29 Ekim 2010 Cuma


Totoroşlarım ve Ben



Selam şekerler!

Bugün canıma can veren annemin doğum günü... Ülke olarak kutladık :) Şaka bir yana Cumhuriyet bayramımız kutlu olsun.

Gün aşırı annemle skype yapıyoruz ancak bugün benim için saçlarını, makyajını yaptırmış geçmiş kamera karşısına! Ekrana dokundu, yanağını yaklaştır dediği an bittim :( Ailesinden ayrı ülkelerde yaşayan arkadaşları o kadar iyi anladım ki! Hasret zor şey ama iyiki skype var!

Sizlerden sonra annemde, "Daha sık yaz, habersiz bırakma." demeye başladı :)

Canım Yıldız'ım, seni çok seviyorum, nice yıllara sultan!

Bu deliler gay değiller! Benim totoroşlarım adını taktığım deliganlular, kostüm partisine gidiyorlar. Bu arada 31 Ekim'de Hallowen kutlaması var, dönüşümde sıkılmazsanız milyon milyon fotoları eklerim.

Etos, çitos, kritoslarım...
Öpüyorum kaçıyorum!


Not: Facebook ve e-posta mesajlarınıza dönemedim, en kısa zamanda cevaplamaya çalışacağım.
►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

27 Ekim 2010 Çarşamba


Pentilog Ekim Sayısı Çekimi ve Röportajım



Selamlar arkadaşlar. Söz verdiğim gibi arada ses vermeye çalışıyorum. Amsterdam'da hava 7 derecelerde olmasına rağmen kimse uyumadan eğlenmeye, gezmeye devam ediyor! Bu mod haliyle bizlere de yansıyor. Haftaya kısmetse Amsterdam sonrası bu yazımda bahsettiğim ülkelere doğru yola çıkacağız. Bu arada neler oldu derseniz; kitap okuyarak, gezerek, burada yaşayan bazı arkadaşlarla görüşme şansı derken arada Stil Pazarı'na yeni ürünleri ekleyerek geçiyor zaman.

Aylarca bugün yarın diye ertelediğim Penti çekimini Eylül sonu gibi gerçekleştirdik. Pentilog Ekim ayı sayısında çıkmış ve ben daha yazmadan, sağolsunlar bazı arkadaşlarım farkedip kostüme ve yansıttığım enerjiye hayran kaldıklarını dile getirmişlerdi.

Yurtdışında olmam ve yoğunluk nedeni ile Ekim sonu gelmiş olmasına rağmen daha ancak yazabildim.

Kişiliğime en yatkın tonlar diye bir ayrım yapmam, renklerin dansını sevdiğimi sizler de az çok bilirsiniz. Sevgili arkadaşım Buket'in tasarladığı komple Penti çoraplarından yapılma kostüm hem beni, hem de Penti'yi "İşte budur!" dedirtti...

Fotoğrafların pshoplanmasına her daim karşı olduğumdan, doğal halleri ile paylaşılmasını sevdiğimden bikini izim kabak gibi ortada :)

Kamera arkası hallerimizde, altımdan etek sarkmasın diye destek veren ve bu güzel kareleri çeken sevgili Hazal'a da tşkler. Fotoğraflar Hazal'ın müthiş beğenisi üzerine benim oyuncağımla - Canon EOS 550D / Rebel T2 ile çekilmiştir.

Ayrıca bu hikayede başrol kahramanı, şahane kostümüme emek veren Buket'ciğime tekrar teşekkürler.

Buket kişiye özel tasarımlar yapmakta aklınızda olsun, benimle irtibata geçerseniz Buket'in e-posta adresini verebilirim.

Unutmadan kostüm 3kg. falanmış :)
Ayakkabı bana ait Go Jane

Kapakta ufak görselinde 19. sayfa gibi hatalı yazılmış sayfa 22-23'te.
Karşınızda Pentilog Ekim sayısı karesi, kamera arkası ve diğerleri...









2006 senesinden beri basına konu olan aklıma gelen başlıkları da araya ekleyelim.
BASINA KONU OLAN HABERLERİM:

- Maison Française Dergisi
- Evim Dergisi
- BÖ!'de (Blog Ödüllerinde) Hobi kategorisi birinciliği+ödül
- Microsoft'un YTÜ'de düzenlediği panelde konuşmacı katılımcı+ödül
- Tempo dergisinde haber
- Hürriyet gazetesinde 4 defa haber
- Sabah gazetesinde 3 defa haber
- KanalTürk ile evimde 2 defa ropörtaj & çekim
- ATV'de Berna Laçin'in programına konuk
- Digiturk'te Showmax kanalında Nergis Kumbasar'ın programına 3 defa konuk
- PC Net Türkiye'nin En iyi 50 Blogu
- LOG dergisi haber
- Taraf Gazetesi haber
- ShiftDelete.net haber
- ELLE Dergisi 2010 Ocak sayısı
- Banana Repuclic 2010 kataloğu
- Kariyer Eğitim Kurumları'nda verdiğim moda semineri
- Milliyet Gazetesi 2010
- All dergisi 2010
- Pentilog Ekim 2010
- Stil Direktörü Yeni Asır Gazetesi İzmir 2010
- Haber Türk Ocak 2011
- Haber Türk Şubat 2011
- Stil Direktörü Bugga Tasarım yarışması Mart 2011
- Stil Pazarı Womenist Net Şubat 2011
- Stil Pazarı ürünleri Trendyol'da Nisan 2011
- Stil Direktörü Trendyol Röportajı Mayıs 2011 Linki bu yazımda paylaşmıştım.
- Samsung Smart TV Tanıtım Filmi ve Kamera Arkası
►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

24 Ekim 2010 Pazar


Amsterdam'dan Hello Kitty'li Direk Kombinim :)



Heyoo selamlar olsun yine, yeni, yeniden :)

İki gün önce twitterımdan Aéroport Roissy Charles de Paris, Fransa'da olduğumu öğrenen arkadaşlara toplu cevap yazayım, Fransa'ya bu ay yeniden geleceğim o yüzden Fransa'da görüşelim diye sözleştiğim arkadaşlara haber etmedim.

Yazdan kalan Amsterdam fotolarına devam edeceğim ancak araya yenileri sıkıştırıp, bir ses vereyim istedim. Fırından yeni çıkan 24 Ekim 2010 yani bugüne dair fotolar.

Bugün Amsterdam'da mevsim karmaşası yaşadık. Dolu yağdı, yağmur yağdı, güneş açtı ve bir ara gökkuşağı çıktı... müthişti! Hava soğuk ama buna rağmen kızlar mini etekle, ince montlarla geziyorlar, malum alışmışlar ;)

Geçen gece 40 kişi kadar party verdik, Almanya'dan, Hollanda'dan, İrlanda'dan, Türkiye'den kalabalık ve kozmo ötesi bir ortamdı. Dutch arkadaşlara halay çekmeyi öğrettim, çok eğlenmişler hatta "Sen Ömi'ni de al buraya yerleşin Edi." dediler. Onlar bile bana Edi diyor ;))


Bu kombine bu ad gider dedik ancak stripper pole/striptiz direği ile karışmasın lütfen :O


Ömi'mi, ailemi, dostlarımı ve yuvamı özlemek dışında geziyor ve eğleniyorum çok şükür!
Ohhh sefam olsun diyelim sizleri de davet edelim :))


* ஐ * : ) Stil Direktörü Kombin ( : * ஐ *
Jean Amsterdam Zara
Bot Paris H&M
Mont Türkiye Mango
Hello Kitty kulaklık Türkiye Yeşilköy Pazarı
Kazak Ralph Lauren Amerika

Yazarken farkettim amma uluslararası bir kombin olmuş haha ◕‿◕
Şimdi şu gani gani gelen e-postalarıma bakıp, falafel yemeğe gidiyoruz öperim!

Not: Link vermeye üşendim, falafel ne yahu derseniz google it please...

Çav bellacanlar...
►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

21 Ekim 2010 Perşembe


Son Zamanlarda...



Sanal dünyanın hayatımıza yer etmesi ile daha az okur olduk. Yollarda midesi tutmayan bir insan olduğum için seyahat esnasında okumayı daha çok seviyorum. Oysa ki eskiden aynı anda iki kitap okur, biri biterse hüsrana uğramazdım...

Ahmet Ümit-İstanbul Hatırası

Demiştim ya Ahmet Ümit'e başladım diye, ilk sarmıyor gibi geliyor ama okudukça dalıp gidiyorsunuz. Okurken, Ahmet Ümit yazmadan önce sıkı araştırma yapmış diyor insan. Kitapta İstanbul tarihi, işlenen cinayetler, İstanbul'un eski halini öğreniyor insan. Ancak başkomiser Nevzat, komiser Ali ve Zeynep bana biraz Türk işi gelmedi ne yalan söyleyeyim keşke demek isterdim... Polisiye severler bu gazla okursanız hayal kırıklığı yaşarsınız sadece İstanbul'un tadına varın.

Meğer doğup büyüdüğüm şehre ne kadar yabancıymışım... Sizlere tavsiyem okursanız efsaneleri benim gibi kurşun kalemle çizin.

Eskiden olsa kıyamazdım ama son yıllarda yaşanmışlık kokan herşeyin bir anısı var fikrine o derece kapıldım ki, ne olursa olsun alınca saklamıyor tepe tepe kullanıyorum. Ancak burada kastettiğim hor kullanmak değil tadına varmaktır. Hatta geçen yıllarda okuduğunuz kitap nerede biterse oraya bırakın, sizden sonra gelen alır okur diye bir olgu vardı. Kıyamadım işte bu bana göre değil :)

Unutmadan, kitapta geçen cinayet mahallerinin gezildiği ve ardından romandaki Tatavla Meyhanesi'nde kurulan bir sofrada yemek yendiği bir gezi yapılmıştı. Googledan araştırp neresi olduğuna bakarsınız.

Trevor Homer-İlklerin Kitabı

Wc kitabı diye bir terim vardır pek hoşuma gitmez ama doğrudur :) O tarz bir kitap, müthiş! Aynı anda benim gibi iki kitap okumayı severler varsa tavsiye ederim. Yoksa yine tavsiye ederim, çünkü insanı yormak yerine bilgi dağarcağınızı genişletiyor.

Kitap size tarih boyunca herşeyin nasıl ve ne zaman üretildiğini anlatıyor. Şaşıp kaldığım o kadar çok şey oldu ki kesin okuyun arkadaşlar.

Kitapta olmayan bir bilgi vereyim, 2009 yazında Kıbrıs'a gitmiştim. Girne kalesinde Girne batığını çok merak ediyordum. Dünyada var olan ilk ve en büyük batık olması dışında, müzede kemikten yontulma toplu iğne ve topuz tokaları vardı. Dünyada değişime uğramamış tek şey; toplu iğne ve topuz tokalarıymış arkadaşlar. Ne kadar ilginç değil mi?

Set halinde tüm fotoğrafları Flick'a atmıştım. Bakmak için Kıbrıs yazılarım.

Ayşe Kulin-Veda'yı okumuştum ancak bu Cemil Cahit Yavuz'un çizgileriyle yeniden hayat bulmuş.

Voltaire-Candide ya da İyimserlik Üzerine

Dünya klasiklerinden, lise yıllarında okuduğum başyapıtlardan biri. Politik taşlamalar eskiyince çok fazla işe yaramazlar genelde. Ama bazen ufak bir yergi, sanatsal ustalığı ve evrenselliği sayesinde hiçbir zaman eskimez. Candide bunlardan biri.

Aydınlanma devrinin "Rönesans adamı" tarafından kaleme alınan bu ufak taşlama 1750'lerin politik ve felsefi tartışmalarına, anlaşmazlıklarına ışık tutuyor. Alman filozofu Gottfried Wilhelm Leibniz'in "metafiziksel iyimserliği"ne bir yanıt olarak yazılan Candide, sevglisi Matmazel Cunegonde'a kavuşmak için dünyanın dört bir yanına geziler yapan ve karşılaştığı tüm olumsuzluklara karşın (zorla orduya alınıyor, kırbaçlanıyor, dolandırılıyor, soyuluyor, sevgilisinden koparılıyor, Engizisyon tarafınan işkenceye uğratılıyor, vs.vs.) yaşam sevgisini yitirmeyen ve güzel bir yaşam sürebileceğine inanan saf bir delikanlının öyküsünü anlatıyor.

Sonunda Candide sevgilisi ve yardımcılarıyla yalnızlığa çekilince, gerçek mutluluğun aşırı idealizm ya da bulanık bir metafizikle değil, "kendi ufak bahçesini ekip biçmek"te yarattığını fark ediyor.


Arşivde yer etmesi bakımından yeni nesil karikatürize edilmiş hallerini tavsiye ederim. Ayrıca okuma alışkanlığı olmayan gençlerin, romanların karikatürize edilmiş halleri belki daha çok ilgilerini çeker.

Demet Altınyeleklioğlu- Cariyenin Kızı Mihrimah

İlk kitap olan; Moskof Cariye Hürrem-Osmanlı Hanedanı'nı okumuştum. Türkiye'ye dönüşümde Cariyenin Kızı Mihrimah'ı okumayı düşünüyorum. Aranızda okuyan varsa çok fazla tüyo vermeden bana yazarsanız çok makbule geçer.

►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

20 Ekim 2010 Çarşamba


Turkuaz & Kahve Yapıleybıl DIY Vatkalar Yapmıştım...



Sizler sevseniz de gezi, mekan yazmak yerine bu sefer bir sene önce yaptığım DIY'ciği paylaşmak istedim. Bu penyenin iki vatkasını farklı çalışmıştım, daha doğrusu tek omuza vatka çalışmıştım. Sahibi severek giydiğini söyleyince artık yazalım dedik. Kalıptan çıkmış gibi iki tarafı aynı omuzlardan sıkılanlar varsa benden size yapıleybıl bir DIY'cik olsun. Ayrıca kumaşı omuzlarda dökümlü bırakıp iplik fazlalarını temizlemezseniz bence daha güzel olur, -ki ben bu şekilde sevdiğim için öyle bıraktım.

* Unutmadan bu hafta Stil Pazarı'na yeni ciciler eklemiştim, övgü dolu postalarınız ve ilginiz için buradan toplu tşk etmiş olayım :)

Şimdiye kadar paylaştığım DIY'ler için buraya,
veya
yazılarımın altlarında bulunan ilgili konulara tıklayarak bakabilirsiniz.

►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

Amsterdam Kitsch Kitchen'da Kedi Kız Oldum



Baştan söylemiş olayım, yazıları bir iki diye bölmemek adına tüm fotoğrafları yükledim bu yüzden bağlantınız yavaşsa bu muhteşem ürünleri görmek için azıcık sabır ;) Ayrıca yine sarışın oldum sananlar var, bu fotolar Temmuz'dan kalma. Malum daha Hollanda, Fransa vs fotoları var, onlar bitmeden bu kışa dair tatil fotoları yazmayacağım.

Daha önce yazdığım; Van Gogh Museum - Illusie en werkelijkheid yazımda paylaştığım fotoğraflar gibi, Kitsch Kitchen'da da fotoğraf çekmek yasak olduğu için, boynumda asılı duran fotoğraf makinem hangi açıya denk geldiyse çaktırmadan çektim. Malum Türküz, gösterdik Türklüğümüzü ama tamamen iyi niyetle, herşey sizler için hehe :)

Kitsch Kitchen'ın ne zaman önünden geçesem her daim insanlar gülerek bakıyor :)
Cemoş fil ben kedi kız oldum :)

Yok yok, tam cennet! İki katlı bu mağazayı saatlerce gezsem sıkılmam!

Kitsch Kitchen'dan aldığım malzemelerle yaptığım Cup Cake Serisi,

Daha önce sizlere tanıttığım Kitsch Kitchen mağazası ve Kitsch Kitchen'dan aldığım Dolar Temalı Papyon,

Ve Kitsch Kitchen resmi web sitesi.

Keyifli bakınmalar ⎝⏠⏝⏠⎠





►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

19 Ekim 2010 Salı


Amsterdam'dan Kartallı T-Shirt Kombinim



Bir senedir bildiğniz gibi 2. memleketim oldu Amsterdam. Amsterdam tarihi, sanatı, alışverişi vs yaza yaza sonunda fahri rehber ilan etmezse kraliçe beni ne olayım :) Daha önce yazdıklarım dışında ufak ufak anektodlar vererek, konuyu kombine odaklamak yerine tarihe odaklamayı tercih ederek başlıyorum!
  1. 2. büyük bir kentin bütün avantajlarına ve tarihi bir köyün bütün güzelliklerine sahip; konuksever, hoşgörülü, özgür ve uçlarda yaşanan bir şehir Amsterdam.

  2. 12. yy. sonunda Amstel nehri etrafında kurulmuş, 13. yüzyılda ise bir balıkçı köyüymüş.

  3. Su kenti, çevresini saran kanallarla, tarihi köprüleriyle ve 17. yüzyıl evleriyle ünlü.

  4. Bu flemenk başkentinde küçük bir toprak parçası üzerinde, olağanüstü çeşitlilikte yedi bin tarihi yapı, on bin dükkan bulunur. Hollandalı'ların deyimiyle "Amsterdam'da, her 725 kişiye bir kafe düşer!"

  5. Gece hayatı inanılmaz renklidir. Doğal ve tarihi güzellikleri bir yana dünyanın en büyük seks ve özgürlükler merkezidir arkadaşlar :) Merak edenler için; bakınız Google'dan Red Light District videoları!

  6. Müzelerinde dünyanın en iyi sanatçılarının eserleri sergilenir: Rembrant, Van Gogh, Picasso ve Jeef Koons...

  7. Unesco tarafından 2008 dünya kitap başkenti ilan edildi.

  8. Her haneye ortalama 2 bisiklet düşmektedir. Toplu taşıma olayını aşmış bir şehirdir her tarafa tramvay bulmak mümkündür. Halkın büyük bir kısmı iş veya okula bisikletle gidip gelir. Anımsarsanız 2009 kışına dair Amsterdam hakkında yazdığım yazılarda demiştim ki; "Bisikletle giderken, durmadan çöp atmanız için yollara file germişler ve bisiklet üzerinde yapmadıkları şey yok :)"

  9. Şehir baştan başa müzelerle bezenmiş haldedir. Herşey ile ilgili müze bulmak mümkün. Sanat müzeleri dışında pey yakında seks müzesine de yazacağım. Çekinmeyin inanılmaz komikti :) Videoları eklediğimde, ne demek istediğimi daha net anlarsınız.

  10. Kanallar şehri başka açıklamaya gerek yok. Şehir tamamıyla kanallar etrafında kurulmuş ama biraz kirli sulu gibi duruyorlar. Ayrıca Avrupa deniz ticaretinin merkezi konumundadır.

  11. Eşcinsel eğilimli insanların seçim haklarının dünya üzerinde tek meşruiyet gördüğü şehir.

  12. Kısacası; özgürlüğü fikren koklamış herhangi bir adamın "Liberaliz'min göbeği" olarak adlandırılan bu memleketi mutlak yaşaması gerek...

Cemal sağolsun tam esnerken habersiz çekmiş.
Doğal olduğu için olsa gerek; o güne dair en sevdiğim kare bunlar!



Eee bu poza bu şarkı gider, tıklayan canlara Edi'den iyi dinlemeler olsun!



Niye arkam dönük? hemen yazayım.
Cemoş fotolarımı çekerken, arkadan Türkçe bir şarkı çalınca, refleks işte aniden dönmüştüm!


* ஐ * : ) Stil Direktörü Kombin ( : * ஐ *

Fiyonk yüzük Paris Accessorize
Yeşil O.P.I ojeler Paris Sephora
Eyfel temalı saat Paris
Boyfriend jean Amsterdam Zara
Kartallı t-shirt Amsterdam New Yorker
Çanta Amsterdam H&M
Gözlük Amsterdam H&M
Şal Amsterdam'dan adını anımsamadığım, ancak sahibinin Türk olduğunu anımsadığım bir mağazadan ;)
Parmak arası Türkiye İnci

►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

18 Ekim 2010 Pazartesi


Teknolojik Hediyelerim ♥ o la laaa ♥



Beni bilen bilir, öyle incik boncuk, altın, mutfak eşyası türünden hediyeler bana ters :) Beni bozar, ben almayayım :P Bunu gayet iyi bilen sevgili beyim Ömi'm, daha önce yaptığı jestlerine yeni jestler kattı ve Yeni Oyuncaklarım'a kardeşler geldi. Büyüksün kociş!

Şimdi gelelim Evlilik Yıldönümü Kombini ve Doğum Günüm yazılarıma istinaden bir ara yazarım diye çektiğim yeni oyuncaklarımı teknoloji severlere tanıtalım.

Son dönemde bir tablet modasıdır gidiyor, Migros'a domates patates almaya gittiğimde ben de görmüştüm deermişim :) Şakası bir yana, kör ister bir göz Ömi getirdi 2 tablet... iPad diye heves etmişken bir de Samsung Galaxy Tab'i elinde görünce epey bir sevindirik oldum. (Samsung Galaxy Tab daha TR'de satışa çıkmadı ancak Ömi'den aldığım gizli bilgiye göre, Kasım ayında memlekette raflarda olacağı müjdesini vereyim :) Şimdiden eğer aranızda Android hastaları varsa sinyal benden.)


İlk heves insan iPad'e saldırıyor, ama sonrasında fikrimi bir hayli değiştirdi Samsung'un tabletciği. iPad'i kurcalarken ellerim bileklerim bir hayli yoruldu çünkü cidden ağır. Uzanırken karnıma falan koydum, yastık desteği şart!

İnanın gerçekten mobil demeye bir şahit tevekkeli değil şimdi de ufağını üretiyormuş Apple, Samsung da büyüğünü...

İki cihazı kurcalarken ilk izlenimlerim Galaxy Tab'in ne kadar kolay tutulduğu (tek elle), cihazın önündeki kamerası ve yanındaki hafıza kartı girişi... Bir de flash oynatabilmesi bizim gibi internet tutkunları için çok önemli.

iPad'in uygulama denizi heralde en önemli tercih edilme sebebi. Darısı Android'in başına, ama Ömi'den duyduğum kadarıyla Android Market ve Samsung'un kendi Android tükkanı S-Android Market oldukça hızla gelişip içerik anlamında zenginleşiyormuş.

Angry Birds hastası olan Ömi'nin cep telefonu Galaxy S'te tam sürümünü gördüğü an mutluluğuna şahit olmanız lazımdı :))) diyor ki; "Angry Birds de Android Market'e geldi ya bu iş tamamdır..."

Apple - Magic Mouse ise bir arkadaşımın hediyesi bayıldım. Tek tuşla yapamadığınız şey yok!

Genel olarak tüm cicilerin teknik özellikleri konusuna girmeyeceğim beni aşar ama zaten bin tane ürün inceleme sitesinde ve google videolardan en alasından detaylı bilgiye ulaşırsınız.

Resmi sitelerinden bakma şansınız var: Samsung GALAXY Tab, Apple - iPad, Apple wireless keyboard, Apple - Magic Mouse.

Daha önce iPhone'umda olan appsleri kurdum iPad'i yada iPhone'u olanlara tavsiye ederim.

Five Fashionable iPad Apps: Nylon Magazine, Style.com, Pulse, Camera Bag, Moodboard Pro

Sadece iPhone'u olanlar için ise; 20 Fashion Apps for the iPhone
►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

17 Ekim 2010 Pazar


Albert Heijn & Stroopwafels & De Ruijeter



Albert Heijn Hollanda'da yerini sağlama almış, en büyük pazar payına sahip süpermarketler zinciri arkadaşlar. İşin fena yanı kredi kartı geçmiyor! Sadece nakit ve banka hesap kartı geçiyor. Aklınızda olsun, eğer giderseniz banka hesap kartınızda TL olsa bile bankanızla anlaşmanız varsa EURO'ya çevirip hesabınızdan düşüyor.

Sebze, meyve reyonlarının oluşturduğu renk cümbüşü bakımından oldum olası fotoğraflamayı sevmişimdir. Hatta birçok manavın önünde fotoğrafım bile vardır. Herneyse konumuza dönelim, ilk fotoğrafta 1 2 3 4 yazan reyonlardan istediğiniz gıdaları, sosu, malzemeyi alıp yemek yapıyorsunuz. Bekarlar, yeni evliler için kesinlikle ülkemizde bu uygulama olmalı! Bir zamanlar Meze markası altında ürünler çıkmıştı, denedim ve ne yazık ki çöpü boyladı. Bu kalitede olsa keşke...

Bu sayede gençler fast food yemek yerine sağlıklı besleniyorlar.

Hatta yurt dışında en çok sevdiğim şey dilim meyve satılıyor olması. Bizde herşey bol ama değer bilen yok. Düşünün kaç defa koca karpuzu alıp çöpe attınız? Dilimle satılsa asla ziyan olmaz! Hem bu sayede gençler şeker, abur cubur yemek yerine, dilimlenmiş meyve yer ve daha sağlıklı bir jenerasyona sahip oluruz!

Baksanıza 1 2 3 4 reyonları bomboş!

Ve peynir tabakları için hazır baharatlı minyatür peynirler. Macro'larda var ama birçok markette daha uygun fiyatlara satılsa hizmet ve tüketim adına daha iyi olur.

Annem kardeşimle bana; "Her zaman aynı masada yemek yemek, zevkle ve paylaşımlarla yapılan bir ritüeldir ve aile arasındaki bağları güçlendirmede önemli bir yeri vardır." derdi çok haklıydı. Bu yüzden her akşam Ömi'me sofra kurarım. Ayrıca sıradan bir domatesi şef gibi olmasa bile gül şekilde kesmek, sunumu sevimli hale getirmek keyfime keyif katar! Kiloma bakmayınız, gecenin bir yarısı üşenmeden köfte kızartırım :) Bu arada şu an yazarken aklıma geldi, Gececi Sandviçim ^‿^ tarifimi kesin deneyin, benden söylemesi :)

Ve o muhteşem lezzet: Stroopwafels

Stroopwafels Hollanda'ya özgü bir tat. Yemiş olanlar bilir tadı muhteşem ötesi! Kısaca karamelli, ballı wafel kimileri Hollanda peksimeti diyor. İlk paket daha pahalı olanı ve daha iri ancak en güzeli öğrenci markası diye nam salmış daha uygun olan Euro Shopper. Google'dan baktım almak isteyenler varsa bu site kalp tatlı tost adı altında satıyor.

Dutch'lar sabah kahvaltısında, öğle yemeğinde ekmeğin üzerine tereyağ ve çikolata rendesi döküp yemeyi seviyorlar!

De Ruijeter Kraliyet logosu tarafından tescillenmiş bir ürün.
Yani Kraliçe bunu gönül rahatlığı ile yiyebilirsiniz diyor :)

Ve sunumları ile "Al beni, hüplet beni." diyen reyonlar...

►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

αмѕтєя∂αм'∂αη мєzє ѕσƒяαѕı ✌✌✌



İnsan ülkesinden uzakta olunca gurbet moduna giriyor :/ Repartuarda yok yok tadında , "Hayatta dinlemem." dediğimiz müzikleri çaldım o gece. Gözler doldu ama sağolsun fizy! Cemal & Hakan kardeşlerime imkanlar doğrultusunda, aslan sütü eşliğinde meze sofrası hazırlamıştım :)

Ömi'me de sıkça yaptığım, mozarella, domates, fesleğen,
Fırında baharatlı kızarmış sarımsaklı ekmekler, (Sarımsak & soğan candır, kandır!)
Dutch kurabiyesi, Turkish delight kardeşliği bir tabak,
Sarımsaklı baharatlı Albert Hejin zeytinleri (1 2 3 4 mamalar ve Albert Heijn hakkında başka bir yazı yazacağım.)
Yerli malı, yurdun malı halis muhlis turşu
Baharatlı, sarımsaklı, zeytinli domates kurusu.
Yoğurt, pizza, cips vs..

Vee başrolde beylerin ilacı, Turkish Spirit Yeni Rakı
Hasta olan benim ilacım etos, çitos, kritos vitamin takviyesi :O

Bu cancanlara karnıyarık yapmışlığımda var evelallah, görmeyenler için; Amsterdam'dan Karnıyarık Kombinim

Blogda paylaştığım tüm yemek tariflerim için buraya bakabülürsünüz.
Yapıleybıl mamalar mevcuttur :)

►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

15 Ekim 2010 Cuma


Van Gogh Museum - Illusie en werkelijkheid



Yeniden selam arkadaşlar. Sonunda Temmuz ayında gittiğim müze yazılarını paylaşma, kafamı toplayarak güzelce yazma vaktim oldu. Ben yazarken o kadar huzur doldum ki, umarım okurken sizler de aynı tadı alırsınız :)

Van Gogh Museum ile ilgili bilgilere geçmeden önce, 1. görsele dair Van Gogh Museum Cafe'nin reklamını acaba kaç kişi anlayacak çok merak ediyorum ;)

"Türk halkı bunu anlamaz!" derler ancak sanat ve mantığınızı harmanlarsanız eminim bilgi birikiminiz olmasa bile tahmin edebilirsiniz ;)

Ne olduğunu yorumlarda daha sonra yazacağım.

Kısacası Van Gogh Museum ilanıyla bir reklam daha ne söylesin dedirten müzedir!

Müze ile igili bilgilere geçmeden önce şunu belirteyim: Fotoğraf çekmek yasak olduğu için, boynumda asılı duran fotoğraf makinem hangi açıya denk geldiyse çaktırmadan çektim. Malum Türküz, gösterdik Türklüğümüzü ama tamamen iyi niyetle :)
Bunları yazarken aklıma geldi; 2006 senesinde; Singapur Ulusal Orkide Bahçesi'ni gezerken rehber anlatıyordu. O arada 50 kişilik tur kafilemize; "Ohaha şuna bakın, dumur olun." demiştim! Koskoca Singapur Ulusal Orkide Bahçesi'nde yere düşen orkide yapraklarını görevliler cımbızla toplayıp onları özel bir suya batırıp kolye yaparken, bizim bir Beşiktaş taraftarı Türk arkadaşımız ağaca ÇARŞI yazıp şeklini çizmişti! Bundan sebep adımız çıkmış dokuza, inmez sekize :O
Van Gogh Müzesi Amsterdam, Hollanda'da bulunan Hollandalı ressam Van Gogh'un çalışmalarının sergilendiği müzedir. Müze dünyada Van Gogh'un resim ve çizimlerinin sergilendiği en büyük müzedir. Müzeyi 2005 yılında 1.417.000 kişi ziyaret etmiştir. Müze ulusal bir müze özelliği taşımaktadır. Müze binası Gerrit Rietveld tarafından yapılmış ve 1973 yılında açılmıştır. 7 Aralık 2002 tarihinde bazı resimler müzeden çalınmış, ancak çalınan tablolar yerine bir daha konulamamıştır :(

Şehrin merkezindeki kargaşadan uzaklaşıp Rijksmuseum'un altından geçtiğinizde karşınıza çıkan modern mimarisi ile size mest ediyor. Bu arada Rijksmuseum'u daha sonra başka bir yazımda paylaşacağım.

Girişi diğer müzelere göre biraz tuzlu olmasına rağmen, ciddi anlamda kalabalıktı. Bu kalabalık bakımından anımsarsanız sizlere daha önce yazdığım ve hala ruhumun orada kaldığı musee d'orsay'den, louvre'dan eksik yanı yoktur. Alt katındaki fotoğraf sergisi ise ayrı güzel!


Daha çok Vincent Van Gogh eseri içerseydi daha zengin olabilirdi ama onun dışında pek çok eskiz, mektup, deneme vs ve dönemin diger önemli ressamlarının da eserleri bulunuyor. Van Gogh'un resimleri ve mektupları haricinde Sisley, Caillebotte, Cezanne, Monet, Toulouse Lautrec, Paul Gauguin'in de eserleri var. Müze, Cuma günleri 22:00'ye kadar açık arkadaşlar. Ayrıca 19:00'dan sonra piyano ve kontrbas eşliğinde caz dinletisi var, şaraplar da şirketten :)

Vincent Van Gogh eserlerinin kronolojik sıraya konmuş olması çok güzeldi arkadaşlar. Bu sayede gelişimi gözlemleyip hayran kalıyor insan. Müzede 5 euro verip kulaklık alıyorsunuz ama bu müze giriş ücretinin içinde değil. Her eseri anlama şansınız oluyor. O zaman hayranlığınız daha da artıyor! Ancak ne yazık ki; her dil olmasına rağmen Türkçe yok, İngilizce şart yani. Kulaklık alın arkadaşlar, yoksa müzeyi gezerken "Avrupalı ama hale bak boş boş iki dakikada gezdi insancıklar" dediğim gibi mal mal bakar çıkarsınız :)

Giriş holünde arkadaşlarınıza video mail atabileceğiniz makineler var, ayrıca yazımın en üst kısmında linkini verdiğim internet sitesinden Van Gogh ürünleri alabiliyorsunuz. (Ülkemize gelir mi bilemiyorum, bakarsınız!)

Müzede Van Gogh'un eserlerinin fincan üstüne çalışılmış versiyonları dışında, alıneybıl bir sürü ganimet var!

En üst katta ise Rembrandt’ın, Van Gogh üzerindeki etkisini işleyen bir bölüm var. Karşılastırmalı tablolar dışında Van Gogh'un Gauguin'e yazdığı mektuplar ve bunların köşelerindeki eskizler, Rembrandt'ın üzerindeki etkisini açık sekilde ortaya koyuyor.

Üstadın el yazısını görmenin verdiği heyacan muhteşemdi!

Van Gogh'un taşmış spatula izlerini, neo empresyonizmi, puantalizmi ve tabi ki o tonları yakından görmek bambaşka bir duygu!

Babam Güzel Sanatlar'da hoca, annem de onun öğrencisi olduğu için ;) , bizimkiler lise yıllarında "Sanat Tarihi'ni oku kızım." demişlerdi. İçimden; "İyi ki onları dinledim, tablolara bön bön bakmadım." demiştim.

* Yine aşık olmama bir diğer sebep 19yy eserlerinin oluşuydu. Ne olurdu o dönemde doğmuş olsaydım! 19yy konulu kostümden, sanata yazdığım tüm yazılara buradan bakabilirsiniz.

Vikiden aldığım bilgiyi ekliyorum:


Van Gogh Müzesi, Amsterdam'ın görülmesi gereken müzelerinden bir tanesidir. Vincent Van Gogh'un eserlerinden oluşan dünyadaki en geniş koleksiyon bu müzede sergilenmektedir. Van Gogh'un müzedeki eserleri, kronolojik olarak hayatının ve işlerinin farklı dönemlerini yansıtan beş döneme ayrılmıştır: Netherlands, Paris, Arles, Saint-Remy ve Auvers-sur-Oise. Bu müzeye yapacağınız geziyle sanatçının bu dönemlerdeki değişimine ve gelişimine tanık olabilir ya da çalışmalarını 19. yüzyıldaki diğer sanatçılarla karşılaştırma şansı bulabilirsiniz. Müzede, Vincent Van Gogh eserlerinin yanısıra 19. yüzyıl sanatına ait birçok obje sergilenmektedir. Van Gogh Müzesi, Amsterdam Museum Quarter denilen mevkide Rijksmuseum ve Stedelijk Müzesiarasında yer alır. Müzeye, Merkez İstasyonundan 2 ve 5 numaralı trenlerle gidilebilmektedir. Müzenin girişi ise Paulus Potterstraat 7'dedir.

Van Gogh'un hit eserlerinden biri Potato Eaters (1885) tablosu arkadaşlar. Vereceğim sitede okurken insanın gözü yoruluyor ama buna değer mutlaka burayı okuyun arkadaşlar.

Eserler dışında beni en çok etkileyen olay kadın!
Johanna Van Gogh Bonger


Kulaklıkla dinlediklerim; "Ne varsa bayanlarda var, bu yüzden her başarılı erkeğin arkasında bir kadın var." lafının ispatı arkadaşlar.

Theodore Van Gogh'un da abisi Van Gogh gibi önemli bir insan ve tabii ki eşi de! Theo'nun da Vincent'in arkasından 6 ay sonra ölümüyle birlikte Theo'nun eşi Johanna Van Gogh Bonger'in bütün hayatını sonsuz bir inançla Vincent Van Gogh'un tanınmasına adamış olması ve bu konuda da ne kadar başarılı olmuş olduğunu da buradan okuyabilirsiniz arkadaşlar!

Johanna Van Gogh Bonger, kendi isteğiyle hep iki kardeşin arka planında kalmayı tercih etmiş ama sonuçta bu müze onun eseridir!!!

Böylesi eserler yaratmış bir ressamın yaşarken sanat dünyasında neredeyse hiç bir saygı görememiş olmasına, sonunda da hiç haketmediği bir şekilde ölmüş olmasına lanet ediyor insan! Tüm bu zorluklara rağmen içindeki sanat sevdasıyla, bizlere böyle eserler bıraktığı için Vincent Van Gogh'a minnet duydum!

Hayatını, onu taklit edenlere rağmen, aykırılığı ve farklılığı ile kimse ona benzeyemeyince bir an duraksıyor insan. Ve ben onda kendimi buldum!

Sergi bittiğinde mezar taşına takılı kalıyor gözleriniz, onunla beraber siz de ölüyorsunuz sanki...

O yoğunluğu hissetmek için yolunuz Amsterdam'a düşerse ne yapın ne edin gidin. Fazla söze ne hacet...

Umarım ilgisini çekmeyen insanlar bile yazdıklarımı okumuş, biraz olsun farklı bir anın büyüsüne kapılmışlardır!

Müze gezisi sonrası ne yemişiz, ne yapmışız, ne giymişiz merak edenleri buraya alalım.
►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

14 Ekim 2010 Perşembe


Yeşil Tüylü Siyah Cameo Kolye



Selam arkadaşlar. Malumunuz biraz yoğun bir dönemde olduğumdan e-postlarıma zaman zaman cevap veriyorum. "Arada ses ver Edi" demişsiniz çok merci. Taslağımda kayıtlı bir yazı ile ses vermiş olayım, hem benim yaptıklarımı daha çok sevdiğinizden bu kez kombin olmasın istedim.

Umarım sizlerin de keyifleriniz gıcır gıcırdır ;)
Yine geç dönersem lütfen kusura bakmayın, şimdilik öpenzi ve kaçanzi »»-(¯`v´¯)-»

Unutmadan yaka kolyeleri sevenler buraya bakabilir!



►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

9 Ekim 2010 Cumartesi


Doğum Günüm & Gitme Vakti Geldi



Gitme vakti geldi... 11 Ekim Ptsi ilk durak Amsterdam olmak üzere 11 Kasım'a kadar yokum. 32 bitip 33'den gün aldığım doğum günü denen o gün yani 12 Ekim 'de eşimden ve yuvamdan ayrı olacağım :/ Bir süre ses vermek yerine, kendimi dinlemek, bitiremediğim kitaplarımı okumak, sakince düşünmek ve bol bol müze gezmek istiyorum. Son hazırlıkları yapıyorum, bir ay kadar ailemden, eşimden ve dostlarımdan uzak olacağım için e-posta ve yorumlarınıza bakamam. Hayatlarımızda her daim güzel bekleyişler olsun. Kendinize iyi bakın.

Not: Gitmeden nereler olacağını yazarım demiştim. Beni Twitter'dan takip edenler bilir bazı arkadaşlar ile tanışma şansım olacak. Şimdilik altı kişi sözleştim. Bir aksilik olmazsa yurt dışında yaşayıp beni okuyan o arkadaşlarla buluşmayı planladık. Ancak alta eklediğim haritada uğrayacağım şehirlerde yaşayan başka arkadaşlar varsa bana adres ve tellerini e-postama yazsınlar. Kim bilir belki çat kapı yaparım.

►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

7 Ekim 2010 Perşembe


Beklemek...



Arada farklı şeyler yazmak istiyor insan. Sesimi başka şekilde duyurmak, seslerinizi başka şekilde duymak...

Ahmet Ümit İstanbul Hatırası'nın sayfalarını araladım, ortak hatıralar bulmak ümidi ile...

Gece nette gezerken bir bloga rastladım... Tam kapatacakken Murathan Mungan adı takıldı gözüme, ben de bloga ☺

Blog "beklemek" ile ilgili... 
Beklemek ne zordur yahu...

"beklemek" denince akla neler geliyor?


Bazen çok yorar insanı beklemek, bazen de çok güzeldir ucunda kavuşacağına bağlı...

Fırına koyduğun kekin kabarışını, haftasonunun gelişini, mutfak camındaki minicik saksının içindeki mor menekşenin açmasını beklemek...

Ama heralde bir annenin bebeğini dokuz ay bekledikten sonra kucağına verilmesinden daha güzel bir ödülü yoktur yeryüzündeki hiçbir bekleyişin ☺ "Vay be bu cümleyi ben mi kurmuşum"


Beklenilen farklı olsa da, konusu gereği bizleri aynı oyuna dahil eder.

Asker beklemek, yari beklemek, sınav sonucunu beklemek, kan tahlilini beklemek, devlet dairesinde beklemek, uçağın kalkışını beklemek gibi.

Yukarıda da yazdığım gibi; sesimi başka şekilde duyurmak, seslerinizi başka şekilde duymak sizleri daha farklı tanımak istiyorum.

Çok merak ediyorum, sizlerin "beklemek" ile ilgili hayatnızda hiç unutamadığınız bir anınız var mı?

"Beklemek" denince bir de Aziz Nesin’in o nefis dizeleri gelir aklıma...



"Beklemek"

Gözler önünde işte
Gittikçe arınıyorum kendimden
Her giden güzelleşir
Gidiyorum güzelleşmek için
Unutulsun diye çirkinliklerim
Gelecek birisi güzeldir
Gelince güzel değil
Hele gelmişse çirkin
Yaşam, ölüm gelecek diye güzel
Ey güzeller güzeli beklediğim
Kaç saatim, kaç dakikam ya da saniyem
Artık ne gelmek ne de gitmek
Yaşamın en zor yanı beklemek
Hiçbirimiz beklemedik doğmayı,
Doğduğumuzdan beri beklediğimiz

ÖLMEK

Aziz Nesin

Not: Beni az çok tanıyanlar denize olan aşkımı bilir. Fotoğraf 2005 senesinde vapur beklerken denize fısıldadığım an'ın belgesidir....
►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

Stil Pazarı Ortaya Karışık



Selam arkadaşlar. Bu aralar yorumlarınıza ve e-postalarına cevap veremedim. 11 Ekim'de önce Amsterdam sonrasında takiben sekiz ülke turum var. Leylekleri havada gördün demeyin malum bu sene leylek ben oldum ;) Gitmeden hangi ülkeler olduğunu yazıp, yurt dışında yaşayan , "Bize de gel Edi bekleriz." diyen arkadaşlardan adres vermelerini isteyeceğim.

Herneyse şimdilik bu hafta Stil Pazarı'na eklediğim ve birçoğu sahiplerine çoktan kargolanmış olan ürünlere dair toplu görseli paylaşıyorum. Unutmadan ydışından aldıklarım ve elbetteki benim yaptığım ürünler. Benim yaptığım ürünlerde kullandığım malzemeler ithaldir hatta Nisan ayında burada yazmıştım.

Sizleri cevapsız bırakmamak adıma bu yazımı yoruma kapattım, öptüm kaçtım ;)

►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

5 Ekim 2010 Salı


Mia Mensa & Les Ottomans Ve Kombinim



Ömi'cim iş için Kore'ye gitti neyseki sevgili dostumuz Cemal var, bu arada onunla gezmelerdeyim. Hatta geçen gece bir blogger arkadaşımızın doğum gününü beraber kutladık onu da bu hafta yazarım. Bu yazının konusu sevgili Başak'cığımızın doğum günü eğlencesi :)

Okul arkadaşım eski dostum Başak'ın doğum günü kutlaması için Kuruçeşme Mia Mensa'ya ve Les Ottomans'da takılarak geceyi sonlandırdık.

Eğer Mia Mensa'ya giderseniz aklınızda olsun dana şnitzel yemeden dönmeyin, ben bayıldım!

İlk fotoğraf net olmasa bile her yerinden samimiyet fışkırıyor! Bu arada Başak'cım nişanlandı yeniden tebrikler canlarım!

Artık biliyorsunuz malum benim olduğum yerde normal pozlar verilmez :) Sağolsun bizim kızlar beni çok iyi tanıdıkları için mekan gözetmeden ne dersem yaparlar. Ama daha güzel anlar çıkıyor. Poz vermeden poz verilen, samimi anlar sakladık geriye...

Ve masamızın en güzel dişisi, sevgili dostum Sevilay! Onun gibi bir anne olmayı sanırım her kadın hayal eder...Diğer dostumuz sarı şekerimiz deli kuzum Yeşom...

Bu ekibi çok seviyorum!


Ve kış geldi bloga yeni header olarak bu pozu seçtim. Twitterdan arkadaşlar çok beğenmişler tekrar teşekkürler. Les Ottomans, benim gibi klasik sevmeyenlere pek hitap etmez ancak görsel olarak fotolarda fon mahiyetinde çok şık oldu.

* ஐ * : ) Stil Direktörü Kombin ( : * ஐ *

Bluz Mango ama üzerini ben süsledim hatta burada yazmıştım "Üzerinde görelim." demiştiniz buyrunuz ;) Diğer süslediğim bluzlar için DIY kategorisine ve Günün Kombini kategorisine bakabilirsiniz.

Gümüş topuklu ayakkabı Go Jane, yarım numara dar gelince burada yazdığım gibi büyütmüştüm.

Etek Amsterdam H&M, straplez Mango, clutch Deriden, fiyonk yüzük Paris Accessorize, bilezikleri anımsamıyorum ama sanırım siyah olanı annemden indira gandi yapmıştım.




►►► Tüm fotoğraflar için tıklayınız...

Read more...

Bu blogun tema tasarımı Stil Direktörü tarafından yapılmıştır.
Copyright © 2006 - 2015