20 Nisan 2012 Cuma


Tegel Gölü Berlin & Kombinim




Yine yeniden kaldığım yerden devam, bu defa biraz farklılıklardan bahsedeceğim fakat onları sonlara doğru anlatacağım. Bildiğiniz gibi 30 Mart - 9 Nisan arası Berlin'deydim ama gelince canım hemen yazmak istemedi. Ev, işler, ailem vs derken farkındayım bir hayli boşladım. Sizlerden "Geldin ama yazmıyorsun özledik." mesajlarını almak çok güzeldi tşkler. Bloga yazmasam bile Twitter'dan ve instagram'dan sıkça paylaşımlarda bulunuyorum. Bu hafta sonu Ankara'da olacağım ama sadece Cumartesi. Askerliğinin bitmesine 27 gün kalan kardeşimle vakit geçireceğim, sonrasında da malum 23 Nisan tatil kısa bir kaçamak yapacağım.

Sevgili dostum Çağla, eşi ve ben Tegeler See / Tegel Gölü'ne gitmiştik.
O güne dair kareler.


Tegeler See (Tegel Gölü)

Berlin'in doğayla iç içe, yedi adası olan uzunluğu 4.2km. genişliği 1.6km. olan gölü. Suyun temizliğinden dolayı yazın tatilcileri görmek mümkün. Aklınızda olsun yazın giderseniz turistleri gezdiren gemilere binmeden dönmeyin. Mevsimine göre gördüğünüz gibi göçmen kuşlar da geliyor. Balık avlamak yasak mı bilemiyorum ama; bir çok çeşit tatlı su balığı yüzüyor. Göl üzerinde, su sporları yapanları ve yazın göl kenarına kurulan spor okullarını da görmek mümkün. Webden yazan var mı diye baktım, yazın giden bir blogger fotoğraflar eklemiş merak edenler buradan bakabilir.


Kuğunun gövdesi tertemizken, boynu neden bu renk onu anlamadım .)


Ve bizim güzel kızımız Doro, kısaca Doritos .) Bu da ayrı bir olaydır valla. Bana Eda yerine Edoş derler .) ama en çok kullanılan malumunuz Edi. Neyse konuya döneyim; ben küçükken iki köpeğim olmuştu ama onlardan bile çok sevdim bu kızı. Bir köpek hiç mi kokmaz? Çağla o kadar güzel bakıyor ki; günde iki defa tarıyor. Zaten ilerleyen günlerde süslünün birbirinden güzel kıyafetlerini de göreceksiniz. Nasıl trendy kurukafası bile var .)

Doro'yu kucağımdan indirmedim, koynumda uyudu. Hele son gece rahatsız olmasın diye kolumu kıpırdatmadım, sabaha kolum uyuşmuştu ama değer .) Bebek gibi koynumda uyudu durdu... Bizimkiler "Who ist Eda" dediği an pıtır pıtır bana koşması, yanıma gelince de patileri havaya dikmesi beni mest ediyordu. Onu da şu sebeple yapıyordu; sürekli memişlerini okşadığım için mest oluyordu teyzesinin zillisi .) Burada da başka bir köpekle birbirlerini keşfediyorlar.



Burada da ben, karaya çıkan kuşun peşindeyim .)


Tegel Gölü'nün ön kısımları, uçsuz bucaksız yürüme yolu...


Üstte gördüğünüz Moby Dick (1972) Tur gemisi, özel günlerde davetler veriliyor. Uzunluk 48,27 m genişlik 8,20 m derinlik 1,40 m. Daha fazlası için buraya bakabilirsiniz.


Doroş'un annesi güzel Çağla'm...


Soğuklara rağmen kombin atraksiyonları...


* ஐ * : ) Stil Direktörü Kombin ( : * ஐ *

Şapka H&M Paris
Bot Go Jane Amerika
Gözlük Cartier İstanbul
Hırka Berskha Barcelona
Gömlek Top Shop İstanbul
Çanta Louis Vuitton İstanbul
Eldiven Olymp & Hades Berlin
Binici tayt BCBG MaxAzria İtalya
Atlet Gina Tricot Salı Pazarı İstanbul
Yüzük geçen yaz bir firmadan hediye gelmişti
Fular & eşarp ne dersen, annemden indira gandi .)


Bizimkiler alandan beni aldıktan sonra; Çağla'm bana bu gördüğünüz kahvaltıyı hazırlamıştı. En güzeli de; ben Hello Kitty seviyorum diye neleri düşünmüş. İnceliğin için tekrar teşekkürler dostum .)


Doroş'un halleri, al ye içine sok! Oyuncaklarını da oynayalım diye bana getiriyordu .)


Akşamına da, Çağla'mın diğer sürprizi Hello Kitty'li pasta.


Ve gelelim diğer olaylara: Geçen hafta Amsterdam'dan Cemal'ler gelmişti, "My dreams come true! Tonight is the night! Hayallerimiz gerçek oldu! Bu gece o gece! Maşallah!!! @omersuner" diye 11 Nisan'da bizim evden instagram hesabımda bu fotoyu paylaşmıştım.

Sonrasında sabahlar olmasın, okuduğunu anlamayan yurdum insanları, gördüğünü de anlamaz olmuş .))) , 2 gün boyunca her yerden "Bebek mi yoksa?!" türevi mesajlar aldık! Her şey bir yana; hamile bir kadın şampanya patlatır mı? .) Teytey işte, laf olsun beri gelsin. Yalnız anlayamadığınız bir konu var; sizi bilemiyorum ama benim hayata bakış açım, bebek odaklı değil! Olsaydı 6 yıl beklemezdim (K) Bunun da altını bir milyonuncu kez çizmiş olayım!



Şimdi geleyim yazımın başında bahsettiğim diğer olaya: Bundan iki sene önce işlerimin yoğunluğu nedeniyle; stildirektoru.com'u yorumlara kapatmıştım bu yüzden eski yazılarımın bir kısmında hiç yorum yok ama buna rağmen yine de sizleri ihmal etmeden o dönem bile blogum yorumlara kapalı olmasına rağmen; sizin yazılarınıza yorum yazdığımı hepiniz biliyorsunuz. Ne sizlerin bloglarınıza, ne de kendi bloguma yetişmek ne mümkün...

Kimilerinizin Twitter'dan da, özelden de bana sıkça yazdığınız gibi; "O kadar tanınmış blogger Stil Direktörü bile herkese yorum yazar, ihmal etmez." devamını yazmıyorum .) anlayan anlar, dediğiniz gibi, yorumlarınıza da %90 tek tek cevap yazmakla beraber, beni ziyaret eden her bloggerı da ziyaret ettiğimi gayet iyi biliyorsunuz.

Bloggersan eğer kendine müslüman olmayacaksın! Her zaman bunu savundum ve bu sebeple; bana değer verip, gelip yorum yazanların; iyi veya kötü her yorumunu onayladım, gereğince hak edilen şekilde cevabımı da verdim.

Yukarıda patlatılan şampanyadan da anlayacağınız gibi; artık işlere full tempo odaklanmam gerek. Sizleri de pek mutlu edecek, sizlere de kazanç imkanı doğuracak bir proje üzerinde çalışıyoruz. Sahibi olduğumuz web sitelerinin neler olduğunu blogumda beyan etmediğimi, sadece bilmesi gerekenlerin bildiğini de bilirsiniz. Zamanı gelince şu an üzerinde çalıştığımız siteleri de; paylaşılması gerekirse paylaşacağım. Kısaca canlar durum budur ve bundan sonra belki tamamen, belki bir süreliğine stildirektoru.com yorumlara kapalı. Sadece yarışma olduğu dönemlerde yarışmaya dair yazıyı yoruma açacağım.

Çünkü sizlerin yorumlarınızı bazı bloggerlar gibi cevapsız bırakmak benim için evime gelen, konuşan misafiri dinlememekle aynı! .) Dediğim gibi işlerin yoğunluğu ve kendime daha çok vakit ayırmak istediğimdem kısaca durum budur .) Hem bu sayede daha çok yazı girecek vaktim de olur .)

Zaten e-postamda imza kısmında cep telefonum bile yazıyor! Bu derece şeffafım, isteyen her yerden bana ulaşma şansına da sahip .) Bu yazımda en alta eklediğim gibi bundan sonra her yazımda; yazılarıma dair eklemek istediğiniz veya bana yazmak istediğiniz bir konu olursa e-postadan ulaşabilirsiniz. Sizlerden ricam eski yazılara da yorum yazmamanız çünkü cevap verdikçe muhabbetlerimiz uzuyor kısaca yazmak isteyen e-postadan yazsın.

Son olarak; aslına bakarsanız kimseye açıklama yapmak zorunda da değilim ama bloglar sayesinde her gün, birbirimizin hayatlarına dahil oluyoruz. Bu yüzden bu açıklamayı hak ettiğinizi düşünüyorum ve verdiğim karara da saygı duymanızı rica ediyorum. Özetle sosyal mecralarda yazılarıma dair yaptığınız yorumlara tek tek dönemeyebilirim ama fırsat buldukça e-postlarınıza cevap vermeye çalışacağım.

Sağlıcakla kalın .)
Eda DEMİREL


İşlerimin yoğunluğu nedeniyle blogum yorumlara kapalıdır.
Mesajınızı stildirektoru@gmail.com'a iletebilirsiniz. Teşekkürler.


Per my busy schedule, I disabled the comments section on my blog.
Please e-mail stildirektoru@gmail.com if you have any urgent matters... Thanks.





Bu blogun tema tasarımı Stil Direktörü tarafından yapılmıştır.
Copyright © 2006 - 2015