Mercat de La Boqueria – Benvinguts / Barcelona Pazarı

İspanya gezisine dair paylaşımlara; Barcelona’nın Ramblas Caddesi’nde bulunan dünyanın en ünlü pazarı Mercat de La Boqueria ile devam edeyim. O güne dair daha önceki paylaşımlarıma Barcelona etiketli yazılarımdan bakabilirsiniz. Kısaca La Boqueria denir, bildiğimiz pazardır ama turistlere ve özellikle gurmelere yöneliktir. La Rambla’nın tam ortasındaki Liceu isimli metro durağından çıkar çıkmaz kalabalığı görünce anlarsınız zaten .)

Moleküler gastronominin öncüsü sayılan şef Ferran Adria ismi, Katalan mutfağının ünüyle ilgili az çok bir fikir veriyor olmalı herkese. Katalanlar lezzet konusundaki bilgi ve yeteneklerini; dünyanın en çok gezilen pazarı ünvanını elinde bulunduran Mercat de La Boqueria‘a borçlular. Bu pazar, tatbilirlerin Kâbe’si sayılıyor .)


Boqueria’nın tarihi 11. yüzyılın başlarına kadar uzanır. O zamanlar, eski şehrin kapılarının hemen yanında et satmak için masalar varmış. Tarih boyunca isim ve fonksiyon değişikliklerine uğrayan pazar alanı, ilk defa 1826’da resmi pazar alanı olarak tanımlanmış ve buraya yatırım yapılmaya başlanmış. Hatta gördüğünüz halihazırda varolan metal tavan, 1914’te inşa edilenin ta kendisidir.

1835 yılında açılan bu en ünlü ve renkli yiyecek pazarında İber yarımadasının ünlü domuz jambonları, fotoğraflara baktığınız zaman göreceğiniz; işlenmiş et çeşitleri, çikolatalar, belki de daha önce hiç görmediğiniz ve tatmadığınız meyveler, yüzlerce mantar çeşidi, peynirler ve deniz ürünleri bir anlamda Katalan mutfağının da özeti gibi.


Malum tapas yöresel ve en çok prim yapan yemeklerinden biri. Özellikle bu muhteşem pazarda bulunan ünlü tapas barlardan birinde bir mola, Katalan mutfağını tanımanın en kısa ve güzel yolu… Barcelona’ya gideceklere duyurulur…

Eğer turist olarak gitmişseniz; Katalunya’dan yürüyerek La Boqueria’ya, oradan da denize doğru düz devam ederek alışveriş merkezi Maremagnum ve muhteşem yat limanına ulaşabilirsiniz.

Zaten bir sonra ki yazımda da bunları paylaşacağım.
Ve şimdi sizi fotoğraflarla başbaşa bırakıyorum.




Altta boğa temalı şişeler içinde; tadına doyamadığımız; Sangria’lar var.

Sangria adı, içindeki ana madde olan kırmızı şaraptan kaynaklı, İspanyolca kan anlamına gelen “sangre” den türetilmiştir. Bir İspanyol içeceği olsa da, 1800’lerde İngilizlerin “claret” dediği, biz de ise daha çok “roza / rose” diye tanınan Fransız Bordeaux şarapları ile yapılırmış.

Amerikalılar sangriayı ilk kez 1964 yılındaki Dünya Ticaret Fuarında tatmışlar. Ve bu tarihi punchın meşhur olması da o tarihten sonra olmuş.

Genelde ana maddesi olan kırmızı şarap ve portakal suyu sabit olmak üzere sayısız sangria reçetesi bulmak mümkün. Ve birçok bar da kendi reçetelerini üretmekte.

Beyaz şarapla da sangria yapılmakta ve o zaman bu puncha “Sangria Blanco” deniliyor. Genelde seramik pişmiş kaplarda ikram ediliyor. Yani Amerikan punchları gibi geniş punch kaselerde değil.

İnternette sayısız sangria tarifi bulmak mümkün. Ve hatta kendi yaratıcılığınız ile de yeni reçeteler hazırlayabilirsiniz. Tek uymanız gereken “kural”: içine koyduğunuz meyve sularının konsantre değil taze “sıkılmış” olmaları ve hazırladığınız sangrianın en az 6 saat buzdolabında dinlenmesi…

Kırmızı şarap bardaklarına süzülerek konulsa da, içindeki meyvelerle birlikte geniş ağızlı old fashioned bardaklarla da servis yapılabilir. Bu tür bir bardakla servis yapılacak ise, o zaman meyvelere saplanmış ve bir tane kokteyl kirazı geçirilmiş, kokteyl kürdanı da koymanız şık bir sunum olacaktır.

KLASİK SANGRİA REÇETESİ

6 kişi için malzeme listesi:

1 adet limon
1 adet portakal,
35 cl rom,
100 gr toz şeker,
70 cl kırmızı şarap,
1 1/2 su bardak portakal suyu

Bir tencere içinde rom, şarap ve portakal suyunu iyice karıştırın. Birkaç dakika dinlendirin ve sonra, karışıma şekeri ekleyerek bir kaşıkla eriyene kadar karıştırın. Portakal ve limonun kabuklarını soyacak ile temizleyip, ince halkalar şeklinde kesin ve karışımın içine atın.

Yarım saat kadar oda sıcaklığında bekletip, buzdolabının alt rafına, kabın ağzını kapatarak koyun ve en az 6 saat bekletin. Servisi geniş ağızlı bardaklarla yapacak iseniz, birkaç parça buz ekleyebilirisiniz.

Punchın alkol derecesini düşürmek için biraz daha portakal suyu ekleyecek iseniz, bunu servis sırasında beklettiğiniz karışıma ve tahta bir kaşık ile karıştırarak ekleyin. Çünkü, buzdolabında beklediği sürece içerisinde portakaldaki şeker fermantasyona uğrayacak ve alkole dönüşecektir. Afiyet olsun…