Dekorasyona Dair

2010’da çekilmiş ve taslaklarımda bekleyen yazılardan biri daha. Malum sürekli gezi vs yazmak uzun ve yorucu oluyor arada değişiklik iyi gelir.

Normalde renkleri seviyor olmama rağmen; evde sürekli yaşadığım ortamda daha ağır objelerin olmasından yanayım, ama alaturka değil, klasik asla değil.

Bir ara yabancı bloglardan görüp bizimkilerin heves edip birbirinin aynı tarz objelerle evlerini doldurduğu Amsterdam’da sevilen markalardan biri olan Cath Kidston ürünlerini de sevmiş gibi oldum ama sadece mutfak eşyalarından, çantasından aldım. Diyorum ya; English Home tarzı çiçek, puantiye vs çok cici ama evimde milyon tane renk beni yoruyor.

Unutmadan Cath Kidston TR’de de açılacak ve ekibe dahil olan arkadaşlarım TR’ye ye yerleşirse buradan da ürünlerine rahatça sahip olabileceksiniz.

Evimize ilk defa gelenler; benden çok renkli şeyler bekler ve her zaman şaşırırlar. Hoş ilk evlendiğimizden bu yana bir sürü eşya, obje değişti ama tarz olarak değişim istemedim. Bir ara gaza gelip beyaz, akça ağaç tonlarına kaysam mı dedim ama; annem “Hastane değil ev burası!” şeklinde dominant ve gayet net bir yaklaşım sergilediği için kadın haklı dedim. Tarz ve zevk meselesi ama benim için annem ne derse çıkar .)

Şimdi evde üst kata çıkınca merdiven önünde boş duran duvara dair dekoru ne şekilde yaptığımı izah edeyim. Bu sayede de aylardır yazmadığım Do It Yourself (DIY) yazılarıma ekleme yapmış olayım.
Görsele dair ilk kare üst kata ait, diğer kare ise; alt kat koridordan.

Mat siyah, füme, dore yaldızlı birbirinden farklı papirüsler ambalaj olarak ziyan edilmeyecek bir malzeme ve edere sahip olduğundan en iyi nerede ve ne şekilde kullanırım diye düşünürken; paspartu olarak kullanmaya karar verdim.

Ikea’nın çerçevelerine paspartu yaptığım görseller.

1- Sırasıyla annemin 97 yılında yaptığı duvar tabağı dekoru. Eskiler bilir, yeni okurlar için belirteyim; babam GS’da hoca annem de öğrencisiymiş. “Hocamdı, kocam oldu.” der .)

Seramik bizim aile mesleği. Malum kardeşim de seramik mezunu, dayılarımdan biri Goethe Üniversitesi mezunu olmasına rağmen O’da seramikçi. Aslında doğrusu seramik sanatçısı demek ama ha Hasan kel, ha kel Hasan .P

Dedem emekli edebiyat öğretmeni ve Köy Enstitüleri dönemi sonrası bir dönem Milli Eğitim Bakanlığı yapmış olmasına rağmen yıllardır dayımla, anneannem desen 80 yaşına geldi hala dekor yapar, çıkartmalar konusunda da asla fire vermez.

Babam Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nden emekli. Ayrıca İstanbul Ünv. ve Mimar Sinan Üniversite’sinde 6 yıl kimya dersi vermişti. Son 5 senedir Haliç Üniversite’sine plastik sanatları kurmuş ve ara ara ders vermeye devam ederdi ama biliyorsunuz sağlık durumları yüzünden şimdilerde sadece İznik Çini Vakfı’nın baş danışmanı. İznik’i de ne çok severim. Bakalım kısmet yaza belki bir İznik çıkartması da yaparım.

Güzel oluyor değil mi?
Arada böyle özelden bahsedince daha yakından tanımış oluyorsunuz .)

2- Bu ortancalı tablo Paşabahçe’den, sanırım alalı kafadan 6 sene olmuştur.

Beğenip yapmak isterseniz; ahşap boyama ile tanışmam annemin bir arkadaşı sayesinde olmuştu. Yaş 12… O zamanlar kim yurt dışına gitse; stencil siparişi verirdim .) Sonra baktım baş edilecek gibi değil; babamın eski röntgenlerinin üzerine yine desenler çizip, maket bıçağı ile oyarak kendime stencil yapmıştım. Son aşama olarak; eski röntgen filmlerini çamaşır suyuna sokunca oluyor sana 1/1 stencil.

O dönem kimse peçete tutkalı, scrap kağıdı nedir bilmez ne paralar kırmıştım beah .O Bilenler bilir; özellikle Swissotel sosyetik kermesleriyle meşhurdur. Benim yaş 13- 15 deli gibi sipariş alıyorum, gece gündüz tepsi, pano, çerçeve boyamaktan sarhoş geziyordum. Malum boya, tiner kokusu habire kafam güzel oluyordu .O

Marangozlara ekmek sepeti, çerçeve siparişi vermekten her yerim talaş oluyordu. O zaman nerede şimdi ki gibi; ahşap boyama kurslarıymış, malzeme satanlarmış…

Lafı uzatmadan bu ortancalı tablonun yapılışını anlatayım.

Her hangi bir tablo, çerçeve artık neyse alıyorsunuz. Bildiğiniz beyaz duvar boyasıyla boyuyorsunuz. Eğer ahşap boyama işini severseniz ve daha önce hiç denemediyseniz en ucuzundan, battal boy beyaz boya alın, çünkü her boyamada beyaz kullanılıyor.

Bir kat gelişi güzel boyayın. Sonra zımpara kağıdı olur, -ki nalburlarda farklı mm.lerde bir sürü kağıt var, (veya eskiden evlerde olurdu şimdi satılıyor mu bilmiyorum ama sanırım üretimden kalktı, metal bulaşık süngeri gibi böyle leke yemek artığı çıkaran şeyden de alırsanız onunla da zımpara güzel oluyor) zımparalıyorsunuz. Kısaca bakın alta eskitme dokusu yaratmış oluyorsunuz.

Sonra beğendiğiniz bir peçete deseni seçip; peçetenin en üst katını çıkartıyorsunuz. Dikkat edin zar gibi incedir, yandan bir köşeden ayırın hemen ayrılır zaten. Bu tabloda ortanca bir peçete seçmişler.

Ben genelde ince deteylar için; et kesme makası kullanırdım. Bakın bu tabloda da; peçete olduğu belli değil. Ortanca olan kısımı kesip çıkarmışlar. Şimdi elimizde kaldı incecik ortanca desenli bir peçete katmanı.

Tabloda düzgünce ortalayıp; üzerine peçete tutkalı sürüyorsunuz ve zaten hemen kuruyor. Burada dikkat edilmesi gereken şey; peçeteyi yırtmamak, tutkalı sürerken kat izi yapmamak ve elbette ki fırça olarak sadece peçete fırçası kullanmak. Onlar diğer saman rengi fırçalar gibi değil beyaz tüylü ve yumuşaktır.

İnanın bu işlerde markası hiç önemli değil. Olay sizin el becerinizde. Plaid ürünlerine deli gibi para verip evi doldurmanıza gerek yok. Son yıllarda bu olay moda olunca, yerli firmalar piyasaya bir sürü güzel ürün sundu.
Sonra bırakın zaten iki saate kurur. İsterseniz üzerine yien nalburdan bile bulabileceğiniz; mat vernik sıkın. Fikslemesi açısından ben hep sıkardım. Öyle elli kat cam vernikmiş, parlak dokuymuş pek sevmem.

Tablonuz hazır .)

Bir ara evde yıllardır bekleyen malzemelerden vakit bulur üretime geçersem, transfer tekniği vs bir sürü tekniği de anlatırım.

3- Ikea’nın çerçevesi. İçine koyduğum resimler ise; Kore’li sanatçıların reprodüksiyonları, kısaca Samsung Kore’nin takvim sayfalarından.

4- Paşabahçe, Cafe Fernando Cengo’muzun hediyesi.

5 ve 6- Yine Ikea’nın çerçevesi, paspartuları yukarıda bahsettiğim Kore’den gelen papirüsler. İçine koyduğum resimler ise; Kore’li sanatçıların reprodüksiyonları, kısaca Samsung Kore’nin takvim sayfalarından.

7- Yine Ikea, al as hesabı. İçinde ki desenleri sevdim ve ellemedim.

8 ve 10 Ikea’nın çerçevesi, içine koyduğum resimler ise; Kore’li sanatçıların reprodüksiyonları, kısaca Samsung Kore’nin takvim sayfalarından. Ben içine Ikea taşları ve gece olunca fosforlu yeşile dönen taşlardan ekledim. Hani gece merdivenden çıkınca enstantene hesabı .)

9- Yine Ikea’nın çerçevesi, paspartuları yukarıda bahsettiğim Kore’den gelen papirüsler. İçine koyduğum resimler ise; Kore’li sanatçıların reprodüksiyonları, kısaca Samsung Kore’nin takvim sayfalarından.

Ve numaralandırmadığım; Ikea’dan 5’li paketler halinde satılan, kendinden yapıştırması olan kare aynaların ikisini verev olarak duvara yapıştırdım.

Geldik alt katta ki koridora…
Görsele dair 2. kolaj…

Bunlar Kore’de çok meşhur bir sanatçının papirüs reprodüksiyonlarıymış. Reprodüksiyonların tonlarına uygun acı kahve, venge ve akça ağaç tonlarında Ikea’dan üç çerçeve alıp, yine yukarıda bahsettiğim Kore harfleri olan papirüsleri paspartu olarak kullandım.

Bir ara tablo,mask ve water globe koleksiyonumuzu da paylaşacağım.

Madem yazının başında Cath Kidston dedik; benim de en çok sevdiğim, Amsterdam’ın en meşhur dükkanlarından biri olan Kitsch Kitchen’a dair yazılarımın linklerini de ekleyelim tam olsun.