Amsterdam'dan, Paris tatili için yola çıkmıştık. Yol boyunca karşımıza çıkanlardan bahsedeyim, fotoğrafını gördüğünüz köprü, üç boyutlu gibi uzaktan dört direk olarak görünmekte ama içinden geçince gördüğünüz gibiydi. Hava hem Paris'de hem yol genelinde, deli gibi yağışlı akabinde de kavurucu güneş şeklindeydi. Tam hasta olunacak havalar ama bize sökmedi, taş gibi gittik geldik :)

Bizim kiraladığımız araba Alfa Mito spor modeliydi, ilk defa böyle bir araba gördüm çünkü her durduğunda pıss diye istop ediyor :) TR'mize gelmez, benzin az yakaıyor diye bizi düşünen olmaz, satmazlar eminim :( Debriyaja basınca yeniden son sürat, devam ediyor, yani kontağa basmanıza gerek kalmıyor. Ama yolda karşımıza çıkan abla da ise; JAGUAR vardı. Bin üstüne gez derler ya, tam da o hesap yıkılıyordu :P


Hollanda Maastricht'de 1300'lü yıllardan kalma altında mezarlar olan bir klise bu arkadaşlar. İçini bir sonra ki postumda daha detaylı paylaşırım. Bu gördükleriniz sadece klisenin dışı ve bahçesi.

Hatta bildiğim kadarı ile; Maastricht'in insan hakları ile alakalı belli kriterleri de varmış. Ayrıca Türkiye AB ilişkileri diye buradan bakma şansınız var.


Yol kombini, en rahatı elbise olduğundan, tercihim bu yönde oldu.

Elbise ve hırka, Amsterdam H&M çocuk reyonu :)
Çanta, çiçekli gözlük ve bileklikler Amsterdam H&M
Saat Bvlgari, parmak arası sandaletler İnci
İçi böcüklü yüzüğüm, Amsterdam'da keşfettiğim vintage shop Zipper'dan. Sitesinden pictures yazan kısımdan bakabilirsiniz. Süper şeyler vardı, buradan görmemişler gibi ne varsa vintage topladım. Ama aklınızda olsun, bizim ülkemizde vintage shoplar çok daha ucuz. İnsan başta anlamıyor alıyor sonra ikiyle çarpınca abovvv diyor :)

- Bu arada tatile çıkacak olanlar varmış bana soruyorsunuz e-postalardan ama hangi şehir belirtirseniz gittim yada gitmedim diye size daha detaylı bilgi verme şansım olur. Kapiş?

►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

17 Temmuz 2010 Cumartesi


Paris Gezisi Bitti, Amsterdam'a Geri Döndük



Selam şekerler. Paris gezimiz bitti, araya yine Belçika'yı da sıkıştırdık, hatta bir sürü fransız köyü gezdik. Bu çikolata velet gibi ne bulduysam çektim :)

Namur'a aşık oldum Belçika'da bir köy, şimdiye kadar Singapur, Floransa ve Venedik dışında en beğendiğim yer oldu. Hani derlar ya, ruhum orada kaldı diye işte o moddayım....

Biraz dinleneyim yazmaya başlarım. Unutmadan e-posta yollayan, facebookdan ve blogdan yazan herkese tşkler. Babam şükürler olsun ki iyiymiş, Ömi'den haber aldığıma göre, dur kalk yaparak bir günlük yolu iki günde gitmişler ama seneler sonra babam yeniden Ayvalık'a yazlığa gidebilecek gücü bulmuş :) Başka ne isterim ki... Kim bilir belki ülkeme dönünce ben de bir Ayvalık yaparım. Aranızda Ağustos ayında Ayvalık yapacak olan var mı? Şimdilik öptüm kaçtım.

►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

16 Temmuz 2010 Cuma


Amsterdam'da Saç Kesimi DIY'si :)




Hadi bir yazı daha olsun biz Paris'den dönmeden dedim ve eğlendiğimiz anlardan birini daha paylaşayım istedim. Amsterdam'da Boş Durmadım, Atlet ve Kolye DIY Yaptım başlıklı yazımda makası elime alınca bırakamadım demiştim. Malumunuz avrupa genelinde kuaför olayı deli para, Pınar "Saçlarımı kessene Edi..." dediğinde seve seve kabul ettim. Daha önce de erkek ve kız arkadaşlarımın saçlarını kesmişliğim olduğundan, riske girmek gibi düşünmeden keyif alarak sanatı icra ettim dermişim :) Güzel gğnlerde uzat yawrus :)

İşte o andan kareler ve Hakan arka planda, "Nasıl bir model olsun baayan,..." diye yandan yandan soran kuaför taklidi yaparken. :)

Arapprensi arkadaşım sevgili Gürcan'cım sana rakip geliyor bilesin :)
Saçı uzayan varsa kesime geliriz :)
►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

14 Temmuz 2010 Çarşamba


Amsterdam'da Boş Durmadım, Atlet ve Kolye DIY Yaptım :O



Paris'e gitmeden sizin için, son bir post daha hazırlamıştım.

İmkanlar kısıtlı olunca, allah ne verdiyse der, elinizde ne malzeme varsa, diy or die der, diyiniz geldiyse diyersiniz :)

Elime makas aldım ama sadece diymekle kalmadım, şimdi bahsetmeyeyim gelince sürpriz olsun. Ne yaptığımı daha önce aralarda yazmıştım, merak ediyorum bilen çıkacak mı? ;)

New Yorker hastası olduğum bir mağaza, burada fiyatlar bizim Mango gibi. İnsan avro vere vere 10-20 derken alışıyor ama ikiyle çarpınca bir bakıyorsun bir atlet, bir t-shirt 40 teleye gelmiş :)

Geçen gün, birkaç parça, kumaş denyesi yumuşak atlet, t-shirt almıştım. New Yorker Amisu'da satıyor, diy yaptığım atlet Amisu marka, kumaşlar açısından kalın penye sevmiyorsanız bizim ihraç fazlası satan mağazalarımızda ve pazarlarımızda bu markayı bulursanız kaçırmayın derim. Hele taytları o kadar yumuşak ki; Gina Tricot'tan sonra tek beğendiğim taytlar Amisu'nun.

Hani arada yazıyorum Amisu şu bu diye, şimdi aklıma sadece Amisu elbise kombinim geldi bakmak isterseniz o da burada.

Bizim ekip, gece eğlenelim, coşalım dedi, anında gece moduna bürünmek gerek diyerek kolları sıvadım. Atleti yanlardan kesip doğal havalandırma imkanı yarattım, artanı ile de konu mankenimiz Pınar hanımın sergilediği kolyemsi zamazingoyu yaptım.

Kısacası çöpten çıkarmış giymiş, hatta yankesici çarpmış, modasına bende uydum.
Hem hava alması havalandırma delükleri açmış hem de çok stilişş bir havalandırma uydurmuş oldum :)

Beğenmeyen olabülür saygı duyarım ama bu haline göre kesin yargıya varmayın, asıl kombini ben çok sevdim :) Gelince paylaşırım şekerler. Öperim

Şimdiye kadar yazdığım tüm Do It Yourself ( DIY ) önerilerine buradan bakma şansınız var.

►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

13 Temmuz 2010 Salı


Amsterdam Sokaklarından Gözüme Takılanlar



└► Bunu da önceden yazdım, yayınlandığı zaman hala Paris'te olacağım. Blogger altyapısını kullanan blogcu arkadaşlardan bilmeyenler varsa; önceden yazıp yayına nasıl ayarlanır merak ediyorsanız, BLOGGER BİLGİLERİ etiketli yazılarıma göz atın.

└►Amsterdam sokaklarında en çok bu teyzeyi sevdim. Kadın olmak yaşa bakmaz derler ya; ne kadar da doğru bir söylem. Elinde tuttuğu çantası, süslü topuzu, uçuşan etekleri ile ileride teyze olunca olmak istediğim türden entel dantel bir hanımefendi. İçine giydiği çorap ve dore ayakkabısını, bütün halinde bakınca görmezden gelebiliyor insan....


└►Taft'ta Jeffrey Campbell tasarımı zımbalı botları görünce OMG dedim! 200 avrocuk kadar beğendiyseniz sıradan bir bot alıp, sağlam raptiye çakarak da DIY'cik yapabilirsiniz.

└►Daha önce yazdım mı anımsamıyorum ama, Perşembe günleri bunların shopping dayleriymiş, alışveriş günü hesabı ve o gün gece saat 21:00'e hatta bazı mağazalar 22:00'ye kadar bile açık oluyor. Ancak yemek olayı bazı yerlerde gece 02:00'ye kadar açık olsada, çoğu zaman yemek kalmıyor :) Mac Donals'da bile düşünün yani! Hatta avrupa genelinde olduğu gibi burada da mayonez, ketçap vs ekstra ücrete tabii. Türkiye'min gözünü seveyim!

└►Şartlar ne olursa olsun, yürürken bile yavrusunu besleyen anneye, şevkatle baktım. O görmeden sevdim onu, annemi de özleyerek....


└►Oranj "kimi turuncu da der, ve annemin en sevdiği renktir, hatta mutfağı bile oranjdır Yıldız'ımın" takımlarının da rengi olduğundan, bende sıkı FB'li olduğumdan, taraftarını desteklemek için, hayatta sevmediğim komple tek renk giyim tarzına, takım sevdasına duyulan saygıdan göz yumdum :)

└►Hangi mağazada hangi elbiseye baksam kombinezonsuz giyilmeyecek incelikte ve astarsız! Burada hatunlar uymuş, uymamış, görünmüş, görünmemiş derdine yanmadan, tren olarak bön bön bakılmadıklarından doya doya giyebiliyorlar! Tarzı sevmedim beni rahatsız etti, burada yaşasam bile giymem, alışık değilim ya istesem de giyemem zaten ama ne yalan söyleyeyim; vurdumduymaz davranabilme özgürlüklerine de imrendim.


└►Ve yine yukarıda bahsettiğim, özgür olabilme, oram buram göründü mü, biri bana tren muamelesi yapar mı korkusu gütmeden, motoruna binebilen bayana da imrendim... Kim bilir bir gün belki bizler de, bakmak, eleştirmek yerine işimize bakabiliriz... Kim bilir?....

►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

12 Temmuz 2010 Pazartesi


╠► Everybody Loves Paris, Bekle Beni Geliyorum ◄╣



Sabah yedi gibi yola çıktık, siz bunları okurken... Bol bol fotoğraf çekerim, sizler için öğrenip gelince paylaşırım. Daha önce Paris yapmış arkadaşlarla aynı yere gidecekmiyim bakalım, yorumlardan anlarız gelince :) Laptop almıyorum yanıma ama fırsat olursa twitter'dan paylaşırım.



Audrey millenyum çağında yaşasaydı, eminim Tiffany önünde böyle kahvaltı ederdi :)



Kendinize ve hayatınıza giren her canlıya nazik davranın :O

Audrey fotoğrafı kaynak flickr
►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

11 Temmuz 2010 Pazar


I Amsterdam Işıktır, Yaylalar Yaylalar...



Selam arkadaşlar. 11 Temmuz itibari ile hava yine leş. Bugün yine aynı sıcaklık devam etmekte. Pek terleyen bir tip olmamama rağmen, nem adamı fena bunaltıyor. Geceleri ise polarla oturduğum da oluyor. Buranın havası da adamı hasta eder.

Dün 33 dereceydi, gece deli gibi yağmur yağdı. Yollar doldu taştı resmen. Beni twitterdan takip edenler bilir, dün gece Almanya - Uruguay maçını izlemek için, sahil kasabası gibi olan, hatta okyanusa yüzmeye gidiyoruz dediğim Zandvoort'da, Cafe Fier'de maç izledik. Anlık olarak dışarıda olduğum zamanlarda; twitter photos hesabımdan da görselleri paylaşıyorum.

7 Temmuz'da I amsterdam heykelinin olduğu, Museumplein meydanına gittik. Bu fotoların hepsi oradan çekildi. Konser ve maç izlemek için orada toplanılıyor ve binlerce kişi toplanıyor.

Hatta bu gece Hollanda İspanya maçını izlemeye yine Museumplein meydanına gideceğiz, ve haberlerde 200bin kişi olacağı söyleniyor!

Ayrıca Van Gogh müzesi ve Rijks müzesini de gezme şansım oldu. Resmen ağzım açık kaldı. Bir sonraki yazımda detayları ile paylaşacağım arkadaşlar.

Bu salıncaklar bizim ülkemizde olsa ben bile binerim :P

Kaykay olayı, ne zaman görsem içim gider. Lise yıllarında Fenerbahçe Kalkedon barın yanında yarışmalar düzenlenirdi, benim de 2. olmuşluğum vardı zamanında :) Hey gidi hey...


Şunun güzelliğine bakar mısınız? Gözünün tonu, kanadında sedefli yeşiller, griler, fümeler.... Şansıma su içerken çekebilme şansım oldu, ah bir de elime alıp sevip, mıncıklasaydım. Hayvanlar bile mutlu burada! Bizim garipler, yol kenarında bir damla su bulmak için didinir :(

Kırmızı puantiye temalı mağaza Alice in Wonderland'da gibi hissettiriyor insanı.

Mağaza önünde bulunan mantar temalı mini masa, taburede oturmasam olmazdı.

Diyorum ya bunlar bisiklet tepesinde, köpekte taşır, çocukta :) İşte bir kaç kare...

Karınlar zil çalınca, beslenme vakti.

Devasa dondurmayı görünce şımarık poz vermece :)

Araya kombini de sokalım tam olsun, gözlük annemden, terlik Melisa çok eski, çanta Amsterdam River Island, etek Zara, pembe bıyık broş Lalişin hediyesi, t-shirt peros, ben kollarını, atlını ve yakasını kestim. Ömi'nin ona küçük gelen t-shirtlerini baskıları hoşuma girse hep bu şekilde kesiyorum, sizin de aklınızda olsun. Hatta hala yazacağım, İst'da gittiğimiz Simay Bülbül defilesinde Deniz'de aynı t-shirtü alıp bu şekilde kesmiş, üzerine konuşup bir hayli gülmüştük :)

Yarın sabah itibari ile rotamız Paris! Üç dört gün kadar kalırız, pc taşımam yanımda, fırsat olursa dediğim gibi twitterdan da yazarım.

Sizler için bol bol romantizm toplamaya gidiyorum, gelince görüşürüz.

└► Unutmadan bir ricam olsa; Facebook'da Texas HoldEm Poker oynayan varsa, chiplerim bitti, beni gören olursa müteşekkir kalırım :P
►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

Bu blogun tema tasarımı Stil Direktörü tarafından yapılmıştır.
Copyright © 2006 - 2015