Champs Elysees Vitrinleri & Arc de Triomphe

Şu an göz gözü görmüyor, yine kırmızı alarm verilmiş. Havalar içimizi bunaltsa bile bizim havamız yerinde olsun gerisi zaten çok ta fifi .)

Temmuz 2011’e dair Paris gezimize kaldığım yerden devam.

Yine belirteyim; ben bu Paris’i sevemedim usta!

Bu aralar olaylar karışık ama siyasi konulara değinmek istemiyorum!

Sanat adına binlerce kez eyvallah ama fazla klasik, fazla şatafat!
Benim için varsa yoksa Amsterdam .) ah bir de soğuk olmasa!

2010 ve 2011 Paris ziyaretlerine dair şimdiye kadar paylaştığım tüm yazılarım için; → Paris.

Arc de Triomphe de l’Etoile

Arc de Triomphe de l’Etoile:

Charles de Gaulle Meydanı’nın tam ortasında bulunan Arc de Triomphe (Zafer Anıtı), Napolyon Savaşları döneminde Fransa adına savaşan askerler anısına yapılmıştır. Bundan önce Champs-Elysées’nin batı kısmındaki Etoile Meydanı’nda bulunan anıtın hemen yan tarafında meçhul asker mezarı bulunmaktadır.

Champs Elysees’nin bir ucunun bittiği sınırda yükselen anıttır. Buraya girebilmek için alt geçitten geçmek gerekiyor. Yine alt geçidin içinde yer alan gişeden bilet alıp, anıtın olduğu zemine çıkıp yaklaşık 150-200 metre uzunluğunda bir silindirin içine sığdırılmış merdivenlerden geçmek zorundasınız. İlk katı sergi salonu ve satış mağazası olarak çalışmakta. İkinci katı ise; açık bir teras görünümünde olup, en az Eiffel kulesi kadar Paris’i ayaklarınızın altına serer. Dikkat çekici bir diğer husus ise Arc de Triomphe de l’Etoile’a aynı zamanda L’étoile du centre ( merkezin yıldızı ) denmesidir. Bunun sebebi Champs Elysees gibi bir çok uzun ve düz caddenin Arc de Triomphe da kesişmesidir. Ayrıca burası sadece Eiffel’le fotoğraf çektirmek isteyenlerin de uğraması gereken bir yerdir.

Dizaynı 1806 yılında Jean Chalgrin tarafından yapılan anıt 51 metre yüksekliğindeki sütunlar üzerinde durmaktadır ve 45 metre genişliğindedir. Üzerine çıkılıp Paris ve özellikle Champs Elysees seyredilebilir. Roma’nın Titus Anıtı’ndan esinlenilerek oluşturulan anıt en geniş ikinci taktır. İç duvarlarının üzerinde 558 Fransız generalinin isimleri yazmaktadır. Bunlardan savaşta ölenlerinin adlarının altı çizilmiştir. Dört ana sütunun kısa taraflarında Napolyon savaşları boyunca yaşanan en büyük muharebelerin adları yazmaktadır. Fakat bunların arasında Elba ve Waterloo yoktur.
Anıtı ziyaret etmek için metroyu kullananlar en yakın istasyon olan Charles de Gaulle – Étoile istasyonunda inmelidir. Anıtın tepesinden bir alttaki manzara izlemek için yapılan kata giden tek bir asansör bulunmaktadır. Ziyaretçiler 284 basamaklı merdiveni çıkarak anıtın tepesine ulaşabilirler ya da asansörü kullandıktan sonra kalan 46 basamağı çıkmaları gerekmektedir. Ziyaretçiler anıtın üstüne çıktıklarında Paris’in mükemmel manzarasını yüksekten görme fırsatı bulurlar.


O an dibimizin düştüğü, beş para etmez otomofiller .)

Champs Elysees caddesi üzerinde bulunan Abercrombie & Fitch. Bildiğiniz gibi AB menşeli bir firma. Yurt dışında lüks markaların önünde genelde kuyruk olur. İzdiham olmasın girenler rahatça gezsin diye genelde 10’ar gruplar halinde içeri alınırlar. Champs Elysees Louis Vuitton & Disney Shop ve Bendeniz! başlıklı yazımda fotoğraflarıyla paylaşmıştım.

Ancak malum Abercrombie & Fitch öyle ahım şahım bir marka değil. O ara yoldan geçen birine sordum; Abercrombie & Fitch o gün deli indirime girmiş önünde bulunan kuyruğun geneli yerel halk.

Onca saat kuyruğa gir bekle bu nasıl bir kafa anlamıyorum ekmek sanki!

Bu bina ne binasıydı artık anımsamıyorum onca yer iç içe girdi .)

Bizim yurdum insanının; “Ah Ladurée’dan macaron aldım pek coolum canım..” havasına büründüğü Ladurée | Sweets & Gourmandises’in Champs Elysees üzerindeki şubelerinden biri.

Yıllardır derim yine diyorum; bizim acıbadem kurabiyemiz ve bezemiz macarona bin basar! Ama bizim Türk kafası ambalajımız patlak! Az cilala el gibi, boya süsle, dekoru pompala bak gör bakalım o zaman neler oluyor!

Agatha’ya laf etmem mesela. Adamlar harbi işi biliyor. Orta okul yıllarında aldığım toka hala taş gibi ki o zamanlar şimdiki gibi nerdeee Agatha bulacaksın da alacaksın. Sadece İstanbul’da Nişantaşı’nda bir eczane Agatha tokalar satıyordu, oradan da almak için adını sıraya yazdırırdın. Hey gidi hey .)

En ünlü bankalardan biri olan; Societe Generale, H&M şubelerinden biri ve bir zamanlar burada da moda olan, Fransız markaları arasında patlayan firmalardan biri NAF NAF.

Champs Elysees sokaklarından…

Champs Elysees HUGO BOSS. O an İstanbul’da saat kaç? .)

Modaya dair uzak – yakın atraksiyonları.

Ne zaman bu tarz tasarımlar karşıma çıksa; aklıma 90’s Türkiye’sinin Türk Gençliği Bendeniz’in abajur kız halleri geliyor.

Champs Elysees’de bulunan en büyük Sephora. Çalışanlar kapı önünde tavan yapmış müzik sesleri eşliğinde içeri müşteri çekmeye çalışırken ve işe yaradı malum girdim .)


O ara aldığım Sephora ojeler.

Sözüm ona Megastore ama Beyoğlu’nda bulunan şubesinden küçüktü.

Virgin Store içinde bulunan devasa Samsung standı orada da karşımıza çıktı.


Tam biz çıkarken içeri giren bu çiftin evde besledikleri gelinciği görünce kendimden geçtim.

Küçük bir anı: Yazlıkta (Ayvalık) biz küçükken arkadaşlarımızla toplanıp denize gitmeye üşendiğimiz zamanlar kız kıza terasta güneşlenirdik. Yaş 12-15 arası neyse bikininin üst takımı fora. Etrafta gelincikler deli gibi cirit atıyor ve kim bikinisini çıkarsa ortaya bir yere bıraksa gelincikler çalıp saklıyordu. Sonra bir gün nereye saklıyorlar acaba diye takip ettik. Bir de ne görelim; resmen çukur kazıp içine ne var ne yoksa, kimden ne çalmışlarsa saklamışlar .) Hala ne zaman gelincik konusu açılsa aklıma gelir.

Ve eRişte bu fotolar sana gelsin hacı .)
Champs Elysees üzerindeki Mercedes-Benz & Peugeot Avenue




Bir yayınımızın daha sonuna geldik.
Keyif aldıysanız ne ala!
◕ ‿ ◕